• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-12-06
  • 16:55 'Bizim hakkımızda karar verilmiş, burada kılıf yaratılmaya çalışılıyor'

    16:55

     

    Duruşmada yaklaşık 2 buçuk saat süren bir konuşma yapan Figen Yüksekdağ, mevcut yargılamaların siyasi yargılamalar olduğunu, hükümetin yapacakları konusunda önüne çıkacak tüm engelleri temizleme kafasıyla hareket ettiğini, mahkemelerin de bu irade ve yönlendirmelerle hareket ettiklerini belirtti. Bir elin dava üzerinde basınç oluşturduğunu söyleyen Yüksekdağ, Tayyip Erdoğan’ın tüm hukuksal-siyasal ilke ve kuralları da ihlal ederek Selahattin Demirtaş’ı “terörist” olarak damgalamasının bile bu açıdan çok şey ifade ettiğini vurguladı.

     

    Halkın demokratik bir siyaset istediğini, Haziran seçimleriyle bu iradenin ortaya da çıktığını, fakat mevcut iktidarın bu süreci “darbe” mantığıyla yöneterek önünü düzlemeye giriştiğini çeşitli örneklerle anlattı. Sincan’da 28 Şubat muhtırası döneminde tankların yürütüldüğünü, şimdi de 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanların yargılandığını ve üçüncü olarak da HDP eşbaşkanlarının aynı yerde yargılandıklarını ifade eden Yüksekdağ, ironik bir göndermeyle “burası bir darbe mıntıkası haline geldi” diye belirtti.

     

    Yabancı heyetlerin içeri alınmamasına da değinen Yüksekdağ, bunun Türkiye’nin dünyaya ne kadar yabancılaştığını gösterdiğini, “Yabancı olan onlar değil, yabancı olan burası. Benim duruşmamı izlemek için bu salona giremeyen basın emekçileri hapishaneye sınırsızca girebiliyor. İşte demokrasinin olmadığı memleketlerde denklemler böyle tersine kurulur” dedi.

     

    Yargının iktidarın doğrudan aracı haline geldiğini kaydeden Yüksekdağ, bunun olduğu bir ülkenin geleceği olamayacağını vurguladı. Kendileri hakkındaki kararın zaten verildiğini, bu davalarla sadece kılıf yaratılmaya çalışıldığını söyleyen Yüksekdağ, “Medyayı, bütün devlet kurumlarını baştan sona düzenlediniz, e HDP’liler de hapiste, kutsal koalisyonunuzu da kurdunuz. Ne engel kaldı? Türkiye siyaseti de toplumsal ve ekonomik yaşamı da 1 yıl öncesinden çok daha kötü durumda” diye konuştu. 

     

    Erdoğan ailesiyle ilgili Mal Adası üzerinden gerçekleştirilen vergi kaçırma olayına değinen Yüksekdağ, halktan aldıkları nefes için vergi alanların kendileri sözkonusu olunca böyle davranmalarının, “İnsani ve ahlaki kurallara aykırıdır ama bu siyasi iktidar bunları da devre dışı bırakarak kendisinin kaybettiği ve kaybettirdiği birçok şeyin hıncını bizden almaya çalışıyor. Kendi suçlarının üzerini örtmek için Türkiye’de birilerinin suçlu ilan edilmesi gerekiyor” diye belirtti.

     

    Yüksekdağ savunmasına devam ederken araya giren Mahkeme Başkanı, Yüksekdağ’a Cizre’de sarf ettiği ‘direnişçileri selamlıyorum’ sözlerini hatırlatıp, “artık hakkınızdaki iddialara yanıt verin lütfen” deyince Figen Yüksekdağ sinirlendi.

     

    Eğer yargılama yapmayacaksanız kararınızı verin, bitsin bu yargılama, bu tiyatro o zaman!” dedi. “Beni buraya konuşmam için getirdiniz, konuşmada sınır olamaz, istediğim kadar konuşurum ve tam da o konuyu anlatıyordum ama sözümü kestiniz diyen Yüksekdağ, Cizre’de ve diğer yerlerde yaptığı konuşmalara ilişkin açıklamalarda bulunarak sözlerini sürdürdü.

     

    Taybet Ana’nın da cenazesi buzdolabında saklanan Cemile’nin de selamlanması gereken insanlar olduğunu belirten Yüksekdağ, o dönem olup bitenlerin “terörle mücadele ettik” denilerecek kadar basit şeyler olmadığını vurguladı.

     

    Yüksekdağ sözlerine, “Bir felaket, bir trajedi yaşandı, Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de. Bu insanların sözü söylenmeyecek mi? Biz o insanları selamlamayacak mıyız? Ben Van milletvekiliyim, ben o belgenin milletvekiliyim. O insanın sesine bir can olamayacaksam, beni assalar dahi beni o söylediğim sözlerden dolayı kimse benden hesap soramaz. Ben halkıma hesap veririm. Ben insanlığa hesap veririm. Siyasi iktidarlar da heyetler de fanidir. Bizim bu söylediklerimi tarih yazacak. Beni önce tarih duyacak. Ben bundan sorumluyum. Beni en fazla asarsınız, müebbet yatırırsınız ama ben tarihe karşı suç işlemem” diye devam etti.

     

    Kendilerinin tüm çabasının çatışmaların bitmesine dönük olduğunu kaydeden Yüksekdağ, “Hala bana iddianamelerde siyasi iktidar ağzıyla ‘sen YPS’lileri mi destekliyordun, silahlı militanları mı selamladın?’ Bu sorulara muhatap oluyorum. Bu hakareti kaldırmak zorunda değilim. Gelmeyebilirdim buraya. Ne olacak, ölümden öte köy yok! Yine aynı ağızla konuşuluyor bizimle. Orada da İzmir’de de başka yerlerde de yaptığım konuşma her birisi de orantısız devlet şiddetini, oradaki sivil ölümleri eleştiren, orada yurduna bağlı kalmak için, biliyor musunuz orada ölen sivil sayısını? 300’den fazla, toplam 1000 ölüden bahsediliyor. En küçüğü 3.5 aylık bebek, en büyüğü 80 yaşındaki ihtiyar. Bunlar için tek bir söz söyleyemeyecek miyis? Ne yapacaksınız? BM’ye dava mı açacaksınız? Yarın öbür gün yargılama sorgulama süreci başlayacak. BM bunlarla ilgili rapor tuttu” diye belirtti.

     

    Yüksekdağ, Türkiye’nin ABD’de Zarraf davasını yürüten yargıçlarla ilgili yakalama kararı çıkarılmasını hatırlatarak, “Evlere şenlik. BM hakkında da mı yakalama kararı çıkartacaksınız. Tuğla gibi rapor hazırlamışlar. Biz burada konuşamıyoruz. Bizim konuşamadıklarımızın BM konferanslarında konuşulması, bu memlekette yargılanamayan ahlaksızların Amerika’da yargılanması hoşumuza mı gidiyor? Bu gerçekler Yüksekdağ’ı hapsetseniz  de öldürseniz de siyaset dışı bıraksanız da bu gerçekler susmayacak. Bu acıların en azından konuşularak ifade edilerek hafifletilmesi gerekir. Buradan bir terör örgütü bağlantısı çıkarmak, terör ve şiddet eylemlerini övme sonuçları çıkarmak akla zarardır, kasıtlıdır, niyetlidir” diye belirtti. 

     

    12:35

     

    Duruşma salonu 500 kişilik olmasına rağmen ve heyetin izlemek isteyen tüm katılımcıların alınması yönünde kararı olmasına rağmen polis kapıda bekleyen pekçok kişinin salona geçmesini engelledi. Davayı izlemek için 10 ayrı ülkeden gelen heyetlerin içeri alınmasına itiraz eden avukatlara savcı gerekçe olarak “yabancı heyet akredite değildir” yanıtı verdi. Bunun ne demek olduğu sorusunaysa “araştırırsınız onu” diye belirtti.

     

    Daha sonra avukatların heyetlerin ve dışarda bekletilen izleyicilerin salona alınmasına ilişkin suç duyurusunda bulunması üzerine heyet içeri girerek kısa bir görüşme yaptı. Müdafi avukatların itirazı üzerine yapılan görüşmeden sonra heyet başkanı kararı dışardan gelen bazı gazeteci ve siyasetçilerin salona alınmasında güvenlik problemi olduğunu iddia ederek şunları kararlarını şu sözlerle açıkladı:

     

    Dışarıda bekleyen izleyicilerin salona alınmasına, Berlin Eyalet Parlamentosu Milletvekili Hakan Taşın’ın mahkemeye bizzat ulaştırılan dilekçesinin değerlendirilmesi sonucu izleyici olarak katılmasında güvenlik açısından bir problem bulunmadığına, bir kısım sanık müdafilerinin talep ettikleri yabancı ülke vatandaşı temsilci, avukat ve basın mensuplarının ise duruşmaya alınmalarında güvenlik problemi bulunduğu değerlendirildiğinden duruşmaya alınmamalarına oy birliğiyle karar verildi.

     

    Salonda heyeti denetleyen bir "komiser mi"?

     

    Bu arada Yüksekdağ’ın duruşmasında olağanüstü bir durum daha yaşandı. Daha önce hiçbir duruşmada görülmeyen bir uygulamayla Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili de izleyiciler arasında yer aldı. Heyeti kontrol eden bir “komiser” edasıyla demek daha doğru olur. Avukatların bu anormalliğe ilişkin sorularınaysa heyet “Yabancı heyetin katılmasını istiyorsunuz, devletin yetkili savcısının katılmasına itiraz ediyorsunuz” diyerek çıkıştı. Avukatlarsa ilk kez böyle bir duruma tanıklık ettikleri için sorduklarını söylediler. 

     

    ***

     

    HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın “yargılandığı” davanın üçüncü duruşması bugün Ankara Sincan Hapishanesi Kampüsü’nde bulunan mahkeme salonunda görülecek. Duruşma başlamadan yasaklar ve engellemeler devreye girdi. Tüm engellemelere rağmen çok sayıda insan duruşmayı izlemek üzere Sincan Hapishanesi Kampüsü'ne ulaştı. 

     

    İki gün önce Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan basın toplantısında duruşmaya katılmak isteyenler için Kurtuluş Parkı içindeki Vedat Dolakay Nikah Salonu önünden ve mahallelerden araç kaldırılacağı açıklanmıştı. Fakat duruşmaya katılmak için Vedat Dolakay Nikah Salonu önüne giden insanlar tüm araçlara el konulduğunu öğrendiler. İnsanlar kendi olanaklarıyla Sincan Hapishanesi Kampüsü’ne gittiler.

     

     

    İl dışından gelen araçlara da aynı muamelenin yapıldığı belirtiliyor.

     

    Çeşitli ülkelerden gelen heyetlerin duruşma salonuna alınmayacağı öğrenildi. Bu tutum üzerine heyetle görüşmeler yapılıyor.

     

    Bu arada Sincan Hapishanesi Kampüsü önünde TOMA’ların hazır bekletildiği görüldü.