• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2018-01-31
  • 30 yaşında, iki çocuk annesi Negihan G., evinde kendini asmış olarak bulundu

    Nilgün Kumru

     

    30 yaşında, iki kız çocuk annesi bir kadın Negihan. Yoz sistemin çürüttüğü insanlarla kesişmiş yolu hep. Erkekliği, ‘erkekçe’ olan her türlü pisliği yapabilme özgürlüğü olarak görenler çıkmış karşısına. Aşkın aşkla tartıldığı bir dünyada yaşamadığımız yüzüne çarpılmış her fırsatta. Babası taciz etmiş, eşi kardeşleriyle ve arkadaşlarıyla aldatmış, eşinden ayrıldıktan sonra yeniden aşık olmuş ama o zaman da aşık olduğu adam ve ‘canım, ciğerim’ dediği kuzeninin ihanetine uğramış.

     

    “Böyle yalan bir dünyada temiz kalınmıyor demek ki”

     

    Üç gündür haber alınamıyordu Negihan’dan, 22 Ocak günü polis evine girdiğinde cansız bedenini buldu. Şalıyla asmıştı kendini, ardında da bir mektup bırakmıştı. “Bu gece son” yazmıştı orada “tutunacak dalım kalmadı”.

     

    İki kızına bakabilmek için gece gündüz çalışan bir anne, kendi ayakları üzerinde durabilmek için çırpınan bir kadın, defalarca aldatılmış bir eş…

     

    Negihan ilk değil, tek değil, son da olmayacak. Klişe gibi geliyor kulağa belki ama insanı iliklerine kadar çürüten düzen değişmediği sürece Negihan’lar bitmeyecek. Erkekliği kadın üzerinde kurabildiği baskının şiddetiyle, kadınlığı maruz bırakıldığı her türlü iğrenç muameleyi sineye çekmekle, insanlığı ise çizgilerini kendi çekip değerlerini kendi belirlediği statülerle tartan düzen, hemen her gün bir yerlerde bir Negihan’ı daha yaşamdan koparacak.

     

    “Her şeyi aşmıştım ben, olmadı”

     

    Negihan’ın ardında bıraktığı mektuptan da okunabilir bu söylediklerim. Kendisi de yazmış “Böyle yalan bir dünyada temiz kalınmıyor demek ki” diye:

     

    "Yine ihanet yine entrika. Ey hayat daha neleri yaşatacaksın, nereden vuracaksın ki? Önce baba tacizi, sonra kız kardeşlerimin eşimle birlikte oluşu, arkadaşlarımın eşimle birlikte olması. Şimdi son olarak kuzenim R. İhanetle dolu bir hayat. Nereden tutunsam? Düşüyorum, tutunacak dalım kalmadı. İki kızıma ne verebilirim ki? Anne miyim ben? Çok sorular var, yanıtları yok. Ben hep düştüğümde kendim ayağa kalkmayı bildim. Yaşadığım acılar beni hep bir tık daha büyüttü. Şu an içimdeki sızıyı anlatabilecek bir cümle yok ki. Her şeyi aşmıştım ben olmadı.

     

    R. ve A., benim bir damlacık mutluluğumdu. Çok mu gördün ki, sen benim canım, ciğerimdin. Dert ortağım, sırdaşım, beni anlayan ailemdin. Candan ötemdin. Yaptığın oldu mu? Benim ailem yoktu, hep eksiktim. Senin her şeyin vardı. Annen, baban, kardeşlerin, çocuğun, kocan varken, bendeki bir damla mutluluk muydu zoruna giden? Benim bir damla mutluluğum seni mutlu edebildi mi? Bu nasıl bir ihanet. Nasıl konuşabildin ki benimle? Beni sen yok ettin.

     

    Haftanın 6 günü işimde çalışıyor akşamları da ekstra garsonluğa gidiyorum. Bir pazarım var onda da ev temizliğine gidiyorum. Sadece ayaklarımın üstünde durmaya çalışan bir zavallıyım. Ben artık yaşamak istemiyorum. Bu gece son. Böyle yalan bir dünyada temiz kalınmıyor demek ki. O kadar çok herkeste hakkım var ki, bilen bilir. Hakkımı helal etmiyorum. Emek verip arkamdan oynayanlara asıl hakkım helal değil. Artık gidiyorum cehennemde görüşürüz. Evimdeki her şeyim, motorum ben öldükten sonra satılsın devlet tarafından. Kızlarım C. ve A.D.'nın üzerine hesap açılıp, parası onlara yatırılsın. Vasiyetim olsun."