• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2018-01-19
  • Rejim Afrin'e, orası olmazsa Irak'a orası olmazsa başka bir yere saldırmak mecburiyetinde, ama 'vize' alması lazım!

    Bölgesel hayallerle Kürt düşmanlığı, başkanlık “seçimleri” öncesinde şahlandırılan şovenizmle buluşarak en çılgın haliyle politikaya tahvil ediliyor. Faşizmin führerci biçiminin inşa edilmeye daha doğrusu kendileri açısından çatısının çatılmaya hazırlanıldığı bu günlerde, içerde tırmanan saldırganlık dışarda da savaş politikalarıyla karşımıza çıkmaya devam ediyor. Yerlerde sürünen her şeyi (siyasi-ekonomik-kültürel-ideolojik…) az biraz ayağa kaldırmaya, tarihsel-toplumsal gericilik birikiminin o karanlık ruhuna bir zafer “armağan” etmeye odaklanıldığı bu anda her yere kılıç sallanıyor. “Afrin! Afrin olmazsa Irak’taki PKK kampları” diye başlıyor cümleler. O da olmazsa Kürtlerle ya da Alevilerle ilgili bir şey bulurlar duygusu yaşatan bir gözü dönmüşlükle karşı karşıyayız. Belli ki girilen seçim sathı mahallinde bu karanlık kuyuyu besleyecek, karanlığını büyütecek bir “başarıya” ihtiyaçları var. “İşte kazandık” diyecekleri kanlı-kirli bir “başarıya”…

     

    Şu anda çıldırmış gibiler. Bir Rusya’ya sefer düzenliyorlar, bir ABD’ye “tehditkar” sitemler yolluyorlar, bir Irak’ın yolunun tutuyorlar!.. Afrin’in yanıbaşındaki Azez’e, semirttikleri ama bir türlü de hale yola sokamadıkları savaş çetelerini konumlandırıyorlar. Minbiç’te aşiretler ve savaş çetelerinin artıkları marifetiyle provokasyonlarını sürdürüyorlar. Sınıra yığdıkları askerler-tanklar filmlerdeki ürpertici savaş sahnelerini canlandırıyor. Her yere mekik dokuyan “diplomasiden” henüz hava saldırısı izni çıkaramadıklarını bizzat kendileri söylüyorlar. Anlaşılan o ki Savunma Balkanı Nurettin Canikli’nin deyimiyle “zemin çok kaygan”!

     

    Medyası, siyasetçileri ve bilumum borazanlarıyla hazırlandıkları savaşta kendi başlarına bir halt yiyemeyeceklerini, ancak şantaj ve konum pazarlayarak Rusya ve ABD’den izin çıkarabildiklerinde harekete geçebileceklerini itiraf edecek açıklamalar birbirine ekleniyor. Sadece bunlar değil. En son, Savunma Bakanı Canikli’nin sarfettiği cümlelerden de anlıyoruz ki Afrin’e dönük bir saldırı için 'koşullarının olgunlaşmasını' daha doğrusu koşulları olgunlaştırmayı bekliyorlar. Biz bunu provokasyonlarla, diplomatik şantajlarla, IŞİD ya da El Nusra gibi güçlerin bile semirtildiği, korunup-kollandığı kirli politikalarla izin çıkarmak için ellerinden geleni yapacakları şeklinde okuyoruz.

     

    “Afrin’e harekat yapılacak” diyen, Canikli’nin şu sözleri her şeyin özeti:

     

    Bu operasyon gerçekleştirilecek, yapılacak, Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi. Ama zamanı, saati tamamen harekatın gerekliliği çerçevesinde, harekatın en etkili, en başarılı şekilde yürütülmesiyle alakalı planlamanın bir parçası. Dolayısıyla o çerçevede şu anda gereği yapılıyor. Suriye’nin kuzeyindeki bütün terör hatları, varlığı ortadan kaldırılacaktır. Bunun başka çaresi yok.

     

    ABD’nin yaptığı “en büyük tehdit IŞİD’tir” açıklamasına gönderme yaparak,  “Boş ve anlamsız bir değerlendirme” tespiti yapan Canikli “kişi kendinden bilir” misali IŞİD’in ABD tarafından bazı bölgelerde özellikle korunduğunu söyledi. ABD’nin bu tutumuyla Suriye’de kalma gerekçesi yarattığını, o nedenle “en büyük tehdit DAEŞ’tir” denildiğini, oysa IŞİD’in hem Irak’ta hem de Suriye’de ortadan kaldırıldığını herkesin bildiğini söyleyiverdi. Ne tesadüf ki hakkında bunu söylediği IŞİD bugün Azez’de kendi çetelerinin tuttuğu noktada kendisini patlattı.

     

    Dün topu “Afrin bizim kapsama alanımızda değil” diyerek Rusya’ya atan ABD’yse bugün Türkiye’nin oynadığı çatlakları, döndürdüğü pazarşlıkları da bilerek daha yüksek sesle “Türkiye’yi böyle bir adım atmamaya çağırıyoruz” dedi. Arkasından dün Rusya’yla görüşen Türk yetkilerinin ondan izin kopardıklarını ifade eden “Rus askerleri Efrin’deki gözlem noktalarından çekiliyor” haberleri düştü AA üzerinden.

     

    Gerilim siyaseti çok koldan adım adım örgütleniyor anlayacağımız.

     

    Fakat efelenmelere rağmen şimdiye kadar Afrin’in yanı başındaki Azez’e kamyonlarla ÖSO’lu taşımak dışında somut bir gelişme yok. Öte yandan Rus askerlerinin çekildikleri henüz Rusya tarafından resmi olarak teyit edilmedi. Fakat belli ki Rusya’yla dönen pazarlıklarda kim bilir neyin karşılığında girebilecekleri bir alan gösterildi kendilerine. “Bizim bu başarıya ihtiyacımız var, size de şunu vadediyoruz” minvalinde oturulan masadan çetelerin girebileceği, havadan da birkaç bomba sallayabilecekleri bir izin kopardılar.

     

    Kürt halkını “kanla boğmakla” tehdit eden, esip gürleyen Türkiye, Rusya ve ABD’nin vizesi olmaksızın hiçbir şey yapamayacağını bir kez daha gösterdiği bu sahnede, Kürt halkının da sırtını ona buna değil kendi öz gücüne dayadığını bizzat yaşayıp görecektir. Tıpkı Kobanê’de olduğu gibi… Canikli bu açıdan oldukça haklı. Gerçekten de zemin çok kaygan, rejimin çakılıp kalacağı kadar kaygan...