• Paylaş

    KATEGORİ : ÇEVRE-KENT

    Eklenme tarihi : 2017-11-21
  • Hızlı tren projesiyle yağmalanmaya açılan Belgrad Ormanları’nın 'nefes ve su'yla özdeş olduğunu biliyor musunuz?

    18 Kasım Cumartesi tarihinde araştırmacı Hüseyin Irmak rehberliğinde yapılan Belgrad Ormanı Su Bentleri Keşif Yürüyüşü’ne katılan bir okurumuzun Irmak’ın anlatımlarından yaptığı aktarımlar, yağmaya açılacak bu ormanın kadim tarihini çarpıcı bir şekilde resmediyor.

     

    O aktarımlarda şunlar belirtiliyor:

     

    Nefes ve Su

     

    1770'lere kadar girişin yasak olduğu bir orman, Belgrad ormanı. Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde, 'ağaç kesenin, su çalanın' cezacı kürek mahkumluğu ve yarım kilo altınmış... Bir Osmanlı padişahı, bu ormanda ağaç kesenin ve buna yardım edenin başı kesilecek diye kanun çıkartmış.

     

    Belgrad ormanı, Bizans ve Osmanlı için, NEFES VE SU demek; bu nedenle her iki medeniyet, ölümcül bir hassasiyetle korumuş bu yapıyı. Bu olmazsa olmaz su havzasını içinde barındıran Belgrad ormanı, hem Bizans hem Osmanlı'ya başkent olmasını sağlayan biricik temeldir. Öylesine ki, Saray dışında 'padişah imzası' taşıyan ilk kitabe (taş üzerine kazınmış tuğralı kanun maddesi), 2. Abdülhamit döneminde Büyükbend için dikilmiştir.

     

    Bizans imparatoru İlk Adrianus (Edirne adının orijinali), başkente gereken su için, bendleri kurduruyor. Çok uzun zaman sonra, Terkos su havzası kullanıma açılınca, Belgrad ormanı ikinci plana düşüyor.

     

    20.yy başında 12 bin kilometre kare iken, günümüzde 5 bine kadar azalıyor alanı. 1800'lerde buraya gelen Alman botanikçiler, bölgenin "el değmemiş doğal yapısını" belgeliyor. 

     

    Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine başkent olma şansını veren bu ulu ormanı savunmak, ne acıdır ki, sadece bir kısım doğasever insana kalıyor. Kendilerine, 'Kuzey Ormanları Savunması' diyorlar.

     

    Son 50 yılda, mesire yeri olarak kullanımı, ormanı hasta etti. Çiğnene çiğnene toprak sıkılaştı, ağaç kökleri açığa çıktı ve hatta bazıları devrildi. Hızlı Tren projesi gerçekleşirse, 3. Boğaz köprüsü için olduğu kadar ağaç, katledilecek. 

     

    Bugün araştırılmayı bekleyen Belgrad köyü kalıntıları ise, toprağa gömülü keşfedilmeyi bekler halde, sessizce tanıklık ediyor, çiğnenen toprağın da altından. Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad seferi sonrası, bu topraklara getirdiği binlerce esir için, kurulmuştu oysa. 1890'larda boşaltılana kadar uzun süre evi olmuştu bu şanssız insanların.

     

    Artık bizleriz bu şanssız insanlar...