• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-02-13
  • Akademisyenlerin KHK'larla ihraç edilmelerine karşı bugün AÜ fakültelerinde boykot, forum ve işgal var

    Mevcut halde de üniversite anladığımız tarzda demokratik ve özerk bir yapıya sahip değildi. Fakat bu hali gerek akademi kadrosunun ilerici-demokratik duruşu gerekse öğrenci hareketinin baskılamasıyla dönem dönem esneyip, nispi bir demokratik karakter kazanabiliyordu. OHAL döneminde daha açık bir saldırıya dönüşen üniversitelere dönük taarruzla bu nispi hal de tümüyle tasfiye edilmek ve üniversitenin tarihsel anlamı tamamen mezara gömülmek isteniyor.

     

    Ardı ardına çıkarılan KHK’larla yüzlerce akademisyen ihraç edildi. Bunların önemli bir kısmı dünya görüşü itibariyle ilerici-demokrat-sosyalist nitelikler taşıyan bir duruşu temsil ediyorlardı. Bazı üniversitelerde kimi bölümler neredeysen akademisyensiz kaldı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler gibi bir adres ya da DTCF’nin tiyatro bölümü gibi bölümler bu ihraçlarla adeta işlemez hale getirildi.

     

     

    Üniversiteye ve genel olarak eğitime dönük saldırılar başkanlık rejimi denilen rejim biçiminin tek başına bir siyasal dönüşümü değil, aynı zamanda kapsamlı bir toplumsal dönüşümü de içerdiğini açıkça ortaya koyuyor. Üniversite, tarihi ve o tarihin parçası olan birikimiyle tasfiye edilmek, burjuvazi için tek tip kadrolar yetiştirecek bir üsse dönüştürülmek isteniyor.

     

    Bu saldırganlığa karşı şimdiye kadar dişe dokunur bir duruş örülemedi. Fakat 115’inin Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza koyan 330 akademisyenin ihraç edildiği son KHK ile bu durum değişmeye başladı. Bu KHK saldırının niteliğini daha açık bir biçimde ortaya koyduğu için bu seferki tepkiler de buna uygun olarak daha güçlü bir nitelik kazanıyor. Hem öğrenciler hem de akademisyenler ve çeşitli toplumsal kesimler, kitlesel, ısrarcı ve mevzileri terk etmeme tutumunun giderek güçlendiği kolektif bir duruşu örgütlemeye çalışıyorlar.

     

     

    Ankara Siyasal Bilimler Fakültesi önünde Cuma günü yaşanan saldırganlığın bilimsel kimliği temsil eden düğmesiz cüppelerin polis tarafından hoyratça çiğnenmesi ve akademisyenlerin dövülmesi, yerlerde sürüklenmesi, işkenceye maruz kalarak gözaltına alınmaları bu hoyratlığa karşı geniş kesimlere yayılan bir tepkinin mayalanmasına neden oldu. Bu tepkiler karşısında ihraçların faili belirsizleşti. Hükümet “biz yapmadık YÖK yaptı” diye topu YÖK’e attı. YÖK "ben belirlemedim" diyerek topu rektörlere…

     

    Ortaya çıkan tablo üniversitelerin başına atanan rektörlerin murat edilen başkanlık sisteminin küçük birer prototipleri olduğunu gösteriyordu, tüm merkezi yetki onların iradesine bırakılmıştı, onlar da kendisini atayanın iradesini partikleştirmek için canla başla çalışıyorlardı... Üniversitedeki tüm özerklik-demoratiklik kırıntılarının temelden kazınarak yeni bir kışla sistemine geçişte oldukça aceleci bir rotanın izleniyordu.

     

     

    AÜ Cebeci kampüsü

     

    72 akademisyenin ihraç edildiği ve en büyük kıyımın yaşandığı Ankara Üniversitesi'nde öğrenciler ve hocalar dersler boykot ediyor. Öğrenciler sınıfları boşalttı. Sınıfların boşaltılmasının ardından 'Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!' sloganıyla açık ders başladı.

     

     

    Dersin sonunda pankartın arkasında buluşan akademisyenler ve öğrenciler, bir kez daha “Hayır gitmiyoruz!” dedi ve dersi “Her yer Cebeci her yer direniş!”, “Saray’ın İbiş’i olmayacağız!”, “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriye!t” sloganlarıyla bitirdi.

     

     

    İLEF’te dekanlık işgal edildi

     

    Cebeci Kampüsü'nde bulunan İletişim Fakültesi, öğrenciler tarafından işgal edildi. Öğrenciler, Dekan Prof. Dr. Abdülrezak Altun'un istifasını talep ediyor.

     

    İLEF'li öğrenciler, ihraçlara tepki için fakülte dekanlığını işgal etti. Çok sayıda öğrenci dekan Abdülrezak Altun'u istifaya çağırdı.

     

     

    Dekan Altun'un odası önüne gelen öğrenciler adına yapılan konuşmada "Duyduk ki meslektaşları ihraç edilirken sevgili dekanımız, onları savunmak yerine İstanbul'a gitmiş. Biz bugün buraya geldiğimizde tek bir isteğimiz vardı. Yıllardır gösteremediği dirayeti bir gün olsun göstersin ve istifa etsin diye uğraşmak istemiştik. Bizim için artık kendisi boş bir odadan ibarettir. Dekan bey istifasını verene kadar direnişimiz devam edecek" denildi.

     

    DTCF’nde boykot ve forum

     

     

    12 akademisyenin ihraç edildiği DTCF’de de boykot çağrıları yapıldı. Fakülte önünde toplanan kitle burada açıklama yapmak isterken polisin saldırısına maruz kaldı. Polis kitleyi kalkanlarla uzak bir noktaya kadar itti. Açıklama okulun ön bahçesinde gerçekleşti. Eylem DTCF’nin içinde ve dışında destek alkışlarıyla sonlandı. Eylemin ardından içeride forum başladı. Tiyatro bölümü hocaları da dışarıda öğrencileriyle buluşacak. 

     

    Marmara Üniversitesi

     

    Marmara Üniversitesi'nde ihraç edilen akademisyenlere destek için yapılan eyleme bir grup soda şişeleriyle saldırdı. 

     

     

    Gerginlik sırasında soda şişelerinin atıldığı görüldü. Polis, açıklama yapan gruba yönelen öğrenci grubuna engel olmaya çalıştı. Bu sırada arbede yaşandı. Aralarında akedemisyenlerin de bulunduğu grup adına yapılan açıklamada, "Marmara Üniversitesi'nden 23 akademisyen ihraç edildi. Bu hükümetin temsilcileri dahi bu kararın arkasında duramadılar. Hükümetin temsilcileri suçu; topu YÖK'e attı. YÖK rektörlere attı. Biliyoruz bu suçu hep birlikte işlediler. Bu hukuksuzluğu hep beraber gerçekleştirdiler. Üniversitelerde rektörlükler adeta ispiyonculuk yaparak, isimler vererek bu şekilde bu sonucun ortaya çıkmasına neden oldular" denildi. 

     

    Kocaeli Üniversitesi’nde polis saldırdı

     

    Kocaeli Üniversitesi'nde görevlerinden ihraç edilen akademisyenlere destek için yapılan eyleme polis müdahale etti. 10 kişi gözaltına alındı.

     

    Bugün Eskişehir Anadolu Üniversitesi ve diğer pekçok üniversitede de ihraçlara karşı öğrenciler ayaktaydı.