• Paylaş

    KATEGORİ : KÜLTÜR-SANAT

    Eklenme tarihi : 2017-03-28
  • “Tiyatro varsa ben varım” diyecek denli sahneye tutkun bir kadın Afife Jale

    Tiyatro aşkını cesaretle harmanlayan bir sahne perisi: Afife Jale

     

    Tiyatro varsa ben varım” diyecek denli sahneye tutkun bir kadın Afife Jale. Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, yani en çok da tiyatro sahnesinin kadınlara kapatıldığı dönemde o ateşi ilk yakma cesareti gösteren Afife’nin günü.

     

    Beni acıyarak değil, düşünerek severek, kucaklayarak hatırlayın. Tiyatro varsa ben varım! [Afife Jale]

     

    Türkiye’nin ilk kadın tiyatro sanatçısı olma unvanını taşıyan Afife Jale, 1902 senesinde İstanbul’un Kadıköy semtinde dünyaya geldi.

     

    Afife, içinde giderek büyüyen tiyatro sevgisine kulak vererek 1918 yılında Darülbedayi (Şehir Tiyatroları) sınavlarına girerek, ‘mülazım artistlik’ (stajyer) olarak Şehir Tiyatroları kadrosuna dahil oldu.

     

    Türkiyeli ve Müslüman kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu bir dönemde azimle tüm provalara devam edip, çalıştı.

     

    Afife ile birlikte stajyer olarak tiyatroya giren 4 kadın “Nasıl olsa sahneye çıkamayacağız” diyerek istifa etti.

     

    13 Nisan 1920 gecesi sahnelenecek olan Hüseyin Suat’ın ‘Yamalar’ adlı oyununda Emel rolünü canlandıracak olan Eliza Binemeciyan’ın yurtdışına gitmesiyle birlikte yeni bir kadın oyuncu arayışı başladı.

     

    Darülbedayi yöneticileri Emel karakterini Afife’nin oynamasına karar verir.

     

    “Hayatımda mesut olduğum ilk gece”

     

    Rüyasını gerçekleştirerek sahne tozuna karışan Afife’nin performansı büyük beğeni topladı ancak mutluluğu uzun sürmedi.

     

    Afife Jale ilk sahneye çıktığı o tarihi geceyi, altı yıl sonra Refik Ahmet Sevengil’e şöyle anlatır:

     

    Hayatımda mesut olduğum ilk gece… Sanatın ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içindeyim. O piyeste (Yamalar) güzel bir sahne vardır; ağlama sahnesi… Orada taşkın bir saadetle gerçekten ağladım… Alkış, alkış, alkış… Perde kapandı; açıldı, bana çiçekler getirdiler. Perde tekrar kapandı. Muharrir (Hüseyin Suat Bey) kuliste bekliyormuş; ben çıkarken durdu, alnımdan öptü: “Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı; sen işte o fedaisin

     

    Şehir Tiyatrosu ‘Tatlı Sır’ ve ‘Odalık’ adlı oyunların sahnelendiği akşamlarda polis tarafından basıldı. Baskın sırasında Afife, diğer sanatçıların yardımıyla saklanabildi.

     

     

    Son baskında gözaltına alınan Afife, polis tarafından şiddete maruz bırakıldı.

     

    Babası da genç kadını ‘kötü kadın oldun’ diyerek evlatlıktan reddetti.

     

    Dönemin İçişleri Bakanlığı tarafından Darülbedayi yönetimine gönderilen ‘Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkamayacağı’ yönündeki bildiri ile Afife’nin tiyatrodaki işine de son verildi.

     

    İlk ateşi yakan kadın

     

    Peşi sıra maruz kaldığı baskılar, dışlanmalar ve şiddetli baş ağrıları sonucunda Afife ağrılarını geçirmesi için doktorun kendisine verdiği morfine bağımlı hale geldi.

     

    Kadına sahnenin basamaklarını kapatan düzene usanmadan direnen Afife, 24 Temmuz 1941 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu.

     

    Yasakların Türkiye tiyatrosunda kadınlar için bir ‘devrim’in mimarı olan Afife, ‘ilk ateşi yakan’ kadın olarak bilincimizde yer etti.

     

    Bakın Afife’nin hüzün ve tutkuyla bakan gözlerine, size, cesaret ve inancı fısıldayacaktır. (Gazete Karınca)