• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-08-13
  • tesettürlü kadınlar, mücadele edilecek bu baskıların sebebi,değil, bu baskıya maruz kalmış insanlar

    ayşe düzkan

     

    rahat bırakamıyorsunuz tabii, hangi kadın grubunu rahat bırakmak aklınıza yatıyor ki. tesettürü savunanlar başta olmak üzere kimse bu kadınların –aslında hiçbir kadının- kendileriyle ve hayatlarıyla ilgili kararları kendilerinin alabilecekleri fikrini kabul edilir bulmuyor. 

     

    bir yandan da şunu hatırlatmakta ya da göstermekte yarar var. tesettürlü kadınların kıyafetleriyle ilgili kararları kendilerinin verebilmeleri fikri sadece liberallere mahsus değil. yoksulların ve işçi sınıfının yer alacağı herhangi bir politik projeniz varsa ve bunu hayata geçirmeye çalışıyorsanız, tesettürlü kadınlarla karşılaşıyor ve onların varlığına alışık olmalısınız. bu tesettürün sorgulanmaz olduğu anlamına gelmiyor, tabii.

     

    türkiye’de ve dünyanın hiçbir yerinde kadınların örtünmesi meselesi tesettürle sınırlı değil. hepimiz örtünüyoruz. genellikle erkek şiddetinden kendimizi korumanın ya da daha doğru bir ifadeyle erkek şiddetiyle baş edemeyeceğimiz durumlarda kıyafetimizin bu şiddete bahane edilmemesi adına canımızın çektiğinden farklı giyiniyoruz. sadece bu da değil, yerleşik güzellik kalıplarına uymak için de örtündüğümüz oluyor ki bu konunun gardiyanı, “köleler” arası rekabet uyarınca, zaman zaman kadınların ta kendisi oluyor. “koca kıçına bakmadan tayt giymek”, “o göbekle kısa tişört giymek” gibi “kavramları” hepimiz duymuşuzdur. selülitli bacakları “yüzünden” şort giymekte tereddüt eden kadınların sayısı, otobüste tekme yeme endişesiyle aynı giysiden vazgeçenlerden fazla. patriyarka, islami hassasiyetlerle sınırlı değil çünkü.

     

    öte yandan, tesettürlü kadınların çok ciddi bir kısmı, bunu inançlarının gereği olduğu için değil, aile ve çevre baskısıyla veya kadınlarla mazbut olması gerektiği, ve mazbutluğun da ancak tesettürle mümkün olacağı dayatması yüzünden örtünüyor.

     

    ama şu da açık, inanan bir kadın için allah’ın kararını hiçe saymak, örneğin babasının yasaklarına karşı çıkmaktan daha zor. dünyanın çeşitli yerlerinde, tesettür ve kadınlarla ilgili başka konularda bütün kutsal kitapları yeniden yorumlama ihtiyacı duymuş ve bugün yaygın olarak başvurulan tefsirlerden farklı sonuçlara varmış kadınlar var. ama bunun bugünkü tartışmaları etkileyecek bir yanı yok çünkü insanların inançlarını özgürce –yani gönül gözüyle görüp inandıkları biçimde- yaşayabilmeleri için de özgür bir topluma ihtiyaç var.

     

    tesettürün yaygınlaşmasında, devletin dinsel eğitim vb. politikalarının, toplumsal dayatmaya verdiği desteğin büyük etkisi var. ama tesettürlü kadınlar, mücadele edilecek bu baskıların sebebi, faili, taşıyıcısı değil, bu baskıya maruz kalmış insanlar. tıpkı benim gibi kadınların başka toplumsal sebeplerle başka biçimlerde örtünme baskısına maruz kalmamız gibi. yazarken bile hicap duyuyorum; tesettürlü kadınların kamusal alandan dışlanmasını, onlara yönelik herhangi bir dışlamayı savunmak bu mücadelenin bir biçimi olamaz. akp karşıtı mücadelede kemalistleri kendi saflarına kazanmak isteyenler vardır; mantıklı bir çaba bence ama bunun yolu kemalist “karafatmalar, burası bizim ülkemiz, gidin buradan”ları benimsemek olamaz.

     

    türkiye’de iktidarın siyasal bir karşı-devrim yapmadan şer’i hükümleri hakim kılmaya çalıştığı ortada. bunu torba yasalara tıkıştırılan değişiklikler, kültürel ortama müdahaleler, ve sivillerin, bu hükümlere göre yaşamayı reddeden başka sivillere karşı şiddetini hukuken hoş görerek yapmaya çalıştığı da açık. bunların önemli bir kısmı kadınları hedef alıyor ve kadın hareketlerinin mücadelesiyle karşılanıyor. ama karma sol hareketlere ve en önemlisi emek hareketine de düşen şeyler var. bugün iktidar, git gide artan işsizlik ve yoksullaşma koşullarının öfke ve hayal kırıklığına boğduğu erkekleri iki şeyle yatıştırmaya çalışıyor:  esas mutluluk öteki tarafta vaadi, ve ne kadar ezilirsen ezil, başta hükmün altındakiler –karın, kızın, ailendeki bütün kadınlar- olmak üzere kadınların efendisi sensin ve onlara istediğini yapabilirsin fikri. emek hareketi ve genel olarak sol siyasal hareketler kadın kurtuluş hareketine yön/akıl verme, öncülük etme gibi çabaları bir kenara bırakıp bu noktaya eğilse çok daha iyi olmaz mı?

     

    bence şu da önemli. kadınlara yönelik din temelli baskılarla mücadele etmenin, herhangi bir baskıyla mücadele etmenin en iyi biçimi karşı alanlar açmak. kendini şeriat tehlikesine karşı mücadeleyle tanımlayanlar çıplaklığın, ve moda, egemen kültür vb ideolojik araçların çirkin olarak kodladığı bedenlerin olağan, meşru, güvenli sayıldığı ortamları –en azından kendi aralarında- yaratabiliyorlar mı?

     

    tesettürlü bir kadın islam’ın takipçisi olan veya islam’ın dayatıldığı bir ezilen. sen kendini herkese dayatan muhalif erkek, onu ve bütün kadınları baskı altına alanlardan biri olmayı ne zaman dert edeceksin?

     

    Artı Gerçek