• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-08-12
  • "Bu hoyratlık, bu kendini kaybetme hali aslında tüm topluma dönüktür"

    Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), cezaevlerinde artan baskılara ve tek tip elbise dayatmasına karşı bugün (12 Ağustos) Galatasaray Lisesi önünde bir basın açıklaması yaptı.

     

    Eylemde okunan basın açıklamasında “15 Temmuz sonrasında cezaevlerinin gerçek birer toplama kampı haline getirildiği” belirtilerek şunlar vurgulandı:

     

    Devrimci tutsakların destansı direnişler ve büyük bedellerle kazandıkları tüm haklar birer birer gasbediliyor. Üç kişilik hücrelere on ve daha fazla tutsak konuluyor. Yaşamsal olarak zaruri tüm materyaller ve eşyalar ellerinden alınıyor. Temizlik materyallerinin bile toplandığı pervasızlıklar, kitap ve yayın yasağı gibi bir saldırıyla birleşiyor. Görüş hakları keyfi nedenlerle ellerinden alınıyor. Hasta tutsaklar için bırakalım hastaneye, cezaevi revirine çıkmak bile sayısız dayatmayla işkenceye dönüştürülüyor. Mahkeme gidiş gelişleri aynı şekilde tasarlanmış bir eziyetler ve dayatmalar zinciriyle sözkonusu olabiliyor.

Hücrenin içi de dışı da her yöntem ve araçla faşist disiplin anlayışına uygun olarak kontrol ve denetim altında tutulmak isteniyor. Tutsaklar için hiçbir “özel” alanın kalmamasının hedeflendiği, “her alanda gözümüz üstünüzde” mesajının verilmek istendiği bir toplama kampı konseptiyle hareket ediliyor.


     

    Müdürlerden infaz koruma memurlarına, savcılardan güvenlikten sorumlu askerlere kadar cezaevlerindeki bütün görevlilerin keyfi tutum ve uygulamaları dışında kim oldukları belirsiz, bu anlamda “silahlı gayrı resmi sivil kişilerin” cirit attıklarının altı çizili.

     

    Açıklamanın son bölümünde tek tip saldırısının sadece “zindanlara dönük” olmadığının altı çizilerek devamında şunlar vurgulandı:

     

    “FETÖ’cülere” denilerek, idam cezasıyla birlikte tartıştırılan ve popülerleştirilen TTE saldırısı, kendi başına zindanlara dönük bir saldırı değildir. Bu hoyratlık, bu kendini kaybetme hali aslında ve özünde tüm bir topluma dönüktür. TTE saldırısındaki bu yaklaşımla tüm bir topluma “biz istediğimizi, istediğimiz gibi yaparız. Çizdiğimiz sınırlar dışına çıkan herkes hedefimizdir. Ya itaat edeceksiniz ya da… “ denilmektedir. Toplum hapishanenden verilen mesajla teslim alınmak, yeni devletin-rejimin-toplumun kalıplarına sokulmak ve tek tip bir itaatkarlar sürüsüne dönüştürülmek isteniyor.

Bizler tutsak aileleri, yoldaşları ve yakınları olarak hapishanendeki parçalarımızın bu saldırı ve dayatmalara karşı can pahasına direneceklerini biliyoruz.

Nasıl ki, 12 Eylül’de mahkemelere don-atlet çıktılar, işkencelere ve ölüm hücrelerine rağmen fiili direnişlerle baş eğmedilerse bugün de onlar bu geleneği geliştirerek karşı duracaklardır.

Nasıl ki, TTE’ye karşı “bu onursuzluk gömleğini bedenlerimizi ortaya koymak pahasına yırtıp atıyoruz” diyerek ’84’te ölüm orucunda canlarını ortaya koydularsa, bugün de faşizme itaatin simgesi olan bu paçavrayı giymeyecekler! 

     

    

Onlar direnecek! Bu direnişin bedellerinin ağır olmamasıysa bize bağlı, tüm bir toplumun kendisine giydirilmek istenen itaat gömleğini yırtıp atacak bir duruşu sergilemesine bağlı. Bizler bu bilinç ve kararlılıkla onların sesi-soluğu ve dışardaki gövdeleri olmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Çocuklarımızın, kardeşlerimizin, sevdiklerimizin hepimize yapılmış bu saldırıda tek başına direnen “kahramanlar” olarak kalmalarına izin vermeyeceğiz. Toplumsal hücrelerin bir avuç “kahramanın” direnişleriyle yıkılmayacağını bilerek, bu saldırıya karşı geniş bir toplumsal tepki örgütlemek için canla başla çalışacağız. Aksi takdirde onların ruhlarını ve bedenlerini bir ömür boyu sırtımızda utanç olarak taşıyacağımızı biliyoruz. Tüm duyarlı toplumsal kesimleri sadece zindanlara değil, tüm bir topluma dayatılan tek tipleşmeye karşı tutum almaya, bulunduğu her yerde ve her biçimle barikat örmeye davet ediyoruz”

     

    "Zindanlar Yıkılsın Tutsaklara Özgürlük", "Tecrit Öldürür Dayanışma Yaşatır", "Tek Tip Elbiseye Hayır" sloganlarının atıldığı eylem, açıklamanın okunmasının ardından sonlandırıldı.