• Paylaş

    KATEGORİ : İŞÇİ SINIFI

    Eklenme tarihi : 2017-12-05
  • Binali Yıldırım'ın açıklamaları da taşerona kadro değil yeni bir sözleşmelilik statüsünün düşünüldüğünü gösteriyor

    Hükümet kamuda çalışan yüz binlerce işçiye “kadro” vaadini belirsiz bir şekilde bir kez daha yineledi.  Bu sefer de muhtemelen borç para arayışı için Güney Kore’ye ziyaret düzenleyen ‘Başbakan’ Binali Yıldırım yaptığı açıklamalarda “Sürekli kadro konusundaki düzenleme son şeklini aldı. Bu statüde çalışan kişilerin kamuda işçi statüsünde süresiz sözleşmeli olarak çalışmasını öngören bir düzenleme gerçekleşecek” diyerek “müjdeyi” verdi.

     

    Belli ki taşerona kadro meselesi birikmiş toplumsal tepki ve kriz dinamiklerinin bu denli büyüdüğü, enflasyonun alıp başını gittiği, “savaş bütçesi yapıyoruz” denilerek vergi üstüne verginin bindirildiği bu koşullarda bir kez daha havayı boşaltma aracı olarak kullanılacak. Yıldırım’ın bu “müjdenin” bizzat Erdoğan tarafından açıklanacağına işaret etmesi de buna yüklenen anlamı ortaya koyuyor.

     

    2016 yılından beri ikide bir ısındırılan, en son şimdi bir kez daha “son şekli verildi” denilerek pazarlanan ve nasıl bir düzenleme olduğunu basına yansıyan parça parça bilgilerden, yapılan açıklamalardaki satır arası okumalardan az çok kestirdiğimiz bu düzenleme yapılsa bile uygulamaya konulmasının yine epey bir zaman alacağını kestirmek güç değil.

     

    Bu bir yana “kadro” denilen şeyin de aslında performans kırbacının eksik olmadığı, “hükümetin kıstaslarına uyulup uyulmadığının” önemli bir kıstas haline getirildiği, iş güvencesi denilen şeyin hayli uzağında bulunduğunu anlamak güç değil. Sadece Yıldırım’ın son açıklamasındaki “süresiz sözleşmeli” tanımı bile bunu anlamamız için yeterlidir.

     

    Hükümet’in “çok kullanımlı araç” muamelesi yaptığı “kamuda çalışan taşeron işçilere kadro” vaadi ve Yıldırım’ın son açıklamalarından anladığımız bu…

     

    Buna göre, işçilerin hepsi de değil belli bir kısmının ne memur ne işçi olduğu bir statüyle istihdam edilmeleri düşünülüyor. İş güvencesi yerine performans denilen “keyfi” ölçümün tepelerinde kılıç gibi salındığı bir statü olacak bu. Adı üstünde “sözleşmeli” olacak bu işçiler konulan kimi kıstaslarla güvenceli bir işe sahip olmak bir yana kolayca/keyfiyetle atılabilecekler. Dolayısıyla aslında taşerona kadro verilmeyecek, 3 yılda bir yenilenen sözleşmelilik modeli uygulanacak.

     

    Sözün kısası taşeron kamu işçilerine kadro değil aslında daha da uzatılmış ama keyfi kıyımın devreden çıkmadığı yeni bir istihdam biçimi uygulanacak. Bunu kabul etmekse bir yalana bile bile inanıp, mücadele sorumluluğundan uzak durmak anlamına gelecektir.