• Paylaş

    KATEGORİ : Yok

    Eklenme tarihi : 2017-12-16
  • Türkiye toplumunun önemli bir bölümü Suriyelilerle uyum içerisinde yaşamaya sıcak bakmıyor

    Hacı Bişkin

     

    Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (HUGO) ile İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (IGAM) ‘Suriyelilerle Uyum İçerisinde Yaşamın Çerçevesi Suriyeliler Barometresi’ adlı araştırma yaptı. Araştırma 26 ilde 2 bin 89 Türkiye vatandaşı 11 ilde, 348’i kamplarda, 887’si ise kamp dışında yaşayan bin 235 Suriyeli aile ile gerçekleştirildi. Hacettepe Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. M. Murat Erdoğan; “Suriyelilerle yaşamanın temel çerçevesinin sağlanamamasının nedeni devletin bu konudaki kararsızlığıdır” diyor

     

    ‘GERİ DÖNÜŞ İHTİMALİ NEREDEYSE ORTADAN KALKTI’

    Suriyeliler ve Türkiye toplumu nasıl bir arada yaşayacak sorusuna Erdoğan, devletin bu konuda tam anlamıyla ne yapacağına ilişkin karar veremediğini söylüyor. Erdoğan bundan kaynaklı olarak sürecin giderek zorlaştığını belirtirken, şunları söylüyor:

    Orta ve uzun vadede ne yapmamız gerektiğini düşünmemiz gerekiyor. Suriyelilerin Türkiye’ye gelişinin üzerinden 7 yıl geçti. Suriyelilerin Türkiye’deki kalıcılık ihtimali yükseldi. Neredeyse geri dönüş ihtimali ortadan kalktı. Dolayısıyla 3 buçuk milyon Suriyeliyle Türkiye’de nasıl bir arada yaşayacağız sorusuna devletin bir karar vermesi gerekiyor. Devlet buna karar verdikten sonra  yerel yönetimlere inisiyatif vermesi gerekiyor. Çünkü yerelde her bir ilin, ilçenin, mahallenin farklı sorunları var. Biz bu konuda yeterli bir düzenleme yapamadık. Düzenli bir biçimde bunlar nereye yerleşecek, nasıl yaşayacak sorularına da devlet karar vermedi. Herkes kendi kararlarına göre yaşadı.

     

     

    ‘SURİYELİLERE DESTEĞE EVET AMA…’

    Erdoğan, Türkiye toplumunun Suriyelilerle destek vermeye ‘Evet’ dediklerini fakat birlikte yaşamaya sıcak bakılmadığını söylüyor. Bu gerçeklik çerçevesinde politikaların üretilmesi gerektiğini belirten Erdoğan şöyle devam etti:

    Devletin bürokratları ne kadar çalışırsa çalışsın ancak günü kurtarabilirler. Dolayısıyla uzun vadeli bir projeye dönüşmediği için bu sorunlar da giderek katlanmaya devam edecek. Ama devlet bu kararı verdikten sonra ikinci bir adım olarak Türk toplumunun tahammül gücünü artırmaya yönelik işler yapması lazım. Devletin Türk toplumuna ciddi bir bilgilendirme stratejisi izlemesi lazım. Örneğin, kaç Suriyeli vatandaşlığı alındı, Suriyelilere ne kadar para yardımı yapılıyor gibi konular hakkında çok ciddi bir bilgi kirliliği var. Biz toplumsal kabul düzeyi Türkiye’de yüksek ama kırılgan diyorduk. Şimdi buna bir şey daha ekliyoruz diyoruz ki Türkiye’de toplumsal kabul kerhen (istemeyerek) bir kabul.

     

    PEKİ TÜRKİYE TOPLUMU ‘SURİYELİLER NEREDE KALSIN’ DİYOR?

    Yaptıkları araştırmalardan örnekler veren Erdoğan, Türkiye’de yaşayanlara yönelttikleri  ‘Suriyeliler kültürel olarak Türkiyelilerle yakın mıdır?’ sorusuna yüzde 80 civarında ‘Biz birbirimize benzemiyoruz’ yanıtını aldıklarını söylüyor. Bu oranın anormal derecede yüksek olduğunu aktaran Erdoğan bu oranın 2014 yılında yüzde 70 olduğunu ifade ediyor.

     

    Erdoğan’a göre başka bir çarpıcı sonucun ise ‘Suriyeliler Türkiye’de kalacak mı, kalacaklarsa nerede kalsınlar?’ sorularına aldıkları cevap olduğunu söylüyor: “Yüzde 80’i ‘Evet Suriyeliler Türkiye’de kalacak’ diyor. Peki nerede kalsın dediğimizde ‘Kamplarda kalsınlar, tampon bölgelere oluşturulsun, geri gönderelim’ gibi yanıtlar alıyoruz. Bu çok kaygı verici. Bu işi sadece duygusal açıklamalarla çözemeyeceğimiz açık bir şekilde ortada. Türk toplumunun bu konudaki taleplerine de dikkat etmek lazım. Çünkü bugüne kadar olağanüstü bir fedakarlık ve çaba ortaya koyan bir toplum var. Bugüne kadar Türk toplumunun ortaya koyduğu çabayı takdir etmek lazım ve onların taleplerini de göz önünde bulundurmak lazım.”

     

    SURİYELİLER VATANDAŞLIĞA NEDEN SICAK BAKMIYOR?

     

    Türkiye’deki Suriyelilerin içinde ‘nitelikli’ olan ve Türkiye’ye katkısını olan kişilerin vatandaşlığa alınmasına yönelik politika 2017 Temmuz ayından beri uygulanıyor. ‘Suriyeliler Barometresi’ araştırmasına göre, burada 3 sorun ortaya çıkıyor:

    1. Suriyeliler içinden yeterince “nitelikli” kişilerin bulunamaması; bu nedenle ancak 12 bin kişinin tespit edilmesi ve aileleri ile bu sayının ancak 50 bin civarında kalması

    2. Suriyeliler içindeki kendilerine vatandaşlık verilmesi planlanan niteliklilerin ya halen Türkiye’de sahip oldukları avantajları kaybetmemek ya da üçüncü bir ülkeye gitme ihtimallerini ortadan kaldırmamak için vatandaşlığa mesafeli bakmaları

    3. Türk toplumundan bu konuda gelen yoğun itiraz. Bütün bunlar nedeni ile Suriyeliler içinden Kasım 2017’ye kadar vatandaşlık verilenlerin sayısı 38 binde kalmıştır.

     

     

    ‘ÇALIŞMA İZNİ VERİLMEMELİDİR’ ORANI ARTTI

    Türkiye’deki Suriyelilerin bir başka sorunu ise çalışma izni alamamaları. Araştırmaya göre, Suriyelilerin çalışma hakları konusunda Türk toplumunun yaklaşımı net bir değerlendirme yapmaya izin vermiyor. Fakat Türk toplumunun % 54,6’sı “kesinlikle çalışma izni verilmemeli” derken, geri kalan yüzde 43’ü bütünüyle ya da kısmi çalışma haklarına itiraz etmiyor olduğu görülüyor. 2014’te yapılan araştırmada ise ‘Çalışma izni verilmemelidir’ diyen yüzde 47,4 iken son 3 sene içerisinde bu oran daha da artış gösterdi. Ayrıca Türkiye toplumunun yüzde 70’inden fazlası Suriyelilerin Türkiye’de kalıcı olduğu kanaatini taşırken, Türkiye’deki Suriyeli sayısının 1,6 milyon olduğu dönemde yapılan 2014 çalışmasında bu oran % 45,1 oranındaydı.

     

    VATANDAŞLIK KONUSUNDA EN YÜKSEK TEPKİ MHP SEÇMENİNDEN

    Yapılan görüşmelerde ‘Suriyelilere vatandaşlık verilmesi ile ilgili nasıl bir düzenleme yapılmalıdır?’ sorusuna gelen cevaplar da “siyasal haklar” konusundaki cevaplarla benzer bir durumu ortaya koymaktadır. Türk toplumunun yüzde 75,8’i “hiçbiri vatandaşlığa alınmamalı” cevabı vermektedir. Bu grup içinde sınır bölgesindekilerin itirazı daha da yüksektir. Vatandaşlık konusuna en yüksek tepki ise MHP seçmeninden (yüzde 88,6) geliyor. AK Parti seçmeni içinde vatandaşlığa itiraz edenlerin oranı ise % 69’dur. Ancak Türk toplumu içinde yüzde 21,3’lük bir grup ise “koşullu” biçimde vatandaşlığa kapı aralamıştır. Araştırma neticesinde bu olguların önemli olduğu vurgulanırken; “Koşullu vatandaşlığa” (dil bilenler, Türkiye’de doğanlar, eğitimliler, Türkmenler vb) kapı aralayanlar içinde AK Parti seçmeninin ön planda olduğu gözlenmekte” ifadeleri yer aldı.

     

    Gazete Duvar