• Paylaş

    KATEGORİ : ÇEVRE-KENT

    Eklenme tarihi : 2017-10-16
  • Belediye başkanları rantın yeniden şekillenmesi sürecinde dönemsel misyonunu tamamladı

    Meltem Yılmaz

     

    Hükümet belediye başkanlarının istifaları üzerinden yolsuzluğa, ranta, talana boğulmuş partinin imajını düzeltmeye soyunurken, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, belediye başkanlarının enkaz politikalarının AKP’nin uyguladığı merkezi politikaların yereldeki yansımaları olduğuna dikkat çekti. Candan, “AKP hükümeti neoliberal politikaların, kent, konut, sağlık, eğitim gibi ikinci kuşak yapılandırmaların iktidarı oldu. Buna bir de Ortadoğu politikaları ve siyasal İslam bakış açısı da eklenince, sermaye birikimini inşai sektörden sağlamaya çalışan partinin tüm kentsel politikaları, neo-liberal politikalar ile siyasal İslam kıskacına sıkıştırıldı. Belediye başkanları kendi özgün karakterleri dışında AKP’nin kentsel rantın paylaşılması ve kentlerin siyasal İslam kimliklerinin hayata geçiren uygulayıcıları, misyonerleri oldu” dedi.

     

    23 yıldır Ankara’yı yöneten ve istifası istendiği iddia edilen Melih Gökçek’in talancı, rantçı politikalarının AKP iktidarının genel yaklaşımının aynası olduğunu kaydeden Candan, “Referandum süreci, kendi aralarındaki hesaplaşma ile şimdi kentsel ve siyasal rantın yeniden şekillenmesi sürecinde, dönemsel misyonunu tamamladı. Aslında sadece Gökçek değil, AKP tamamladı. Ancak genel yaklaşımları birinin üzerine suçu yıkarak oradan çıkmak olduğu için aynı yönetme yerel yönetimlerde de uygulanıyor” şeklinde konuştu.



    Kentler talan ve rant hormonuyla büyütüldü


    “Plansız büyüme, her ay belediye meclisinde değiştirilen 200’ü aşkın plan değişikliği, emsal artışları ile kent rant hormonu ile büyütüldü” diyen Candan, “2 katlı planlanmış İncek Kızılcaşar, Çayyolu, Alacatlı gibi bölgeler, bir anda 32 katlı yüksek yoğunluğa büründü. Eskişehir yolu Aksı ve Çukurambar, AKP’nin neoliberal politikalara teslim olduğunun mekansal karşılığı haline geldi. İmrahor Vadisi, Portakal Çiçeği Vadisi, Dikmen Vadisi gibi kentin nefes alma alanları rüzgar koridorları yapılaşmaya açılarak, yüksek yoğunluklu yapılaşma ile yüksek yoğunluklu rant elde edildi ve kent nefes alamaz duruma geldi. Ankara’yı çepeçevre saran yeşil kuşak rant politikaların kurbanı oldu ve betonlaştı. Bu yeşil kuşağın ayrılmaz parçası olan ODTÜ Ormanları, Atatürk Orman Çiftliği parça parça talan edilmeye başlandı” ifadelerini kullandı.



    Altyapının bu yoğunluğu kaldırmayacağı ortadayken sürekli emsal hormonu ile kenti büyüttüklerini kaydeden Candan şöyle konuştu: “Ulaşım tıkandı, metro hatları plan dışı uygulamalarla geciktirildi. 20 yılda 1 metre metro yapamadı, su problemi kanalizasyon problemi ulaşım sorunu Ankara’nın şu anda kitlendiğinin ifadesidir. Alt geçit ve üst geçitlerle kent içi trafiğin hızlanması ve yaya trafiğini azalması, yağmur yağdığında, yağmur suları ile dalgıçların girdiği, kanalizasyonun bastığı hastaneler, metro çukurunda ölen işçiler bu rant ekonomisinin altyapıdaki sonuçları.”

     


    Gökdelenler İstanbul’daki sermaye politikalarının silueti


    Ankara gibi İstanbul’un da neoliberal kentsel politikaların en azgın şekilde uygulandığı kent olduğunu vurgulayan Candan, “Siyasal İslam motifi Çamlıca’da ve Taksim’de cami yapılması ile somutlaşırken, Topçu Kışlası ise İstanbul’da siyasal İslam bakış açısı ile neo-liberalizmin kentsel mekandaki kesişme alanı oldu ve Gezi Direnişi ile birlikte hayallerde kaldı. Üçüncü köprü, üçüncü hava limanı, boğazın betonlaşması, yükselen gökdelenlerle birlikte, İstanbul’un tarihsel silueti, neo-liberalizmin yükselen gökdelenlerine teslim oldu. Boğazın etrafını çevreleyen yüzlerce gökdelen İstanbul’da ki sermaye politikalarının silüetidir. Tıraşlanması gerçekleşmeyen 16/9 kuleleri bunun simgesidir. Tarım arazileri, içme suyu havzaları deprem alanları yapılaşmaya açılırken, uluslararası sermaye ile birlikte kentsel alanların paylaşımı, Kanal İstanbul gibi coğrafyayı değiştirecek projeler oradan elde edilecek rantsal paylaşım, kişiye özel imar hakları AKP hükümetinin genel politikasının ürünü. Bu noktada büyük kentlerin tamamı uluslararası sermayeye teslim edilecek. Şehir hastaneleri, kanal İstanbul bunun göstergeleri” dedi.


    Siyasal İslam’ın simgesi olarak her yere devasa camiler yapıldığını belirten Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Candan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mekansal planlama yönetmeliği her dört yüz metrede bir cami yapılmasını öngörüyor. Ulus’ta İller Bankası’nı yapılan devasa cami görünsün diye yıktılar. Oysa oradaki esnaf şikâyetçi. O bölgede yürüme mesafesinde 14 cami var. Camiye cemaat götürmek için servisler koyuluyor, ulaşım politikası değiştiriliyor. Camilerin altı otopark yapılarak ibadethaneler ticarileştiriyor.”

     

    BirGün