• Paylaş

    KATEGORİ : Yok

    Eklenme tarihi : 2014-05-23
  • Sovyet iktidarı, sosyalizme gidişin emekçi halk yığınlarınca keşfedilen yoludur

    Lenin

    Sovyet iktidarı nedir? Ülkelerin çoğunluğunda, halkın henüz anlayamadığı ya da anlamadığı bu yeni iktidarın özü nedir? Her ülkede giderek daha çok sayıda işçiyi cezbeden bu iktidarın özelliği şöyle sergilenebilir: Ülke, geçmişte, şu ya da bu yolla zenginler ya da kapitalistler tarafından yönetilmekteydi. Ama ilk kez şimdi, ülke emekçi sınıflar tarafından, daha da ötesi önceleri kapitalizm tarafından ezilen sınıfların kitleleri tarafından yönetilmektedir. En demokratik, en özgür cumhuriyetlerde bile, sermayenin egemenliği hüküm sürdüğü ve toprak özel mülkiyet altında bulunduğu sürece devlet yönetimi daima bir azınlığın, onda dokuzu kapitalistlerden ya da zenginlerden oluşan küçük bir azınlığın ellerindedir.

     

    Bu ülkede, Rusya'da, dünya tarihinde ilk kez, ülkenin yönetimi öyle bir biçimde örgütlenmiştir ki, işçilerin ve emekçi köylülerin Sovyet adını alan ve sömürücülerin dışarda tutulduğu yığınsal örgütleri devlet iktidarının bütününü ellerinde bulundurmaktadırlar. İşte bu nedenle, tüm ülkelerdeki burjuva borazanlarının iftiralarına rağmen, “Sovyet” sözcüğü yalnızca tüm dünyada anlaşılabilir ve yaygın bir nitelik kazanmakla almamış, işçilerin ve tüm emekçilerin en yaygın biçimde sahip çıktıkları bir sözcük haline gelmiştir. Ve yine bu nedenle, tüm dünyada komünizm yanlılarının uğratıldıkları kovuşturmalara rağmen, Sovyet iktidarı, pek de uzak olmayan bir gelecekte zorunlu olarak kaçınılmaz olarak tüm dünyada zafere ulaşacaktır.

     

    Ülkemizde Sovyet iktidarının örgütlenmesinde birçok aksaklık bulunduğunu iyi biliyoruz. Sovyet iktidarı, mucizeler yaratan bir sihir değildir. Cehaleti, kültürsüzlüğü, barbarca bir savaşın sonuçlarını, yağma dolu kapitalist düzenin ürünü olan kötülükleri hemen öyle bir gecede yok edemez. Ama sosyalizme giden yolları açar. Daha önce kapitalizm tarafından ezilenlere, bellerini doğrultmaları, giderek ülkenin tüm yönetimini, ekonominin yönlendirilmesini ve üretimin gözetimini kendi ellerine almaları olanağı sağlar.

     

    Sovyet iktidarı, sosyalizme gidişin emekçi halk yığınlarınca keşfedilen yoludur ve bu nedenle de gerçek olan yoldur; yenilmesi mümkün olmayan bir yönetimdir.

     

    1919 Mart sonu

    Toplu Eserler, Cilt: 29, sf: 248-249

     

    * * *

     

    RKP(B) Sekizinci Kongresine Parti Programı Üzerine Sunulan Rapor'dan

    19 Mart 1919

    Lenin

    Konuların bölüşümüne göre benim payıma düşen bundan sonraki sorun, bürokrasi ve halkın geniş kesimlerini Sovyet çalışmasına seferber etme sorunudur.  Uzun süredir bürokrasiye ilişkin yakınmalar duyuyoruz. Bu yakınmaların hiç kuşkusuz temelleri vardır. Bürokrasiye karşı mücadelede başka hiçbir devletin yapmadıklarını yaptık. İliklerine kadar bürokratik ve burjuva nitelikli bir baskı aygıtını, bu özelliklerini en özgür burjuva cumhuriyetlerinde bile koruyan bir aygıtı, temelleriyle birlikte yıkmış bulunuyoruz. Örneğin mahkemeleri ele alın. Burada, görevimizin daha basit olduğu doğrudur; kendini emekçi sınıfların devrimci adalet anlayışı üzerine yerleştiren herkes hakim olabileceği için çalışmalarımızı sonuna dek tamamlayıp bitirdiğimizi elbet söyleyemeyiz, ama pekçok açıdan, mahkemeleri istenen bir duruma soktuk. Yalnızca erkeklerin değil, toplumun en geri ve tutucu kesimlerini oluşturan kadınların da istisnasız olarak hizmette bulunabilecekleri organları yarattık.

     

    Devletin öteki alanlarında görev yapanlar daha katı bürokratlardır. Burada görev daha güçtür. Bu aygıt olmaksızın yaşayamayız; hükümetin her faaliyet dalı, böyle bir aygıt için talep yaratır. İşte burada, Rusya'nın yeterince gelişkin bir kapitalist ülke olmayışının sıkıntısını çekiyoruz. Açıktır ki, Almanya bunun sıkıntısını daha az çekecektir; çünkü bu ülkede bürokratik aygıt kapsamlı bir eğitimden geçmiştir. Bu mekanizma, insanların iliğini kurutur, ama neticede onları gerçekten çalışmaya zorlar, bizim ülkemizde olduğu gibi oturup sandalyeleri eskitmelerine olanak tanımaz. Biz eski bürokratları dağıttık. Tümünü harmanlayıp yeni görevlere atadık. Çarlık bürokratları Sovyet kurumlarına katılıp bürokratik yöntemlerini uygulamaya başladılar; bu kez de komünist rengine girip kariyerlerini ilerletmeye, Rus Komünist Partisi'nin üyelik kartlarına sahip olmaya başladılar. Özetle, kapıdan dışarı atılmalarına karşın bu kez de pencereden içeri sızmaya başladılar. Burada eksikliğini en çok hissettiren, kültürel güçlerdir. Bu bürokratlar kovulabilirler, ancak tümü birden ve bir seferde eğitilemezler. İşte burada, en başta örgütsel, kültürel ve eğitsel sorunlarla karşı karşıyayız.

     

    Ancak nüfusun tümü devlet işlerine katılırsa bürokrasiyle dişe diş mücadele edip tam bir zafere ulaşabiliriz. Burjuva cumhuriyetlerinde ise bu, yalnızca olanaksız olmakla kalmayıp yasaların kendisi tarafından da önlenmiştir. Ne ölçüde demokratik olurlarsa olsunlar, burjuva cumhuriyetlerinin en iyileri bile, emekçi halkı devlet yönetimine katılmaktan alıkoyan binlerce yasal engel koymaktadır. Yaptığımız, bu engelleri ortadan kaldırmaktır. Ama bugüne değin, emekçi halkın devlet yönetimine katılabileceği bir aşamaya henüz ulaşmış değiliz. Yasaları bir yana bırakırsak, önümüzde henüz herhangi bir yasaya tabi kılamayacağımız kültürel düzey sorunu durmaktadır. Bu düşük kültürel düzeyin sonucu, programları itibariyle emekçi halkın egemenlik organları olan Sovyetlerin, gerçekte proletaryanın ileri kesiminin emekçi halk için yönettiği organlar durumuna gelmesidir. Çünkü, bir bütün olarak emekçi halk yönetime damgasını vuramamaktadır.

     

    Burada, uzun süreli bir eğitim dışında çözümü mümkün olmayan bir sorunla karşı karşıya bulunuyoruz. Bugün, bu görev, aşırı ölçüde güç bir görev olarak karşımızdadır; çünkü, sık sık sözünü ettiğim gibi, yönetime fiilen katılan işçilerin sayısı, inanılmaz ölçüde düşüktür. Yardım sağlamalıyız. Tüm göstergelere göre, ülkede böyle bir rezerv gelişmektedir. Bilgiye yönelik büyük bir susuzluk olduğundan, eğitimde büyük bir ilerleme sağlandığından (ki bu büyük çoğunlukla okulların dışında sağlanmaktadır), emekçi halkın eğitiminde büyük gelişmeler gerçekleştirildiğinden en küçük bir kuşku duyulamaz. Bu ilerleme herhangi bir okul faaliyetiyle sınırlandırılamaz; ama söz konusu olan gerçekten büyük bir ilerlemedir. Tüm göstergeler, yakın bir gelecekte, çalışmaktan bitap düşen proletaryanın küçük bir kesiminin temsilcilerinin yerini alacak geniş bir rezerve sahip olacağımıza işaret etmektedir. Ancak ne olursa olsun; bu açıdan bugün içinde bulunduğumuz durum son derece güçtür. Bürokrasi yenilgiye uğratılmıştır. Sömürücüler ortadan kaldırılmıştır. Ama kültürel düzey yükseltilememiştir. Bu nedenle de bürokratlar eski konumlarını yeniden elde etmektedirler. Ancak proletarya ile köylüler bugüne dek olduğundan çok daha kapsamlı bir biçimde örgütlendirildiği, ancak işçileri devlet yönetimine seferber etmek için gerçek önlemler alındığı taktirde bürokratlar geri çekilmeye zorlanacaklardır. Halk Komiserliklerinin herbirinin bu doğrultuda nasıl önlemler aldıklarını hepiniz biliyorsunuz ve bunların üzerinde ayrıca durmayacağım.

     

    Toplu Eserler, Cilt: 29, sf: 182-184