• Paylaş

    KATEGORİ : ÇEVRE-KENT

    Eklenme tarihi : 2017-01-08
  • Sürmene Yaylası ağacı-kuşu-bitkisiyle yakılarak talana mı açılıyor?

    Karadeniz bölgesinin doğasına yönelik saldırılar 10 yılı aşkın bir süredir devam ediyor. Şimdi de Sürmene Yaylası’nın hedefte olduğu anlaşılıyor.

     

    Geceden beri cayır cayır yanan Sürmene Yayalası için oluşan toplumsal tepkiler üzerine devlet cenahı bir açıklama yaparak içimizi “ferahlattı”: Buralarda hiçbir yapılaşmaya gidilmeyecekmiş! Biz bu mavalları çok duyduk. Daha önce Bodrum’un Güvercinlik Koyu’nda da yangın çıkmış, devlet ağzı o yangından sonra da bölgenin ağaçlandırılacağını söylemişti mesela… Sonrasını biliyoruz: Alan ranta açılmış, oteller yapılmış, bunun için de teşvikler sunulmuştu.

     

    Aynı şekilde Muğla Milas’ta da orman yangını sonrasında, buraya oteller yapılmaya başlanmıştı. O açıdan da Sürmene için de kısa süre sonra aynı manzaralarla karşılaşmamız şaşırtıcı olmayacaktır.

     

    Burjuvazi ve devletinin yaşanan derin ekonomik krizi aşmak için rant ve talanın gözüne vuracağı, yaptığı yasal düzenlemelerle de açıktır. Bu rantiye erbabının Katar Emir’inin akıtacağı petro-dolarlar için yapmayacakları şey yoktur, şimdiye kadarki pratikleri de bunun açık ifadesidir.

     

    Karadeniz’in yaylaları

     

    Ulusal ve küresel çapta sermayedarların ağzını sulandıran el değmemiş bu alanlar için en büyük saldırılardan birisi Fırtına Vadisi’ne yapılmak istenen hidroelektrik santraliydi. Oradaki mücadelenin kararlılığıyla geri adım atılmak zorunda kalınmış olsa da, başka vadileri de hedefleyen yüzlerce HES saldırısıyla yüz yüze kalınmaya devam ediliyor. Şimdi de Sürmene... 

     

    İştah kabartan bu alanlara gösterilen kararlı mücadeleden ve tepkilerden dolayı direkt giremeyen burjuvazi ve devleti, örneğin yaylalara otobanlar yaparak, ufak ufak taşlarını döşüyor. Oysa izlenen hayvancılık ve tarım politikaları sonucu yaşanan sosyal çöküş göçleri tetiklemiş, göç oranı büyüdükçe de yaylacılığın büyük oranda bitmiştir. Bu açıdan bile bu ormanlık alanlarda yapılan o yolların oradaki halka hizmet amacı taşımadığı açıktır. Bunun doğa harikası o coğrafyanın talana-ranta açılması dışında bir anlamı olmadığı ortadadır.

     

    Ağaçların, kuşların sesi çıkmasa da!..

     

    Tam da Trabzon’a yatırım yapmak için alan beğenmeye gelen Katar Emiri’nin istediği alanların gerçek sahipleri olan ağaçtan, kuştan, böcekten arındırılmış bir biçimde, sorunsuzca  servis edilebilmesinin en kolay yollarından biridir yangın... Burjuvazinin tarihi ya da doğal alanlara göz diktiğinde uyguladığı en eski ve bildik ( ve de ne yazık ki sonuca da en kolay götüren) yöntemlerden birisidir.

     

    Ancak kuştan, ağaçtan arındırılmış bu alanların bir de oralara yıllarca emek harcayan “sahipleri” var. Oralara ömürlerini adamış, alınteri dökmüş insanlar... Son söz, şu ana kadar kararlı mücadeleleriyle bu talan ve rant politikalarına geri adım attırmayı başarmış ya da onları engellemiş insanlarındır. Ağaçlar, hayvanlar, bitkiler o sözü söyleyemese de onlarla bütünleşmiş insanlar ve toplumsal doku söyleyecektir!..