• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-02-17
  • İnönü Mahallesi’nde işçilerle referandum üzerine sohbet ettik

    Sefaköy İnönü Mahallesi’nde yaptığımız kahve konuşmasının ardından işçilerden biriyle referandum üzerine sohbet ettik.

     

    Sohbetimize başlarken inşaatta elektrikçi olduğunu öğrendiğimiz Ümit, işçiler ve emekçiler cephesinden hem özeleştiri hem isyanını içeren bir konuşma yaptı.

     

    İnşaat işçisi Ümit ile sohbetimizde biz çok konuşmadık. Daha çok onu dinlemeyi tercih ettik. Çünkü söyledikleri o kadar samimi ve içtendi ki, anlattıklarını zevkle dinledik:

    Aslında Meclis'ten geçmeden önce biz buna direnmeliydik. Biz, en son öğreneniz, kimse bize hiçbir şeyin gerçek yüzünü göstermek istemiyor. Meclisteki referandum tartışmalarının içeriğini öğrenmememiz için tv'de vermediler. Ancak birileri telefonundan canlı yayın yapacak da bir kısmını görebileceğiz. Her şeyi bizden gizli saklı yapıyorlar, oldu bittiye getiriyorlar.

    Çok mu biliyoruz ne gibi değişiklikler yapıldığını? Hayır, bilmiyoruz. Ama bir kişiye bu kadar yetki verilir mi? Hayır! Diyelim ki 65 yaşına geldi, adam bunadı ne yaptığını da bilmiyor. Ee ne olacak yetki elinde ne derse o geçerli... olur mu hiç böyle bir şey. Her şey tek kişinin yetkisinde olunca bütün atamaları kendi yapacak, yargıyı elinde bulunduracak gelde sen bu adama itiraz et et o zaman, adam yargılanmaktan korkuyor. Kendisini zırhlarla koruma altına alıp yargılanmasının önünü kapatıyor. Hem kim yargılayacak ki kendi seçtiği yargıçlar ve hakimler mi? Mümkün değil, bunu biliyoruz. Çok seslilik olması gerekiyor. Demokrasi benim bildiğim budur.

    İnsanların bakış açıları önemli, herkes aynı pencereden bakamaz ki. Hırsızlık, yalan, dalavere, dolandırıcılık... aklınıza ne gelirse var.

     

    Alınteri: Bir sürü inşaat yapılıyor ve doğa talan ediliyor. Üstelik bu inşaatlar yükselirken inşaat işçileri ölüyor, yaralanıyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

     

    İnşaat işçisi Ümit: Ya arkadaş, şu mahallede 400 milyon liraya daire satılıyor. Benim aklım almıyor. Bu daireleri bu fiyatlara kim nasıl alıyor. Fiyatlar almış başını gidiyor. Bu daireleri ben alamıyorum, benim gibi olanlar da alamıyor. Tamamen ranta dönüştürülmüş talan ediyorlar. Uçak alıyor bilmem nereden, telefon alıyor Çin'den, yok başka şey alıyor başka bir yerden, ee bize ait ne var yok. Kendi üretimimiz yok sıfır.

     

    Şimdi bunlar yüz bin kişilik atama yapıyorlar da nereye? Binlerce öğretmeni işten attın, attığın öğretmenlerin yerine kendi adamlarını atayacaksın atasınlar ama öbür taraftan işten atmasınlar insanları bu mudur demokrasi!..

     

    Bu demokrasi değildir. İslami düşüncede olanları işe alıyor, neden kendi anlayışından diye. İşten attığın insanlar açlıktan merdiven altına mecbur oluyorsa, sen dur demelisin. Bizim özgürlüğümüzü yok etmek istiyor. Durmadan cami yapıyor sanki camii yok. Arkadaş, isteyen camiye gitsin, isteyen kiliseye, isteyen de kahveye... yok, olmaz, herkes camiye gidecek. Kiliseye gideni, başka yere gideni dışlamak olur mu hiç!