• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-02-13
  • Rızamızın olmadığı kabullenişlerde eziktir, teslimiyetçidir "evet" demek

    Karin Karakaşlı

     

    Bakalım şöyle yine neler oldu? Haber programlarında enflasyon şampiyonu kabak ya da salatalık müjdeleri, bitmek bilmeyen evlilik programlarında yeni kombinasyonlar, şok itiraflar birbirini kovalarken referandum tarihi 16 Nisan olarak ilan edildi.

     

    Referandum deyince hani evet mi hayır mı diye iki oy pusulası sunulunca, insan sanki eşit iki seçeneği varmış hissine kapılıyor bir an. Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan, referandum tarihi resmen belli olduktan sonra yaptığı ilk açıklamada durumun gerçeğini gösteriyordu: “Kim hayır diyor; PKK hayır diyor. Kandil hayır diyor. Bu ülkeyi bölmek parçalamak isteyenler hayır diyor. Bayrağımıza karşı çıkanlar hayır diyor. Ne yazık ki bu ülkede milli ve yerli olanlara karşı çıkanlar hayır diyor. Bunlarla sistem çabamızdır bu mesele. Bu sisteme karşı çıkanlar Cumhurbaşkanına değil millete karşı olmaktır, mesele budur.”

     

    YAYINEVİNE ÇEKİÇ, KAMPÜSE PLASTİK MERMİ

     

    Milletten kastedilenin AKP seçmenine indirileli oldu epey zaman. Katliamlarla, saldırılarla geçen Haziran ila Kasım seçimleri arasının hatırları halen taze, unutma alışkanlığı olmayanlarda. Hadi bir iki ayrıntı daha sıralayalım hazır başlamışken: Sabahattin Önkibar’ın toplatılan ‘Devlet Bahçeli ve MHP İçin Her Şey’ kitabını basan Kırmızı Kedi Yayınevi‘ne kar maskeli iki kişi çekiçlerle saldırdı. Camı kıran saldırganlar “Sabahattin Önkibar akıllı olsun” diye bağırarak kaçtı. Yayınevi, saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada “Yüzlerini maskeyle gizleyen iki teröristin bir yayınevine saldırması Türkiye’nin geldiği yeri göstermesi açısından önemlidir. Kitaplar ve fikirler yasaklanarak, toplatılarak yok edilemez. Çalışanlarımıza ve binamıza çekiçlerle saldıranlar aslında yayınevimize değil ülkemizin aydınlanma ve demokrasi birikimine saldırmışlardır” diyordu.

     

    POSTAL ALTI CÜBBE

     

    Beri yanda KHK ihraçları sonrası Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde akademisyenler ve öğrenciler polisin plastik mermi, biber gazı ve köpekli saldırısına uğramaktaydı. Akademisyenlerin kampüs kapısına serdiği cübbeler polisin postallarıyla ezildi. İnsan onurunu ayaklar altına almaya yeminli

     

    Yine aynı günlerde Kanal D, Twitter hesabından referandumda neden ‘Hayır’ oyu kullanacağını maddelerle açıklayan deneyimli haber spikeri İrfan Değirmenci’yi ” Arkadaşlarımızdan en öncelikli beklentimiz, kamuoyunda tartışılan konularda taraf tutar şekilde davranmaktan kaçınmaları. Bu ilkemiz, ekrandaki yayınlarımız kadar, çalışanlarımızın sosyal medya paylaşımlarını da kapsıyor. Arkadaşımız İrfan Değirmenci, sosyal medyada, 10 Şubat tarihinde yazdığı mesajlarla, açıkça kamuoyu gündeminde tartışılan bir konuda taraf olmuştur. Bu nedenle kendisiyle iş akdimizi sonlandırıyoruz” diyerek duyurdu.

     

    Tarafsızlığın hayır’la sarsıldığı, evet yayınlarınınsa sürecin doğal parçası sayıldığı bir tuhaf referandum işte. O sebepten ben şu evet ile hayır’ın yapısına, referandumdan bağımsız haliyle de bakmak ihtiyacındayım.

    Evet, benim için en kıymetli halini söz, taahhüt olduğu zaman alır. “Evet ben varım” dersin. Kendini orta yere koyarsın. Bir şeylere, birilerine sorumluluğunu ilan edersin. Gel gör ki, böyle evetler azdır insan hayatında. Genelde eveti, başka anlamda yaşarız. “Peki, tamam” dediğimiz, rızamızın olmadığı kabullenişlerde. Eziktir, teslimiyetçidir böylesi evetler. İnsandan en kıymetli parçasını, iradesini söküp alır. Bir bakmışın, bomboş kalmışın işte . Bakakalmışın gıyabında akan hayatına.

     

    HAYIR DEDİĞİNDE OLAN

     

    O yüzden hayır demeyi öğrenmek gerekir ya. Ah ne zordur o hayır. Çünkü hayır sadece bir red değildir. Bir hudut bildirimidir. Dolayısıyla o tek kelime içine sığmış gizli, devasa bir içeriği vardır. Hayır bir manifestodur kendi içinde. Kabul edemeyeceğin bir şeyleri ilan ederken, neyi nasıl istediğini, düşlediğini, beklediğini de anlatır.

     

    O yüzden hayır dememizi istemezler ya. Asi diye, uyumsuz diye, deli diye yaftalanırız. “Ama sen de hiç alttan almayı bilmiyorsun” olur, “Ne olur sanki bir kerecik göz yumsan” olur. Olur da olur. O cübbeler gibi asfalta serili, paspas edilmiş bırakılmaya razı gelemeyişindir hayır. Dünyayı kendi küçük bireysel huzurundan mütevellit göremeyişin, haksızlığa ve zulme, ha bir de aptal yerine konulmaya razı gelemeyişindir.

     

    Hayır sensindir işte böyle zamanlarda. Ve bazen evetle hayır eşit birer seçenek değil, başlı başına iki farklı, hatta zıt yoldur. Neye baş koyduğun seni belirler. Uyuduğun uykuyu, sabah aynada bakabildiğin yüzünü belirler. Seni nefessiz bırakmaya yeltenen bir düzene inat nefesine, sesine, özüne sahip çıkmayı anlatır.

    Fiilen devrede olan faşist, totaliter bir sistemi meşru kılıfına sokmaya hazırlanan, tam da bu yüzden hayır diyen vatandaşlarını o çok bildik oyunla ‘vatan haini’ ilan etmeye başlayan bir referandumda iki farklı seçeneğimiz yok. Hangi yolun yolcusu olduğumuza dair verilecek kararımız var. Yoldaş olmayı da öğrenmeye başlayarak bir hayır eşliğinde. O hep ertelenmiş, en zor dersi.

     

    Bir kez olsun başarmamız umudu ve dileğiyle…

     

    Gazete Duvar