• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-08-09
  • 'Örgüt suçu'ndan yargılananların avukatlık hakkı da gasbediliyor!

    Devletle özdeşleşmiş AKP Hükümeti bu sefer de savunma hakkına saldırıya hazırlanıyor. Basında yer alan bilgilere göre Adalet Bakanlığı, “örgüt suçları”, “devletin güvenliğine karşı suçlar”, “anayasal düzene karşı suçlar” ve “terör suçlarından” şüpheli sanık ve hükümlülerin müdafilik veya vekillik görevini üstlenen avukatların görevden yasaklanması için ağır ceza başsavcılıklarına talimat verdiği ortaya çıktı.

     

    Burjuva yargının göstermelik işleyişine bile tahammülsüzlük

     

    Bugüne kadar hukuk sistemi açısından “savunma hakkı” özellikle komünist ve devrimciler, demokrat ilerici kesimler açısından zaten göstermelik muamelesi görüyordu. Davalarda belirleyici olan savunmanın sunduğu argüman ve yaklaşımlar değil, polis fezlekeleri ve ideolojik tutumlarını cübbe gibi giyinen yargı mensuplarının kanaatleriydi. Fakat bu açık işleyişe rağmen tutuklu ya da hükümlü kişiler açısından savunma, kendilerini topluma anlatmak, olup biteni teşhir etmek açısından önemli bir yerde duruyordu.

     

    Burjuva hukuk sisteminin tamamen ideolojikleştiği, onun en temel esaslarından, göstermelik ritüellerinden bile uzaklaştığı günümüzdeyse savunmanın mesela toplumsal bir sorun olan kadın cinayetleri konusunda bile esaslı bir işlevi kalmadı. Ailenin kutsallaştırıldığı, kadınların evin duvarları arasına hapsedilmeye çalışıldığı ve bunu kabul etmeyenlerin “düşman” ilan edildiği günümüz koşullarında, mahkemeler de aynı ideolojik yaklaşımlarla oluşan kanaatlerini karar haline getirerek, katilleri bir bir serbest bırakıyorlar mesela…

     

    Fakat buna rağmen şimdi yeni inşa edilen devletin-rejimin bu göstermelik hakka bile tahammül göstermemesi ve savunmayı tamamen devre dışına çıkarması nasıl bir tahammülsüzlük ve pervasızlıkla hareket edildiğinin anlaşılması açısından manidardır.

     

    Gerçi savunmaya dönük bu saldırı henüz yasal bir nitelik kazanmamışken polis tarafından zaten fiilleşti. Sokaklarda şiddete maruz kalan, cezaevlerinde her türlü keyfilikle karşı karşıya kalan avukatlar bunun göstergesidir.

     

    Savunmaya yüklenen misyon olmayınca…

     

    Adalet Bakanlığı’nın Ceza Muhakemesi Yasası’nın (CMY) “müdafilik veya vekillik görevini üstlenmekten yasaklama” ile ilgili maddelerinin anımsatıldığı talimatında, “Kamuoyu tarafından hassasiyetle takip edilen terör ve çıkar amaçlı suç örgütleri ya da infial uyandıran bazı suçlara ilişkin soruşturmalar nedeniyle tutuklamalar kapsamında, müdafiler aracılığı ile örgütsel haberleşme, talimat alma ve verme, delillerin karartılması gibi güvenlik zaafiyeti oluşturacak eylemlerin önlenmesi, örgütten ayrılmaların kolaylaştırılması ve soruşturma ya da davaların selameti bakımından, ilgili makamlar tarafından önleyici tedbirlerin alınması büyük önem arz etmektedir” denildi.

     

    Savunmayla birlikte tutsaklar hedefleniyor

     

    Bu yaklaşım tutsakların ağır tecrit koşullarına mahkum edilmesi, yaşayabilecekleri herhangi bir hak ihlali, işkence ve keyfi muameleye karşı mevcut hukuksal haklarını kullanmalarının engellenmesi ve dahası onların teslim alınması hedefinin de açıkça belirtildiği faşist ceza yasalarının perdesizce uygulamaya sokulmasının çarpıcı ifadesidir.

     

    2 yıl yasak

     

    Talimatta örgüt suçları, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar ve terör suçlarından şüpheli, sanık veya hükümlü olanların, bu suçlar nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunan avukatlarının yasaklanabileceği belirtildi. Talimatta, “Müdafilik görevinden yasaklama kararının, avukat hakkındaki soruşturma veya kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak üzere, bir yıl süre ile verilebileceği; soruşturma ve kovuşturmanın niteliği itibarıyla bu sürelerin altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabileceği” ifade edildi. Görevden yasaklama kararının yeni bir avukat görevlendirilmesi için ilgili baro başkanlığına bildirileceği kaydedildi.

     

    Ziyaret edemez

     

    Talimatta, “Müdafi veya vekil görevden yasaklanmış bulunduğu sürece başka davalarla ilgili olsa bile müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişiyi ceza infaz kurumunda veya tutukevinde ziyaret edemez” denildi. Talimatta, “Devam eden veya yeni başlayacak olan soruşturma ve kovuşturmalarda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yukarıda belirtilen hükümleri doğrultusunda ilgili cumhuriyet başsavcılığınca gereğinin yapılmasının soruşturmaların daha sağlıklı yürütülmesi amacıyla yararlı olacağı değerlendirilecektir” ifadelerinin kullanılması dikkat çekti.