• Paylaş

    KATEGORİ : AGÎRE JÎYAN

    Eklenme tarihi : 2017-12-28
  • Roboski Katliamı'nın anlamları altıncı yıl anmasında çocukların taşıdığı o posterlerle geleceğe taşınıyor

    19’u çocuk 34 Roboskili köylünün TSK’ya ait savaş uçaklarıyla tıpkı ülkeleri gibi paramparça edilmelerinin üzerinden 6 yıl geçti. On yıllar önce harita başında yapılan cetvel ölçümleriyle parçalanmış o ülkelerinin “diğer yakasıyla” bu “yakası” arasında kaçakçılık yaparak geçimlerini sağlayabiliyorlardı. O gün de aynı şekilde Güney Kürdistan’a gitmişlerdi. Oradan aldıkları mallarla “bu yakaya” geçiyorlardı. Asker de biliyordu gittiklerini. Dönenlerin onlar olduğunu bildiği gibi. Ama bilindiği halde ve ABD heronlarının önden verdiği istihbarata rağmen üzerlerine bombalar yağdırıldı.

     

    Katledilmeleri Kürt için tarihin çeşitli biçimleriyle tekerrürü anlamına geliyordu. Tarih elbette birbirinin tekrarı olayların toplamı değildi. Onlarca yıl önceki Kürt’le 6 yıl ya da bugünkü Kürdün aynı Kürt olmadığı gibi. Ama vatanı bölünmüş bir halkın “ezilen” olması gerçeği, onu paramparça bir ülkeye mahkum edenlerin bu hakimiyeti kaybetme korkuları değişmezler olarak yerli yerine duruyordu. Bu değişmez gerçekler döne döne tekrarlanan katliam ve kıyımlarla varlıklarını hissettirmekteki ısrarlarını sürdürüyorlardı.

     

    Roboski’de tek geçim kaynakları “kaçakçılık” olan Kürt köylülerinin bedenlerinin paramparça edilmesi de belirli tarihsel gerçeklerin kesiştiği noktanın altının çizilmesiydi. Sözkonusu tarihsel döngünün unutulmaz etaplarından birine dönüşmesiydi.

     

    Bu katliamla Kürt halkının her bir ferdinin potansiyel düşman olarak görüldüğü, kanlı bir mesajla tam sınıra yazılmıştı. Zorlu bir mücadeleyle fiilen işlevsizleştirilen, kafalarda yıkılan o yapay sınırların varlığı, Kürdün dökülen kanıyla yeniden çizilmiş, hatırlatılmak istenmişti.

      

    Roboski o günden bu güne sadece Roboskililerin değil Kürt halkının kolektif yası oldu. Sadece yas değil, aynı zamanda bir halkın erdemlerinin, acılardan süzülen onurunun da… Roboskililer o günden sonra hep siyah giydiler, düğün yapmadılar ve her Perşembe yakınlarının mezarları başında gerçekleştirdikleri anmayla Roboski’nin tarihsel anlamına eğilmez bir bağlılıkla tutundular.

     

    Onların bu direnişleri rejim güçlerini çıldırttı. Roboski köylüleri bu eğilmez duruşlarıyla defalarca katliamlara, sayısız baskı ve zulme maruz kaldılar. O günden sonra Roboskililerden hakkında dava açılmayan birey kalmadı. Katliamın aydınlatılması için çabalayan HDP Şırnak Milletvekili Ferhat Encü’nün tutuklanmasıyla da bu yaklaşım siyaseten pekiştirildi.

     

    Katliamın her yıldönümü ayrı bir yasak, dayatma ve baskıyla karşılandı. Tıpkı bu yıl olduğu gibi. Ama Roboskililer ve onlar şahsında baş eğmeyen Kürt halkı onun tarihsel anlam ve bıraktığı değerlere sadık kalmaktaki ısrarlarıyla geri adım attırdılar.  

     

    Kürt halkı nezdinde Roboski’nin taşıdığı anlam karartılamadı. Ve bu anlamlar bugün Roboskili çocukların ellerindeki posterlerle geleceğe taşınıyor. Tüm engellemelere, buz gibi havaya rağmen mezarlığa gelen pekçok Roboskili çocuğun boylarından büyük posterleri taşımaktaki ısrarlarında…

     

    Kısa bir hatırlatma

     

    Roboski katliamdan sonra failler ezberlenmiş senaryoları tekrarlayarak açtılar sayfayı. İlk başvurdukları “onlar teröristti” retoriği oldu. Hatta dönemin Genelkurmay Başkanı, “İçlerinde teröristler vardı. Silahlar biz gittiğimizde toplanmıştı” diyebilecek kadar ileri gitmişti. “Teröristi” savaş uçaklarıyla bombalamak mubahtı ne de olsa!.. Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan da Genelkurmay’a teşekkür etmekle açtı perdeyi, sonrasıysa malum…

     

    Her derde deva bu retorik tutmayınca “istihbarat hatası” dediler. Sonra “vurmasak biz suçlanacaktık” gibi akıl almaz “savunmalara” giriştiler. Oysaki katledilenlerin devletin de bilgisi dâhilinde kaçakçılık yapan köylüler olduklarını hepsi de biliyorlardır. Zaten katliamdan sağ kurtulanlardan Servet Encü’nün verdiği, "Önce asker gelip yolumuzu kesti. Bıraktılar, yolumuza devam ettik. Sonra da uçaklarla bombaladılar"  bilgisi, köylülerin bile bile vurulduklarını açıkça gösteriyordu. Sonra buna ABD heronlarından çekilen görüntüler eklendi. O görüntülerde kırk kişilik grubun mazot ve sigara kaçakçılığı yapan köylülerden oluştuğu açıkça görülüyordu.

     

    Nerden baksan organize bir cinayet olan Roboski’nin faili belliydi, faili MGK’nın kendisiydi! Hemen öncesinde yapılan MGK toplantısıyla arasında dolaysız bir ilişki olduğu, bizzat Tayyip Erdoğan’ın, dönemin Genelkurmay Başkanı’nın o küstahça açıklamalarıyla dile geliyordu. O yüzden tüm deliller ortadayken süründürülen dava pervasızca kapatıldı. Nitekim katillerin kolektif bir pervasızlıkla örtbas edilme çabası da bu cinayetin kolektif adresini gösteriyordu.

     

    Fakat buradaki pervasızlık sadece katillerin örtbas edilmesiyle sınırlı değildi. Rejim, altını kanla çizdiği mesajının arkasında da kolektif olarak durduğunu anlatmak istiyordu. Onu, Kürdün zihnine kazımak... O kadar ki bunu cinayetin faillerinin yargılanması ne kelime, katliamdan şans eseri kurtulan üç köylü hakkında açılan soruşturmalarla pekiştirerek göstermek istiyordu.

     

    Vakitlerden yine bir “açılım” döngüsüydü… Kanla açılan perdede sunulansa, “ancak kayıtsız şartsız teslim olursanız!” deniliyordu. Kısacası “tarihin hükmünü biz veririz” mesajı kanlı gövdelere kazınarak yineleniyordu!

     

    Soruşturma da bunu anlattı!

     

    Aynı mesaj açılan soruşturmaların, davaların yürütülüş ve bitiriliş biçimlerinde de haykırıldı. Meclis’te oluşturulan komisyon katliamı “anlaşılır” kılan bir rapor hazırladı, üstüne bir de gizlilik kararı verdi. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nda tam bir buçuk yıl bekletilen dava, sonrasında "görevsizlik" kararı verilerek Askeri Savcılığa sevkedildi. Askeri Savcılık’ta dava "takipsizlik" kararıyla kapatıldı!

     

    Roboski sadece travma değil, isyan çağrısıdır!  

     

    Roboski’den sonra onun mesajı IŞİD’in Kobanê’nin üzerine salınmasında, Cizre’deki bodurumlarda, Şırnak’ın yerle bir edilmesinde, Kürt halkının tüm tarihsel-toplumsal kazanımlarına dönük gözü dönmüş saldırganlıkta döne döne yinelendi/yineleniyor. Arada “açılım”la verilen es “ruhunuzu teslim etmezseniz!” sopası ve katliamlarıyla daha büyük adımlarla ilerletilmeye çalışıldı. 

     

    Roboski ölülerinin sınırın sıfır noktasında dağılan ve Kürdistan’ın iki yakasını kanlarıyla birleştiren bedenlerinin Kürt halkının önüne koyduğu mesaj bu açılardan bakınca bile halen kanayan bir sıcaklıktadır. Özlemleri gerçekleşinceye kadar da öyle kalacaktır.