• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-11-15
  • Av.Kazım Bayraktar'ın Ankara ve Suruç katliamlarıyla ilgili Suruç'taki polis amirleri hakkındaki suç duyurusu kabul edildi

    Avukat Kazım Bayraktar’ın 10 Ekim Ankara Gar ve 20 Temmuz Suruç katliamlarıyla ilgili olarak sorumluluğu bulunan Suruç İlçe Emniyet Müdürü ve Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü Terör ve İstihbarat kısım/birim amir ya da müdürleri hakkında 10 Mayıs 2016’da yaptığı suç duyurusunun Suruç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edildiği öğrenildi. Başsavcılık’ın soruşturma belgesinde sözkonusu polis amir ve müdürleri hakkında kaymakamlıktan soruşturma izni alındığı vurgulandı. Suruç Başsavcılığı iddianamesinde ayrıca Suruç Katliamı günü alınan polisin uygulaması için alınan kararlardan bahsedilerek, görevli amir ve memurların bu karar ve yetkilere uygun davranmadıkları kaydedildi.

     

    Suruç Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma belgesinde, 10 Ekim Ankara Katliamı’nda hayatını kaybeden altı İnşaat-İş üye ve yöneticisinin ailelerini temsil eden Bayraktar’ın 10 Mayıs 2016 tarihinde Ankara'daki Başsavcılıkça tefrik edilerek kendilerine gönderilen dilekçesini özetlenerek şunlar belirtildi:

     

    Katliamda şüphelilerin hukuksal, idari ve siyasal açılardan ağır sorumluluklarının olduğunu, katliam ile siyasal ve yönetsel tutumları arasında doğrudan ve dolaylı neden-sonuç ilişkisinin bulunduğunu olayın arka planı ve boyutlarının ideolojik - siyasal saik, kasıt ve bilinçli taksir unsurlarını da kapsayan ve süreklilik arzeden bir içeriğe sahip olduğunu ve sorumlu olduklarını beyanla şikayetçi olduğu, diğer şikayet edilenler hakkında evrak tefrik edilerek gereğine tevessül edildiği meydana gelen olaylarda görevlilerin görevlerini kötüye kullandıklarına bahisle yürütülen soruşturmada, Suruç'taki patlamada ihmalleri olduğu iddia edilen Suruç İlçe Emniyet Müdürü ve Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü Terör ve İstihbarat kısım/birim amir ya da müdürleri hakkındaki soruşturma evrakı Ankara'daki Başsavcılıkça tefrik edilerek Cumhuriyet Başavcılığımıza gönderilmekle yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı şüpheliler hakkında görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma başlatıldı

     

    Başsavcılık, Suruç İlçe Emniye Müdürlüğü’ne müzekkere yazarak “patlama” olarak tabir ettiği Suruç Katliamı öncesinde ve sonrası tarihlerde Suruç İlçe Emniyet Müdürü ve Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü Terör ve İstihbarat kısım/birim amir ya da müdürlerinin ve varsa başka sorumluların açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitinin istendiğini, verilen cevabi yazıda o dönemde Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal, Tem Büro Amiri olarak yapan komiser yardımcısı Ahmet Oğuz DAVARCI olduklarının anlaşıldığını belirtti.

     

    Başsavcılık ayrıca, Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal hakkında daha önceden kendilerince soruşturma yürütülerek Asliye Ceza Mahkemesi'ne dava açıldığından ayrıca soruşturma yürütülmeyeceğine karar verildiğini de ifade etti.

     

    Suruç Cumhuriyet Başsavcılığı yazısında, yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı görevliler hakkında 4483 sayılı yasa uyarınca Suruç Kaymakamlığı’ndan izin istendiğini, Suruç Kaymakamlığı'nın 2016/09 karar numarasıyla soruşturma izni verdiğini de belirtti.  

     

    Yönetmelikler hiçe sayıldı          

     

    Başsavcılığın hazırladığı belgede Amara Kültür Merkezi önünde ve çevresinde katliamın gerçekleştiği günde 01.06.2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğine güre önleme araması yapılmadığı, Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün 7 Haziran 2015 tarihli ve 407 sayılı yazısı ile Suruç Sulh Ceza Hakimliği’ne hitaben yazılan yazıya istinaden, Sulh Ceza Hakimliği’nden alman 7 Haziran 2015 tarihli 2015/311 sayılı D. İş sayılı kararla; aralarında On bir Nisan Caddesi’nin de bulunduğu pek çok cadde ve sokakta 08.07.2015-08.08.2015 tarihleri arası için 24 saat esasına göre, “milli güvenlik ve kamu düzeninin, başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silah, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla, kişilerin-üstlerinde, aracında Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 19. maddesine göre önleme araması yapılmasına” karar verildiği halde gereğinin yapılmadığını vurguladı.

     

    Valilik kararı ve verilen yetkilere rağmen

     

    İddianamede ayrıca Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü’nün İl Valisi tarafından imzalanan 17.07.2015 tarihli ve 81865735-70291 (62415)1995 sayılı “Takviye kuvvet” konulu yazısından da alıntı yapılarak nasıl bir “ihmal” ve “görevi yerine getirmeme suçunun”sözkonusu olduğunu ortaya koydu.

     

    İddianamede Valilik imzalı o belgede şunların altının çizildiği ifade edildi:

     

    (...) Suruç ilçesinde yaşanması muhtemel olayların önlenmesi, müessif bir olayın yaşanmaması amacıyla 19.07.2015 tarihinden itibaren ikinci bir emre kadar) aldırılan emniyet tedbirleri aşağıya çıkarılmıştır.(...) Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü: İlçe Emniyet Müdürü Mehmet YAPALİAL aldırılan emniyet tedbirlerinden sorumlu olup, il merkezinden görevlendirilen takviye kuvvet personeli ve ilçesince yapacağı planlama dahilinde amirleri nezaretinde görevlendireceği (40) Çevik Kuvvet personeli ile kuvvesinde bulunan (2) TOMA ve Shortland araçları ile gerekli emniyet tedbirlerini alacaktır. (...) Görev alan tüm personel meydana gelebilecek canlı bomba saldırıları vb. konulara karşı görev yerlerinde dikkatli duyarlı ve müteyakkız bulunacaktır(...)

     

    Kararlara rağmen tedbir alınmadı

     

     

    Başsavcılık iddianamesinde bu kadar açık bir talimat olmasına rağmen, şüphelilerin Amara Kültür Merkezi önünde ve çevresinde 20.07.2015 Pazartesi günü söz konusu gruba yönelik dışardan gelmesi muhtemel saldırılara karşı, her türlü patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla kişilerin üstlerinde ve eşyalarında önleme araması yaptırmadığı ve böylece yeterli güvenlik tedbirini alınmadıkları,

     

    Abdurrahman Alagöz’e ilişkin istihbarata rağmen gerekli önlemler alınmadı

     

    Ayrıca Suruç Kaymakamlığı'nın 23/11/2016 gün ve 2016/09 sayılı soruşturma izni kararında, 20/07/2015 tarihinden 40 gün önce katliamı gerçekleştiren Şeyh Abdurrahman ALAGÖZ’le ilgili Suruç Tem Büro Amirliği’ne ve tüm illere “bu şahsın kaybolduğunun” bildirildiği, IŞİD’e katılabileceğinin belirtildiği ifade edilerek, “özellikle Suriye'deki çatışma bölgelerine gidebileceği yönünde uyarı yazısının geldiği, ancak sınırda bulunan ve bahsi geçen çatışma bölgesine yakın olan Suruç Tem Büro Amirliğinin çok daha detaylı bir araştırma ve inceleme yaparak, güvenlik tedbirlerine bu şekilde sıkılaştırması gerekirken , şüphelilerin bu yönde yeterince tedbir almadıklarının” tespit edildiği vurgulandı.

     

     

    'Kamu davası açılmalı'

     

    Gerekçeleri bu şekilde sıralayan başsavcılık şuunları belirtti:

     

    Bu nedenle yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri belirtilen her iki şüpheli hakkında yine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Suruç Kaykakamlık makamınca soruşturma izni verildiği ve kesinleştiği anlaşılmakla;

     

    Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde yukarıda açık kimliği belirtilen Şüphelilerin TCK'nın 257/1-2 maddesinde belirtilen suçu işledikleri yolunda kamu davasını açmayı gerektirecek yeterli delil ve şüphe bulunduğu anlaşılmakla;

     

    Şüphelerin, yargılamasının mahkemenizde yapılarak eylemine uyan yukarıda yazılı sevk maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMALARINA, karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur.