• Paylaş

    KATEGORİ : İŞÇİ SINIFI

    Eklenme tarihi : 2017-10-23
  • Çankaya Belediyesi taşeron temizlik işçileri örgütlendikleri Genel-İş Sendikası'yla yaşadıklarını anlattı

    Ankara’da Çankaya Belediyesi'nin alt taşeronu olan Norm AŞ'de çalışan işçiler örgütlenmeye çalıştıkları sendikayla yaşadıkları sıkıntıları anlattılar. Taşeron işçiler, çalışma hayatının gittikçe kuralsızlaşıp, keyfileşmesine karşı sendikal örgütlülüğün sağlayacağı nispi güvence ve patronların sömürü hırslarına çekeceği çeşitli sınırları bilerek sendikalaşmaya çalıştıklarını, fakat bu süreçte örgütlenmeye çalıştıkları sendikayla sorunlar yaşadıklarını belirtiyorlar.

     

    İşçiler örgütlenmek için ‘Taşeron İşçi Meclisi’ (TİM) oluşturduklarını, bunu sendikaya alternatif olarak değil bilakis taşeron isçileri daha rahat bir araya getirmek ve sendikaya örgütlemek istedikleri için kurduklarını ifade ediyorlar. Fakat sendikanın, TİM’i oluşturan on işçiden üçünü hedef aldığını belirtiyorlar.

     

    Çankaya Belediyesi'nde çalışan  ve DISK Genel-İş Sendikası tarafından özel hedef haline getirilen üç taşeron temizlik işçisi yaşadıklarını şöyle dile getiriyor:

     

     

    DİSK Genel-İş Sendikası'nda örgütlemek için DİSK GENEL İŞ VE GENEL İŞ 1 NOLU ŞUBE İLE İLGİLİ YAŞANANLARA DAİR AÇIKLAMAMIZDIR

     

    Çankaya Belediyesi alt işvereni olan Norm AŞ’de temizlik işçisi olarak çalışmaktayız. Şubat 2015’te Genel-İş Sendikası’na üye olduk ve işçileri de üye olmaları yönünde teşvik ettik. Genel-İş 1 No’lu şube yetki sayısına ulaştı ve başvuruda bulundu. Bizler bekleme süresince bir şeylerin yanlış gittiğini düşünerek kendi aramızda görüşmeler yaparak, 15 Ağustos 2016’da şube yönetimiyle görüşmeye gidip sürecin akıbetini sorduk ve eleştirilerimizi sunduk. Çok “demokrat” ve çok “devrimci” sendikacılarımızın sinirlerine dokunmuş olacak ki yapılanmamız lağvedilerek, yerimize kayyum atadılar.

     

    Siz kayyum atamayı kimden öğrendiniz sayın sendikacılar? 

     

    Bununla da yetinmeyen şube yönetimi 2 sayfadan oluşan 1. bildiriyi yayınladı. Bildiride bizlerin sendika yönetimini, Çankaya Belediyesi’ni ve şirketi kötülediğimizi iddia ettiler. Sayın sendika yöneticileri Çankaya Belediyesi’ni ve şirketi korumak size mi kaldı?

     

    Bizi hedef gösterip işten attırmaya çalışmak sendikanın amaç ve ilkeleriyle bağdaşıyor mu?

     

    Sendikamızın şube yöneticileri bununla da yetinmeyip 2. ve 3. bildiriyi de yayınladılar. İşçilerin hak gasplarına karşı tek kelime etmeyenler, mesele koltukları olunca peş peşe bildiriler yayınlamaktan imtina etmiyorlar.

     

    Devamında 14.07.2017’de 6 ay süreyle ihraç kararı alınarak sürekli çıkarma istemiyle genel kurula sevk edilmişiz. “Edilmişiz” diyoruz çünkü sendika tarafından bu ihracın yazısı tarafımıza gönderilmesi gerekirken, direk belediyeye ve firmaya gönderilmiş. Burada amacınız işçilere gözdağı vermek değilse nedir? 

     

    Tebligatı bize göndermemenizdeki amaç haksız hukuksuz ihracınıza itiraz edeceğimizden duduğunuz korku mu?

     

    Sizler haksız hukuksuz ihraçları kimden öğrendiniz?

     

    14.10.2017 tarihinde şube disiplin kurulu ile durumu görüşmek üzere toplantı kararı aldık. “Bağışlanmaz suçlarımızın” yazılı olduğu dosyayı istedik. Çoğu sosyal medya paylaşımlarından oluşan dosyayı incelememize müsaade ettiler. “Bir dilekçe yazmamız durumunda toplantı bitiminde dosyayı size vereceğiz” diyenler toplantı bitiminde dosyayı size daha sonra ulaştırırız, diyerek ikiyüzlü siyaset yapmışlardır.

     

    Sayın sendikacılar iki yüzlü siyaset yapmayı kimden öğrendiniz?

     

    Sosyal medya hesabımız özelimizdir. Siz hakim misiniz paylaşımlarımızı suç, bizi suçlu ilan ediyorsunuz?

     

    Patron sendikacılığını eleştirmek ne zamandan beri suç oldu?

     

    Siz her şeye alınmayı kimden öğrendiniz?

     

    İncelediğimiz dosyada CHP Emek Bürosu’nun öncülüğünde düzenlenen Türk-İş Sendikası’ndaki taşeron işçilik konulu panele katılmak var. O zaman Bu suçu panele konuşmacı olarak katılan Genel-İş Sendikası’nın eğitim müdürü Faruk Bey de işlemiş oluyor.

     

    Suçlarımızdan diğeri Devrimci İşçi Hareketinin Kurultayı’na katılmak... Neden rahatsız oldunuz, yoksa Devrimci İşçi Hareketi size bir suçunuzu mu hatırlatıyor? Yüzde 1 ile yüzde 4 zamlarla kapattığınız toplu sözleşmeyi eleştirmeyi de suç saymışsınız. Bu sözleşme çok iyiyse çıkın işçinin karşısına savunun. Bu ülkede ifade özgürlüğünü savunduğunu iddia eden sizler, bu yaptığınızla hangi safta yer almış oluyorsunuz? 
     

    Suçumuz yanlışa “yanlış” demekse, sizler yan gelip yatarken taşerona kadro teleplerimizi OHAL’e rağmen alanlarda dile getirmekse, işçi meclislerini oluşturarak hak aramaksa, işçileri bilinçlendirmekse, grev oylamasında “evet” çıkması için çaba göstermekse, KHK zulmüne ve hukuksuz biçimde işlerinden atılan başta Yüksel direnişçileri olmak üzere emekçilerin yanında olmaksa, sınıf sendikacılığı yapmayan patron sendikacılarını eleştirmekse biz bu suçları işledik işlemeye de devam edeceğiz.

     

    Bildirilerinizde doğrudan veya dolaylı olarak bizi hedef gösteren, “en sert şekilde cevap verilecektir” diyen şube yöneticisi bugünlerde “benim ihraçlarla bir ilgim yok imzam da yok” diyor. Bizi kastederek, ‘O arkadaşları kimse işten atamaz, biz onların yanındayız’ diyor. Sayın sendika yöneticisi “yanlarındayız” derken ne anlatmaya çalışıyor?

     

    Genel-İş genel patronu Remzi Çalışkan’dan randevu almak için aradığımızda “hodri meydan” diyerek hakaret etmeye kalkıştı. “İçimizdeki oluşumlara izin vermeyiz” diyen Genel-İş patronu sendika tüzüğünün 4. maddesini ihlal etmiş olmuyor mu?

     

    İçiniz o kadar çürümüş ki isteseniz de sizin içinizde olmayız. Ancak sendikamızı sizin gibi sendika ağalarına bırakmaya da hiç niyetimiz yok. Biz işçi sınıfının hafızası kuvvetlidir, yapılanları asla unutmaz ve bir gün hatırlatır size.

     

    Bizi sendikanın amaç ve ilkelerine aykırı davranmakla suçlayan patron sendikacıları, gidin aynaya bakın, orda aykırı davranan kimi göreceksiniz.

     

    Sonucunun ne olacağını bildiğiniz hareketlere kalkışmayın. Bizler hala “İnadına DİSK” diyenlerdeniz, ama böyle bir anlayışa sahip yöneticilerle değil...

     

    İşçinin emekçinin yanında olun. Onlara yalan söylemeyi, onları oyalamayı bırakın. Umutlarıyla oynamayın… Unutmayın birçok hareketinizi bu küçük dediğiniz grup baskısıyla başlattınız... Sınıf sendikacılığı yapın.

     

    KAHROLSUN PATRON SENDİKACILIĞI

    İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ

     

    ANKARA TAŞERON İŞÇİ MECLİSİNDEN HAYDAR BAŞKÖY-HACI ANIL-ARMAĞAN ÖZBAŞ