• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-06-16
  • Kılıçdaroğlu’ndan bir Gandi çıkmaz ama sokaktan bir özgürlük mücadelesi çıkartılabilir

    Serhat Tuna

     

    Kılıçdaroğlu’ndan bir Gandi olmaz. Olmaz çünkü, Gandi şiddet içermeyen ama bir o kadar da inatçı fiili mücadele biçimlerini etkin bir biçimde kullanmıştır. Gandi, pasif direniş biçimlerini benimsemiş fakat işbirlikçilikten de uzak durmuş, bunu açıktan reddetmiştir. Gandi olmaya soyunan Kılıçdaroğlu ise herşeyden önce bu vasıflardan yoksundur.   

     

    Bugün CHP’nin başına gelenler traji komiktir. Kılıçdaroğlu şahsında bu çorabı CHP kendi başına kendisi örmüştür. HDP’lileri ipe götürmeyi hedefleyen dokunulmazlıkların kaldırılmasına omuz veren bu CHP’dir. Darbe içerisinde darbeyi pekiştirmenin adımlarından biri olan ‘Yenikapı Ruhu’nun içine hiçbir çekince duymadan bodoslama atlayan yine bu CHP’dir.   

     

    Daha açık konuşmak gerekirse, bu CHP’yle işçi ve emekçilerin, ezilen halk ve inançların çıkarları taban tabana zıttır. Bu CHP’nin, işçi ve emekçiler için yıkım olan taşeronlaştırma, kıdem tazminatının gaspı, güvencesiz ve kölece çalışma, özgürlük yoksunluğu gibi konularda AKP iktidarından hiçbir farkı yoktur. 

     

    Kürt halkının evlerinin başlarına yıkılmasına, insanların hunharca katledilmesine, belediyelerin gaspedilmesine çanak tutan bu CHP’dir. Kürt düşmanlığı başta olmak üzere tüm farklılıkların karşısında olan, tekçi faşist zihniyet konusunda AKP’yle yarışan yine bu CHP’dir. 

     

    Dolayısıyla Kılıçdaroğlu şahsında bu CHP’den medet ummak ahmaklıktan öte anlamlar içerir. Rejimin ‘Führer sistemi’ doğrultusunda kendisini yeniden tahkim etmesi doğrultusundaki saldırganlığı ve bu saldırganlığın çapı karşısında işçi ve emekçilerin boş hayaller peşine takılmasına hizmet eder. Bu nedenle Kılıçdaroğlu şahsında mevcut CHP yönetimi ve anlayışını hiçbir yanılsamaya yer vermeyecek biçimde teşhir etmek, bugüne kadar izledikleri çizgi ve anlayış köklü bir biçimde değişmediği sürece onlarla yan yana durmanın yanlışlığının farkında olmak gerekir.

     

    ÖDP ve Halkevleri gibi sol çevrelerin -tıpkı Yenikapı öncesi Taksim mitinginde olduğu gibi- hiçbir ‘kayıt’ ya da ‘uyarı’ içermeden gözü kapalı destek yarışına çıkmaları kabul edilemez! Bu, demokrasi ve özgürlükler mücadelesi çerçevesinde de olsa birkez daha sola yapılan en büyük kötülüklerden birisi olur. Toplumsal muhalefetten beklenti ve umut içerisinde olan kitleler nezdinde CHP’nin mevcut halinin pohpohlanması ve şişirilmesini içeren her türlü yaklaşımdan uzak durulmalı, bu konuda ilkesel bir yaklaşım içinde olunmalıdır.

     

    Devrimci demokratik güçler ve HDP inisiyatif yüklenmelidir

     

    Bütün bunlar akılda bulundurulmalı fakat bunlarla aynı anlama gelen, gelişmelere seyirci edilgenlikten de uzak durulmalıdır. Böylesi bir süreçte edilgenlik de en az kendini Kılıçdaroğlu şahsında mevcut CHP anlayışına mahkum kılmak kadar tehlikeli ve yanlıştır.    

     

    Bu süreç, faşizme karşı mücadelede toplumsal muhalefet dinamikleri arasında birleşik bir direniş hattı yaratmanın manivelası haline getirilebilir. Bütün sınırlılıklarına rağmen “Adalet” eylemlerinde mobilize olan ve “Faşizme karşı omuz omuza” parolasında ortaklaşan kitleyi CHP’nin insafına terketmek, sol adına en hafif haliyle vurdum duymazlık olur. 

     

    Faşizme karşı militan ve kitlesel bir sınıf ve sokak hareketine bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. KHK'larla, ihraçlarla, gasplarla, yıkımlarla, grev yasaklarıyla, OHAL ve faşist devlet terörüyle sokakların alabildiğince sessizleştirilip teslim alındığı yerde sokağın özgürleştirilmesi önemli mücadele alanlarından birisidir. Meseleye buradan yaklaşmak, özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin önünü açacak asgari talepler etrafında biraraya gelen bir taban hareketi yaratmak mümkündür.

     

    OHAL ve onun tüm uygulamalarının kaldırılması başta olmak üzere, işçi ve emekçilerin, kadınların, ezilen halk ve inançların özlük hakları ve temel talepleri etrafında, özgürlük ve demokrasi mücadelesini büyütmek, faşizmi yıkmak için sokağa, eyleme, özgürleşmeye!..