• Paylaş

    KATEGORİ : Yok

    Eklenme tarihi : 2017-02-15
  • Nurettin Demir yoldaşı 16 Şubat 1997'de kaybettik

    17 yaşında toprağa düşen Nurettin Demir yoldaş, sözcüğün ideolojik-politik anlamıyla olduğu kadar sözlük anlamı itibariyle de tam bir Genç Komünar'dı. Yaş ve deneyim bakımından genç fakat komünizm tarihsel amacını ve proletarya devrimciliğinin temel değerlerini içselleştirme anlamında hızla gelişen ve önderleşen bir komünistti.

     

    Nurettin Demir yoldaş, 1990'lı yıllarda burjuvazi ve faşizme karşı sokakta dövüşürken toprağa düşen son TİKB'li oldu.

     

    TİKB tarihi ve geleneğinde onlarcası bulunan benzer bir örnek, ondan tam 16 yıl sonra Haziran İsyanı sırasında kendini gösterdi. Militan bir proletarya devrimciliği çizgisinde örgütlenip öne fırlayan komünist bir işçi olarak Ethem Sarısülük yoldaş, tıpkı Nurettin ve diğerleri gibi kavganın en ön saflarında dövüşürken kahpe bir kurşuna hedef oldu.

     

    Arada geçen 16 yıllık kesinti, peşpeşe gelen tasfiyeci dalgalarla boğuşmak zorunda kalan TİKB'de gerçekte neyin kavgasının verilidiğini simgeler: 


    Nurettin, tasfiyeci çürüme ve sağcılığın vites büyüttüğü koyu bir karanlığın ortasında ölümsüzleşmişti; 16 yıl sonra geleneğin izinden ilerleyen Ethem, zifiri gecelerin arkasından sökmekte olan şafağın habercisi oldu!

     

    ***

     

    O bir devrim fidanıydı

     

    Devrimci hareketin ‘95-’96 rüzgarıyla yakaladığı kitlesellik ve militanlık 1997 yılında geriye doğru bükülmeye başlamıştı. Komünarlar bu kırılma noktasından ileriye çıkışı zorlayan bir konumlanış içerisindeydi. Liseler, genç işçi havzaları, üniversitelerde yüzü ileriye dönük birikimler yaratma çabası hareket seyrimize yön veriyordu.

     

    Nurettin Demir, dönem içerisindeki yönelimi komünarca ilerleten yoldaşlardan biriydi. Amiral Vehbi Ziya Dümer Lisesi‘nde öğrenci olan yoldaş, mücadele içerisinde sadece kendi lisesiyle sınırlı olmayan, Esenler bölgesinde Atışalanı ve İzzet Ünver Liselerindeki öğrenci mücadelesinin gelişim seyrine katkı sunan bir hareket kabiliyetine sahipti.

     

    O dönem liselerde paralı eğitime karşı başlatılan kampanya eksenli hemen bütün eylemlerde yer aldı. Kitleselleşip büyüyen, liselerde hak arama mücadelesini geliştiren eylemlere polisin ve sivil faşistlerin saldırıları oluyordu. Nurettin bu eylemlerin örgütlenme sürecinde olduğu kadar, saldırılar karşısında da en önde dövüşen yoldaşlardandı.

     

    Bir liseli komünar olarak, mücadeleyi alanıyla sınırlı düşünmüyordu. İşçi eylem ve direnişlerinde, fabrika önlerinde yürütülen ajitasyon-propaganda faaliyetleri içerisinde aktif yeraldı. Şişli Belediyesi işçilerinin direnişi ve Şişli Motor Meslek Lisesi’ndeki aktivitelere karşı provokasyon ve saldırılarda üs olarak kullanılan Şişli’deki bir pastane Nurettin yoldaşın içerisinde yeraldığı eylem ekibi tarafından bombalanmıştı. Yine 1996 cezaevleri genel direnişinde gerçekleştirilen sokak gösterilerinde yer aldı. Bu eylemlerin bütünü içerisinde Nurettin yoldaş gönüllülüğü, yaratıcılığı ve cesaretiyle öncü bir tutum sergiledi.

     

    Yaşıtlarına oranla daha olgun özelliklere sahip olan yoldaş, günlük yaşamında mütevazi ve sıcak yapısıyla öne çıkıyordu. Çalışmayı geliştirip derinleştirmeyi içeren toplantılarda evlerine davetli olurduk. Yoldaşlarını büyük bir içtenlikle sarmalar, rahat bir toplantı ortamı için bütün olanaklarını seferber eder, en küçük ayrıntıyı büyük bir özen ve heyecanla düzenlerdi. Eksik bıraktığını düşündüğü ufacık şeylerde bile yoldaşlarına karşı tatlı bir ‘mahcubiyet’ duyardı.

     

    Ölümü de yaşamı gibi oldu

     

    Birçoğumuz onu belki çocuk yaştaki görünümüyle gülümseyen fotoğrafından tanıyoruz. O fotoğraf ölümünden çok önce çekilmiş. Nurettin yoldaş şehit düştüğünde17 yaşındaydı fakat yüreği ve bilinci kadar fiziki yapısı da gelişkindi.

     

    Devrimci ideallere, örgüte ve yoldaşlarına bağlılığını yaşamında olduğu gibi ölümünde de ortaya koydu. TİKB‘nin 19. Kuruluş Yıldönümü‘nü Genç Komünarlar yaygın sokak gösterileriyle kutladılar. Tuzla gibi işçi gençliğin yoğun olduğu bölgeler de dahil, 16 Şubat 1997 akşamı İstanbul’un 7 ayrı noktasında aynı anda korsan gösteriler yapılmıştı.

     

    Akşam karanlığında İstanbul sokakları farklı noktalardan aydınlatılmış, gökyüzünü havai fişeklerin ışıltısı sarmıştı. Nurettin yoldaşın da yer aldığı bu eylemlerden biri de Esenler‘de yapıldı. Cadde molotof kokteyliyle tutuşturulup sloganlar eşliğinde pankart açılıyor. Polis otolarının gelmesi üzerine elindeki silahı onlara doğrultup kurşun yağmuru sayesinde yoldaşlarının eylem yerinden uzaklaşmasını güvence altına alıyor. Kurşunlar eşliğinde kendisi farklı bir yöne doğru hareket ederek polis güruhunun peşinden gelmesini sağlıyor. Yoldaşlarının polis çemberi dışına çıkmasını başarmış fakat kendisi abluka içinde kalmıştır. Geçtiği her sokak başını bir mevzi edinerek otomatik silahlardan çıkan kurşun sağanağından kendisini korumaya çalışmış, yoldaşlarının güvenli çekilmesi pahasına elindeki onaltılının mermisini tüketmiştir. Sokaklarda süren kovalamacanın ardından Nurettin bir evin bodrumuna çekiliyor. Çevreden yapılan ihbar sonucu saklandığı yerde yerinde infaz ediliyor.

     

    Nurettin, idealleri, çok sevdiği yoldaşları uğruna dövüşerek ölümsüzleşti. Onun silahının kabzası şimdi bizim elimizde.

     

    Köklerinden yeşerdik

     

    Nurettin yoldaşı her yönüyle gelişmeye açık bir döneminde kaybettik. Genç yaşına rağmen güçlü bir devrimci kişilik yapısı ve mücadele azmi vardı. Komünizmin özgürlük dünyasına giden yolda, beslendiği ideolojik zeminle enerji yüklü bir devrim fidanıydı. Faşizm o fidanı kendine has yöntemleriyle alçakça kırmış olabilir. Toprakta kalan kökler bugün uç verip yeşerdi. Onu daha da geliştirip büyüteceğiz.