• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2018-01-23
  • Tutuklanan MİT yöneticileri, MİT’in DAİŞ, El Nusra ve ÖSO gibi çetelere yaptığı silah ve mühimmat yardımını itiraf etti

    HPG’nin yakaladığı MİT yöneticileri, MİT’in DAİŞ, El Nusra ve ÖSO kılıfındaki çetelere yaptığı silah ve mühimmat yardımını, yardımların nasıl gönderildiğini itiraf ediyor.

     

    HPG’nin tutukladığı MİT yöneticileri, çetelere desteğin MİT tarafından organize edildiğini ve Özel Faaliyetler Başkanlığı Kemal Eskintan tarafından da icra edildiğini belirtiyor.

     

    Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türk devletinin, Suriye krizi sürecinde eli kanlı DAİŞ, El Nusra çeteleri ve Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) yaptığı silah, lojistik, siyasi ve diplomatik yardımlar gündemdeki yerini koruyor. Suriye’de yüzbinlerce insanın öldüğü, milyonlarcasının göç ettiği, kentlerin yıkıldığı savaşta Türk devletinin desteklediği El Nusra, DAİŞ çetelerinin Kürdistan, Türkiye, Irak başta olmak üzere Avrupa’da, ABD vb. ülkelerde de yaptıkları katliamların sayısı da oldukça fazla.

     

    Türk devleti sınırlarını bu çetelere açmış, birçok mülteci kampını da DAİŞ ve El Nusra çeteleri olmak üzere farklı gruplar için eğitim, silahlandırma, savaşçı temini ve sevk idare kamplarına dönüştürdü. Türk devletinin bizzat Erdoğan’ın talimatı ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) eliyle, DAİŞ ve El Nusra çetelerine TIR’larla silah ve patlayıcı sevkiyatları basına yansımıştı.

     

    Türkiye’de gazeteciler, siyasetçiler, uluslararası sivil toplum örgütleri, Rusya, ABD ve AB üyesi bazı devletler, hatta TC’nin savcıları ve mahkemeler MİT’in DAİŞ, El Nusra gibi çetelere silah dolu TIR’larını gündeme taşımış, ancak Tayyip Erdoğan baskı politikaları ile bu gerçeğin üzerini örtmek istemişti.

     

    HPG’nin 2017 yılı Ağustos ayında “Sakine Cansız Devrimci İntikam Operasyonu”yla yakaladığı MİT’in iki üst düzey yöneticisinin itirafları, MİT’in DAİŞ ve El Nusra çeteleri ile ÖSO’ya nasıl silah ve siyasi yardım yaptığını gözler önüne seriyor. HPG tarafından yakalanan MİT yöneticileri Erhan Pekçetin ve Aydın Günel, itiraflarında, DAİŞ ve El Nusra çeteleri için Hatay, Antep ve Urfa’da kamplar kurulduğunu anlatıyor.

     

    “Mülteci Kampı” adı altındaki bu yerlerde çetelerin eğitilip, örgütlendirildiğini ve Suriye’deki savaşa gönderildiklerini açıklayan MİT yöneticileri, DAİŞ ve El Nusra ile hangi MİT yöneticilerinin bizzat ilgilendiğini, MİT’in bu çetelere silah ve patlayıcı sevkiyatı yapmak için özel TIR’lar ve otobüsler satın aldığını da belirtiyorlar. Çetelerin örgütlendirilmesi için Antalya’da otellerde “özel toplantılar” da gerçekleştirdiğini itiraf eden MİT yöneticileri; DAİŞ’li tetikçilerin MİT tarafından nasıl kullanıldığını, kayıt dışı gözaltılarla sorgu evlerinde başka ülkelere gönderildiklerini de örnekler vererek anlatıyorlar.

     

    Günel: MİT tırlarla silahları El Nusra’ya gönderdi

     

    HPG tarafından tutuklanan MİT’in üst düzey yöneticisi Aydın Günel, MİT’in TIR’larla silahları El Nusra ve diğer çetelere gönderildiğini söylüyor. Antalya’nın Kundu-Lara oteller bölgesinde çetelerle yapılan toplantıya MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da bizzat katıldığını belirten Günel, çetelerle MİT adına doğrudan ilişkide olan kişinin ise MİT Özel Faaliyetler Dairesi sorumlusu Kemal Eskintan olduğunu itiraf ediyor. MİT yöneticisi Aydın Günel’in verdiği bilgiler şöyle:

    El Nusra’ya gönderilen yardımlar var. Arap baharı başladıktan sonra benim hatırladığım 2011 ya da 2012 falandı. Antalya da bir otel kapatılarak toplantı yapılmıştı. Toplantıya da şu anda Özel Faaliyetler Müsteşar yardımcısı olan Kemal Eskintan o zaman Koruma Daire Başkanı müdürü gibi bir görevi vardı. Arap muhalefet liderleri toplanmıştı. Bir hafta yapılmıştı. Müsteşar (Hakan Fidan) da katıldı. Ondan sonra Arap muhalif liderler Suriye’ye geri gönderildi. Suriye’ye gönderilen TIR’lar El Nusra’ya gönderildi. Türkiye’nin silah yardımları El Nusra’ya, muhalif Arap gruplara ve ÖSO’ya yapılıyor. Musul konsolosluk binasına DAİŞ’in girmesi ve içindekileri alması ile birlikte DAİŞ ile pazarlıklar yapılarak araya başka muhalif gruplar aracı olarak sokularak şahıslar serbest bırakıldı. O dönem Özel Faaliyetler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen çalışma sonucunda serbest bırakıldılar.

     

    HPG tarafından tutuklanan diğer MİT üst düzey yöneticisi Erhan Pekçetin de Aydın Günel’in verdiği bu bilgileri teyit ediyor ve DAİŞ, El Nusra çetelerine yapılan yardımların nerede, nasıl olduğunu detayları ile anlatıyor. DAİŞ ve El Nusra çeteleri ile ÖSO gibi yapılara yardımların MİT Özel Faaliyetler Başkanlığı tarafından yürütüldüğünü söyleyen Pekçetin, MİT Özel Faaliyetler Başkanı Kemal Eskintan’ın şimdiki görevinin ise MİT Müsteşar Yardımcısı olduğuna dikkat çekiyor. MİT yöneticisi Erhan Pekçetin bu konu ile ilgili şunları söylüyor:

     

    DAİŞ ve El Nusra’ya yardımı MİT Özel Faaliyetler Başkanlığı yürütüyor

     

    MİT yöneticisi Erhan Pekçetin bu konu ile ilgili şunları söylüyor:

    Özel Faaliyetler Başkanlığı’nın kuruluşu ve faaliyetleri temasları hakkında bilgi vermek isterim. Özel Faaliyetler Başkanlığı Kemal Eskintan şu an Müsteşar Yardımcı seviyesinde. Koruma Daire Başkanıydı. Müsteşarın koruma daire başkanıydı. Emekli albaydır. Hakan Fidan geldikten sonra onu teşkilata getirdi. Onların temasları Kemal Eskintan’ın Suriye’deki Arap aşiretlerle temaslarıyla başladı. Koruma Daire Başkanı’yken başladı. Tam tarihini hatırlamıyorum ama ben Ankara’ya geldikten sonra oldu. 2013-14 olabilir. Özel Faaliyetler Daire Başkanlığı kuruldu. Kemal Eskintan da Daire Başkanlığı’na getirildi. Özel Faaliyetler Daire Başkanlığı içeriği, mensupları gizli tutulur. Faaliyetleri konuşulmaz. İçerisinde Özel Kuvvetler’den gelme çok sayıda asker var. Oradan birisi Genel İstihbarat Başkanlığı’na (GİB) tayin oldu. Geldiğinde sordum 'Özel kuvvetlerden niye geldin.' 'Abi, orada 80-90 tane asker var. Kafaları basmıyor. İstihbarattan anlamıyorlar. Çalışılacak yer değil' dedi. Oradan biliyorum. Çok sayıda özel kuvvetlerden gelme asker olduğunu. ÖSO faaliyetlerini tamamen Özel Faaliyet Daire Başkanlığı yürütüyor. El Nusra ile yani Suriye’deki faaliyetlerin çoğunu Özel Faaliyetler Başkanlığı yürütüyor. Aşiretlerle temaslar, ÖSO’cuların gidiş-gelişlerin organize edilmesi, eğitimleri içerdeki Özel Kuvvetler ya da oradan eğitim alan subaylar veriyor. Gidiş gelişlerini bizimkilerin yaptığını biliyorum.

     

    MİT, DAİŞ ve El Nusra için özel mercedes otobüs ve tır’lar almış

     

    MİT yöneticisi Erhan Pekçetin, El Nusra ve DAİŞ’e giden çete üyeleri, silah ve patlayıcılar için MİT tarafından alınan özel beyaz Mercedes marka otobüsler ve TIR’lar alındığını da açıklıyor. Çeteler için alınan bu araçların MİT’in merkez karargahında tutulduğu bilgisini de veren MİT yöneticisi Pekçetin’in bu konuda verdiği bilgiler de oldukça dikkat çekici.

    Bizde beyaz mercedes otobüsler var, onlar alındı. Teşkilatta yoktu, onlar alındı. Yedi sekiz tane vardı. Karargahta duruyorlardı çünkü. Daha sonra MİT TIR’ları gibi TIR’larla karargahta yan yana duruyordu. O malzeme taşıyan TIR’lar, silah taşıyan TIR’larda mühimmat taşıyan TIR’lar da karargahtaydı. Çünkü 2012’de geldiğimde oradaydı. Dolu halde gece yarısı giriş-çıkışlarını gördüm, dolu halde. Hatta gece yarısı karargahta merkez siteden çıkışı dikkat çekiciydi. MİT’in Yenimahalle Yerleşkesi öyle bağımsız bir yer değil. Binalar yan yana. TIR’ların hareket edebileceği bir yer değil. Binaların olduğu aralar var. TIR’ların çıkabileceği bir yer değil. Bir süre sonra o TIR’lar ve otobüsler karargahtan kalktı. Sözcü gazetesi o TIR’ları fotoğrafladı. Google’dan fotoğraflarını koyup 'dikkat çekici görülüyor' denildi. TIR’lar, otobüsler dikkat çekiciydi. Her halde Pursaklar’da bir yer kiraladılar ya da satın aldılar. Bir arkadaşım bahsetti onlardan. Silah, mühimmatlar TIR’ların otobüslerin orada tutulduğunu düşünüyorum. Çünkü mantıklı. Orası havalimanına çok yakın. Pursaklar’la havalimanı arası 3-4 kilometre bir yer. Eğer malzeme geliyorsa, askeri malzeme yurtdışından uçakla geliyorsa silah geliyorsa, çok kısa bir sürede kimsenin dikkatini çekmeden sağlanabilecek bir durum.

     

    Çetelere yardım eden Eskintan hızla yükseldi!

    MİT Özel Faaliyetler Başkanlığı, bu faaliyetler çerçevesini yürütüyor. Kemal Eskintan Daire Başkanı’ydı daha sonra, Özel Faaliyetler Başkanlık seviyesine çıkartıldı. Kemal Eskintan başkan oldu. Bir sene sonra da Özel Faaliyetler Müsteşar Yardımcılığı seviyesine çıkartıldı. Özel Faaliyetler Müsteşar Yardımcısı Kemal Eskintan’dır. Özel Faaliyetler Başkanı da Uğur Kaan Ayık’tır. Bir daire başkanlığının iki sene içinde müsteşar yardımcılığına çıkması çok dikkat çekici. Çok hızlı büyüyor demek ki, çok fazla personel aldılar. Bu sene de çok fazla personel alacaklarını söylemişlerdi. Ama ne kadar tayin oldu nereden ne kadar aldı onu bilmiyorum.

     

    MİT’in El Nusra ile yoğun temasları vardı

    Suriye’deki olayların, aşiretlerin, gidiş gelişlerin silah mühimmatlarının ÖSO kuvvetlerinin savaş alanlarına aktarımına kadar. Hatta bir koruma arkadaşım vardı. Özel kuvvetler daire başkanlığına gitmiştim. Birini gördüm 'bu tipsiz kim?' dedim. 'ÖSO’cu' dedi. 'Bunlar ne arıyor burada?' dedim. 'Bunlar mı savaşıyor, şekilsiz adam.' Bunlar gidiyor, yedi gün savaşma süreleri var. Bir ekibi götürüyorsunuz. Sonra tekrar geri getiriyorsunuz. Üçüncü dördüncü gün 'değişim diye yalvarıyorlar' dedi. Türkiye’den geliş gidişleri itiraf ediyorlar. Hatta 'harcadıkları silahın, mühimmatın haddi hesabı yok' diyordu. Muhtemelen çok fazla mermi harcıyor, öylesine harcıyor olabilir. Onu duymuştum o arkadaştan. MİT Özel Faaliyetler Başkanlığı bunları organize ediyor. Onun haricinde El Nusra ile temasları onların sağladığını düşünüyorum. Çünkü Suriye’de bir dönem teşkilatın (MİT’in) El Nusra ile yoğun temasları vardı.

     

    MİT’çi Ayhan Oran’ı MİT kaçırdı ve sorguladı!

     

    MİT’e bağlı Ankara başta olmak üzere birçok yerde özel sorgu evlerinin olduğu bilgisini veren MİT yöneticisi Erhan Pekçetin, MİT’de FETÖ Dairesi’nin oluşturulduğunu da anlatıyor. Daha önce Paris Katliamı’nın planlamasında ismi geçen ve Fethullah Gülenci olduğu için ortadan kaybolan MİT yöneticisi Ayhan Oran’ın yine MİT tarafından kaçırıldığını söyleyen Pekçetin, bu konuda çok önemli bilgiler veriyor:

    Özel Faaliyetler Sorgu Yerleşkesini biz de kullandık. GİB (Güvenlik İstihbarat Başkanlığ) başkanlığı olarak. Bir gün sonra FETÖ dairesi erkek bir şahsı getirdi. Zaten küçük bir yer. Üç dört hücresi var. Bir de koruma yeri var. O geldikten sonra GİB Başkanı telefon açtı dedi ki; 'sesinizi çıkarmayın sesinizi yükseltmeyin. Bir de kameraları kapatın' dedi. Hücreleri gösteren kameralar var. Tahmin ettim ki bu teşkilat mensubu birisidir. 'Bizim sesimizi duymaması ve bizi görmemesi gereken birisidir' dedim. Biz de onu görmeyelim diye kameralar kapatıldı. Ama ben onu gördüm. Çünkü işte Uğur Kaan Ayık ve Oğuz Yüret ile Paris katliamını organize eden Ayhan Oran’dı. Çünkü Ayhan Oran’ın bacakları futbol oynadığı için çarpık dışa doğru açık. Sonra da basına düştü zaten. 'Ayhan Oran nerede?' diye.

     

    MİT’in sorgu evleri

     

    MİT yöneticisi Erhan Pekçetin, MİT’in illegal gözaltı operasyonu yaptığını, MİT’in İstanbul, Van, Diyarbakır’da özel sorgu evleri olduğunu da söylüyor:

     

    Orası 99’dan beri kullanılmıyordu. Temizlik, hazırlık vb. çalışmalar yapıldı. Orayı açtırdık. Van’da İstanbul’da, Diyarbakır’da karargahta da sorgu evleri vardır. Bizim gözaltına alma yetkimiz yok. İKK başkanlığında faaliyetler gösterenler gözaltı yetkileri var. Siz alırsanız illegaldir. Bunu her hangi bir şekilde hissettirmeden, kamuoyu duymadan alır ve serbest bırakırsınız. Artık elemanlık mı teklif edersiniz veya alacağınız sorgular ve cevaplar kendi dairesi karar verir. Genelde eleman yapmak için görev teklifinde bulunmak için alınır. Özel Faaliyetler Daire başkanlığı yerini kullandık, yerleşke bütçe, otobüs şu an için söyleyeceğim bunlar.

     

    DAİŞ’lileri MİT sorguevlerinde…

     

    MİT yöneticisi Erhan Pekçetin, DAİŞ’lileri özel sorgu evlerinde sorgulanıp, Türk devletinin isteğine göre kullandıklarını da örnekler vererek anlatıyor:

     

    Özel faaliyetler başkanlığının yerleşkesi Yenimahalle yerleşkesi dışında Anadolu Bulvarı dışında daha önce Çiftlik olarak ifade ediliyordu. Onların gözaltı yetkileri yok. MİT’te İKK Başkanlığı haricinde diğer hiçbir dairenin dışında gözaltı yetkisi yok. İKK Başkanlığı da ajan suçlaması ile alıp fezleke hazırlama yetkisi var. Diğer hiçbir başkanlığın gözaltı yetkisi yok. O dönemde Özel Faaliyetler Başkanlığı’nın da yetkisi yok. Ancak illegal adam alıp sorgulayıp serbest bırakıyorlar. Onların tesisatları daha donanımlıydı. Orada genç bir DAİŞ’liyi gördüm dedi 'bunu Suriye’deyken biz aldık. DAİŞ mensubu' dedi. Genç bir çocuk, 25-26 yaşında bir gençti. İranlı bir çocuk. Uçakla Kars’a götürdüler oradan Doğubeyazıt sınırına götürüp İran’a teslim edilecekti. Ama İran’a ne karşılığı verildi. Neye göre verildi. Hakan Fidan, İran’a jest olsun diye mi yaptı onu bilemiyorum. İranlı DAİŞ mensubunun teslim edildiğini bilemiyorum. Özel Faaliyetler Daire Başkanlığı, onu savaş ortamında mı aldı. Çünkü onun haricinde de adam aldığını biliyorum. Hatay’ın bir kaynağını almışlardı. Kaynak olduğu anlaşılınca serbest bırakıldı.

     

    Hatay, Antep, Urfa’daki kamplarda El Nusra VE DAİŞ’liler eğitiliyor

     

    MİT yöneticisi Erhan Pekçetin, DAİŞ, El Nusra ve ÖSO gibi çetelere silah, eleman, mühimmat, eğitim yardımı yapan MİT Özel Faaliyetler Başkanlığı’nın bütçesinin de yüksek olduğuna dikkat çekiyor:

    Onların bütçeleri de çok yüksek. Onların faaliyetleri çok özel olduğu için bütçeleri de çok yüksek. Otobüsler, TIR’lar, silahlar gidiş-gelişler ÖSO mensuplarının gidiş gelişleri kamplardan oluyor. Hatay, Urfa, Antep’teki kamplar basına çok yansımıştı. Milletvekillerinin sokulmadığı kamplar var, onlardan olabilir diye düşünüyorum. Bizimkiler (MİT) organize ediyor gidiş-gelişleri. Bizimkiler (MİT) onu organize ediyor, Özel Faaliyetler organize ediyor. O kadar TIR’ı hiçbir teşkilat mensubu servis aracı olarak kullanmadı. O beyaz Mercedesleri, yerleşkede olmasına rağmen o otobüsler kullanılmadı. Onları biliyorum. Özel faaliyetler bütçesinin de bu nedenle çok yüksek olduğunu biliyorum.

     

    DAİŞ, El Nusra ve ÖSO’ya yardım nedeniyle MİT’in bütçesi artırıldı

     

    MİT’in bütçesinin DAİŞ, El Nusra ve ÖSO çetelerine yardımları nedeniyle artırıldığının bilgisini veren MİT yöneticisi Pekçetin şunları söylüyor:

    Hakan Fidan geldiğinde MİT’in bütçesi 410 milyon dolar civarındaydı. Şu an MİT’in bütçesi 1 milyar yüz bin dolar civarında olduğunu biliyorum. Bu çok ciddi bir artış dört beş yıl içinde. Bunun da özel faaliyetler dairesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Tabi yeni yerleşke yapılıyor. Yenimahalle dışında bir yerleşke yapılıyor o da bütçeye dahil mi onu bilemiyorum.

     

    DAİŞ’le işbirliği yapan MİT yöneticileri: Hüseyin Şirin ve Kemal Eskintan

     

    DAİŞ ile Türk devletinin danışıklı Musul operasyonu hakkında da önemli bilgiler veren MİT yöneticisi Erhan Pekçetin’in şu ifadeleri de dikkat çekici:

    Onun haricinde Özel Faaliyetlerin, El Nusra ve ÖSO temaslarının yanı sıra DAİŞ’in Musul konsolosluğu baskını ve Musul konsolosluğundaki görevlilerin rehin alınması olayında. Araya girerek DAİŞ ile temas kurup Musul konsolosluğundaki rehinelerin kurtarılmasında rol oynadığını anladım. Çünkü Kemal Eskintan’a bir Üstün Başarı belgesi verildi. Oradaydım. Hüseyin Şirin ile ona verildi. Hüseyin Şirin DOB’da (Dış Operasyonlar Başkanlığı)  Irak Daire Başkanı’ymış o zaman. Geri dönüp önümüzden geçerken Levent Müdür, 'Oğlum ne yaptın yine kime takla attın da sana bunu verdiler?' dedi. 'Yok, abi' dedi. 'Bu, Musul operasyonundan bu' dedi. Oradan duydum onun ağzından, Musul konsolosluğundaki rehinelerin kurtarılması olayında Hüseyin Şirin ile Kemal Eskintan’ın görev aldığını, bundan dolayı ya da direk olarak DAİŞ ile bir şekilde pazarlık kuruldu. Konsolostaki rehinelerin kurtarıldığı anlaşıldı. DAİŞ mensuplarına yönelik onların temaslarının bunlar olduğunu düşünüyorum.

     

    Devlet 4 MİT’çinin ölümünü gizledi!

     

    MİT’in DAİŞ çeteleri ile Musul’daki Türk Konsolosluğu görevlileri için görüşmeler yaptığını da söyleyen MİT yöneticisi, Efrin’e çetelerin gönderildiği bir otobüsteki patlamada 4 MİT görevlisinin öldüğünü, ancak devletin bu olayı gizlediği bilgisini de veriyor:

    Bunların yanı sıra Musul DAİŞ’in Musul Konsolosluğu’nun baskınında buraya birkaç ilave yapmak istiyorum. Özel Faaliyetler Başkanlığı’nın ÖSO nakliyeleri sırasındaki faaliyetleri esnasında basında çok yer bulmadı ama. İnternette çok yer almıştı. Efrin’e ÖSO mensuplarını götüren Mercedes otobüsümüze yönelik bir canlı bomba saldırısı oldu. Onda da benim duyduğum, İzmirli bir arkadaşım şehit oldu, severdim. Uzun boylu yakışıklı bir çocuktu. Bizim bir şoför ve iki korumamız üç ya da dört kişi şehit oldu. Otobüsü görüyor. Arkadaşın elinde bir liste var. DAİŞ mensubu canlı bomba da binmek istiyor. 'Listede senin adın yok' diyor. Bindirmiyor. 'Otobüse bindirmeyeceğim' diyor daha o otobüsün kapısında patlatıyor kendisini. Binemeden patlıyor. Binse zayiatı çok daha büyük olur. Üç dört kişi şehit oldu. ÖSO’culardan da birkaç kişi gidiyor. Hatta ben fotosunu da gördüm bagaj kapıları açılmış yan kısımda. Yandan çekilmiş bir foto. İçerde patlasa camlar tuz buz olurdu. Dışarıda patladığı belli. Özel faaliyetlerden de, biz teşkilat olarak çok fazla şehit vermeyiz. Ama bir seferde üç dört şehidin verdiği nadir olaylardan biridir.

     

    ANF