• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-01-23
  • Grevleri yasaklanan binlerce metal işçisi bugün de üretim yapmıyor!

    GE Grid Solution, ABB Elektrik, Schneider Enerji ve Schneider Elektrik patronlarının oluşturduğu EMİS ile bu işletmelere bağlı 13 fabrika ve 22 işyerinde 2 bin 200 işçinin örgütlü olduğu BMİS arasındaki toplu sözleşme görüşmelerinde yaşanan uzlaşmazlık sonucu 20 Ocak’ta gerçekleşmesi kararlaştırılan grev, aynı gün Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklandı. Grevin “Milli güvenliği tehdit ettiği” belirtilerek 60 gün ertelenmesinin yasak anlamına geldiğini belirten metal işçileri, 20 Ocak’tan beri üretim yapmayarak tepkilerini gösterdiler.

     

    Cuma gününden başlayan üretimi durdurma tutumu bugün de tüm fabrikalarda binlerce işçinin katılımıyla devam ediyor. Böylesine bir dönemde işçi sınıfı cephesinden gelen bu anlamlı tavrın  önemi ortadadır… Beslenip büyütülmesi için gerekli destek ve dayanışma ağlarının yaratılmasının tarihsel bir görev olduğu da…

     

    Basına yansıyan bilgilere göre EMİS sözleşmesi kapsamındaki fabrikalarda çalışan BMİS üyesi işçiler, grevlerinin yasaklanmasının ardından fabrikalarına geri döndü ancak üretim yapmadı. İşçiler patronların baskısına karşı fiili mücadeleyi sürdürürken, EMİS sözleşmesi kapsamı dışında bulunan ve Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu diğer fabrikalarda bildiri okunarak ve 1 saate varan iş bırakmalarla grev yasaklarına tepki gösterildi. Yapılan açıklamalarda grev hakkı olmadan toplusözleşmenin anlamsız olduğu belirtilerek, grev hakkı için birlikte mücadele çağrısı yapıldı.

     

    İşçiler BMİS’i “konuşturuyor”!

     

    Grev yasağına karşı, “Boyun eğmeyeceğiz”, “mücadeleyi sürdüreceğiz”, “grev hakkının gaspına izin vermeyeceğiz” gibi genel cümlelerle tepki gösteren BMİS pratikte nasıl bir yol izleyeceğine dair somut belirlemelerde bulunmadı. Yaptığı son açıklamada da “Bizler, tarih boyunca bedel ödeyerek işçi sınıfının kazandığı grevli toplu sözleşme hakkımıza sahip çıkıyor ve işyerlerimizi eylem alanına döndürüyoruz” diyen BMİS, bu eylemlerin neler olacağına dair de halen net bir şey söylemiş değil.

     

    BMİS’in bu belirsiz tutumu Cuma günü grev yasağı karşısında işçileri evlerine yollaması ve fabrikalardaki grev pankartlarını indirmesiyle birlikte düşünüldüğünde kaygılandırıcıdır. Asil Çelik grevinden sonra fabrikalarda yeniden grev oylaması yaptırmaya kalkışan bir sendika sonuçta BMİS…

     

    Bu titrek tutumuna rağmen işçilerin tepkileriyle karşılaşan BMİS, anlaşılan o ki 2015’teki grev yasağından sonra fabrika içinde yapılan iş yavaşlatma ya da çeşitli pratik eylemlerle bu süreci kaldırabileceğini sanıyor. O zaman tabanın nabzını alan patronlar, belirli tavizler de içeren sözleşmeler imzalamışlardı. Fakat bugün o günle kıyaslanmayacak farklılıklar söz konusudur. MESS’le birlikte hareket ettikleri anlaşılan EMİS patronları bir kere bu birliktelik gereği bu yılın Eylül’ünde başlayacak MESS sözleşmeleri öncesinde kolektif sınıf tutumu göstermekteler. EMİS sözleşmelerinin MESS sözleşmeleri açısından taşıdığı kritik anlamları bilerek…

     

    İkincisi bugün 2015’le kıyaslanmayacak kapsamda bir ekonomik-siyasi kriz sözkonusudur. Patronlar bu kriz koşullarını fırsata çevirmekte kararlılar. Devletin de gücünü arkalarına alarak (OHAL'i tepe tepe kullanıyorlar) işçi sınıfına sıfır zam dayatmak da dahil her türlü kölelik koşulunu dayatabilecekleri önvarsayımı üzerinden kolektif bir sınıf tutumu geliştirmiş durumdalar.

     

    "Titreklik" tehlikeli

     

    BMİS’in Asil Çelik grevindeki hızla geri çekilen tutumu, en son 20 Ocak’taki EMİS grevinin yasaklanması karşısındaki “belirsiz” tutumu onları daha da pervasızlaştıracaktır. Bu titreklik devam ettikçe patronların sınıfın önüne işçi kıyımı kartını koymaları sürpriz olmayacaktır. Bu açıdan da işçinin öfkesinden kaçınarak “eylemlerimizi sürdüreceğiz” diyen fakat anlaşılan o ki işbaşı yaptırtamayan BMİS’in bir an önce daha net konuşması zorunludur.

     

    Bu olmadığı sürece patronların yeni atakları hazırlıksız karşılanacak ve metal işçisi kendi içinde paralize olup, çözülecektir. Gelinen noktada metal işçilerinin direniş ısrarının işçi kıyımıyla yanıtlanması durumunda fabrika içinde iş durdurma biçiminde sürdürülen direnişin, daha üst biçimlere sıçratılması zorunludur. Grev öncesinde atılan “İşgal, grev, direniş!” sloganının olası gelişmelere göre pratik tutuma dönüştürülmesi, hazırlığı yapılan bir olasılık olmak zorundadır.