• Paylaş

    KATEGORİ : İŞÇİ SINIFI

    Eklenme tarihi : 2017-10-06
  • 140 binden fazla metal işçisini ilgilendiren MESS grup sözleşmelerinin ilk görüşmesi dün TM'yle yapıldı

    Türk Metal (TM), Birleşik Metal-İş (BMİS) ve Çelik-İş’in örgütlü olduğu metal ve otomotiv fabrikalarında çalışan yaklaşık 140 bin işçiyi kapsayan MESS grup sözleşmesi kapsamındaki ilk görüşme dün Türk Metal’le yapıldı. “Metal fırtına” döneminde fiilen altı boşalan TM, buna rağmen yasal mevzuatlar ve ortaya çıkan durumun daha güçlü bir alternatifle buluşamaması nedeniyle halen işkolundaki en büyük sendika olarak görülüyor. Dün yapılan görüşmede 16 idari maddenin kabul edildiği ve bir sonraki toplantının 12 Ekim’de yapılmasının kararlaştırıldığı açıklandı.

     

    MESS bugün de BMİS’le görüşme masasına oturacak.

     

    TM önceki sözleşmelerde olduğu gibi bu sefer de pazarlığı yüzde 38 gibi yüksek bir oranla açtı. Bu sözleşme döneminin kolayca satışa gittiği diğer dönemlerden farklı olarak “metal fırtına”nın hemen ardından gelmesi onu demokrasicilik oyunlarına gitmeye zorladı. Tarihinde yapmadığı bir şeye, taslağı önden işçilere açmaya mecbur bıraktı. Adet yerini bulsun kabilinden de olsa böyle bir pratiğe mecbur kalmasının işçilerde bile belli bir iyimserliğe ve “bekleyelim”ciliğe neden olduğu görülüyor. Onun, metal fırtınanın kurduğu çeteci-mafyatik sendikal düzeni yerle bir etme noktasına getirmesi karşısında bu sözleşme döneminde en azından daha dikkatli davranacağını beklemekteler.

     

    İşçilerin çoğunluğu bir taraftan böyle bir beklenti içindeyken diğer taraftan da pazarlığın yüzde 38’le açılmasının sürecin greve evrilmesini kaçınılmaz kıldığını öngörebilmekteler. Bu ikili ruh halinin onların kendi iç örgütlülüklerini yaratmaya yönelmesini zayıflattığı da görülüyor.

     

    Kendilerinin gücüyle ortaya çıkan metal fırtınanın basıncının TM’nin ensesinde olduğunu hissetmeleri ve bununla gurur duymaları ne kadar anlamlıysa, bunun bir rehavet ve “izleyelim, görelim” yaklaşımı yaratması da bir o kadar tehlikelidir.

     

    TM Renault’a çalışıyor

     

    BMİS’in fabrikada önemli bir üye kapasitesine kavuştuğu Renault bu sözleşme döneminin de önemli üssü olacak. Gerek MESS’in gerekse TM’nin, üretim içindeki gücü, mücadele birikimi ve diğer fabrikalar için bir kılavuz olması hasebiyle Renault’a özel çalışmaları boşuna değil. TM Genel Başkanı Pevrul Kavlak’ın mesken edindiği Renault’taki iç örgütlülük ve işçiler arasındaki birlik bu nedenle kritik bir önem taşıyor.

     

    Sürecin TM’nin de ortaklığıyla işçi kıyımları ve işçileri içerden çözme hamleleriyle iç içe yürütüleceği anlaşılıyor. Bu hat üzerinden yürüyeceği belli olan TM’nin greve gitme zorunluluğu sözkonusu olduğundaysa muhtemel “yasağı” bahane ederek, satış manevraları yapmayı hesapladığı görülüyor.

     

    Delphi gibi büyük yan sanayi fabrikasında bizzat TM’nin ortaklığıyla işçi kıyımının düğmesine basılması ya da Renault gibi kritik bir fabrikada iç örgütlülük ve iradenin kırılmasına dönük “iç çalışmalarla” bütün üzerinde denetimin ele geçirilmeye çalışılması nasıl bir yol haritasının izleneceğinin özetidir.

     

    Metal işçileri, yüz yıl da geçse patronların diğer yüzü olma vasfında hiçbir değişiklik olmayacak TM’nin kendi direnişlerinin basıncıyla ortalama bir sözleşmeyle süreci kapatacağını beklemeleri bu açıdan da gerçekçi olmadığı gibi, tehlikelidir.

     

    MESS Başkanı “rekabet gücünün korunmasından” bahsetti

     

    TM’yle görüşmeden hemen sonra açıklama yapan MESS Başkanı Kudret Önen’in sözleri sürecin nasıl seyredeceğinin de ilk işaretleridir. Zaten sözleşme döneminin ilk bir ayında hiçbir görüşmenin yapılmamış olması, ilk görüşmenin ikinci ayda başlaması bile başlı başına manidardır.

     

    Türkiye ihracatının yüzde 27’sini, imalat sanayinde toplam cironun yüzde 24’ünü, metal sanayi sektörü istihdamının yüzde 12’sini MESS üyesi şirketlerin gerçekleştirdiği bilgisini veren Önen açıklamasında, “Bütün vatandaşlarımıza, ülkemize karşı sorumluyuz. Yıllardır el birliğiyle, işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Karşılıklı özveriyle, diyalog yoluyla işimize, sektörümüze ve ülkemize sahip çıkıyoruz” dedi. Rekabet gücünün korunmasının ‘iş barışıyla’ sağlanabileceğini savunan ve “İşte Barış Dünyayla Yarış” dediklerini aktaran Önen, “Böylesine kritik bir dönemde, üretimde verimliliği artırmak için iş birliği içerisinde çalışmalı, uyum ve beraberliğimizi daha da güçlendirmeliyiz. Toplu görüşme sürecini ortak akıl, sağduyuyla tamamlamanın; çalışma barışına, huzura ve refaha katkı sağlayacağına inanıyorum” diye belirtti.

     

    MESS Başkanı özetle "ülkenin ekonomik gücünden", "mili duyarlılıklardan", "rekabet koşullarından" bahsederek bu sözleşme döneminde izleyecekleri çizgiyi de aıkça ortaya koyuyor. 

     

    Sendikaların sözleşme taslakları

     

    MESS Grup toplusözleşme görüşmeleri 117 bini Türk Metal üyesi olmak üzere, Birleşik Metal-İş ve Çelik-İş üyesi 140 binin üzerinde işçiyi doğrudan ilgilendiriyor. MESS sözleşmelerinin etkisiyse sadece metal işçileri ya da sendikalı işçilerle sınırlı değil.

     

    Türkiye işçi sınıfının bütünü ve işkolunun tümü açısından kritik önem taşıyan MESS grup sözleşmeleri için işkolunda örgütlü sendikaların hazırladıkları taslaklar özet olarak şöyle:

     

    Türk Metal

     

    Türk Metal’in 2 yıllık sözleşme taslağında, ilk altı ay için ücret dengesizliğini gidermek için önce yüzde 6,69 oranında “çekme” uygulaması isteniyor. Çekme uygulamasının ardından sendika üyesi tüm işçilerin ücretlerine 1 lira 75 kuruş (1,75 TL) seyyanen zam talep edilen taslakta, ücretlere her kıdem yılı için 15 kuruş (0,15 TL) ‘kıdem zammı’ isteniyor. Türk Metal bu uygulamalarla ilk altı ay için ücret artış oranının yüzde 38,28’e ulaştığını söylüyor. İkinci, üçüncü ve dördüncü altı aylık dilimler için ise enflasyon artı 2 oranında zam talep ediliyor. Türk Metal’in taslağında diğer talepler ise şöyle yer aldı: “Tamamlayıcı sağlık sigortası, iş sürelerinin denetimi, 30 günlük kıdem tazminatının korunması, Pazar gününün haftalık tatil ünü olarak belirlenmesi, yüzde 15’lik posta başı tazminatı, sosyal haklarda yüzde 40’lık iyileştirme, bayramlarda yüzde 200 fazla mesai ücreti, banka promosyonu.”

     

    Çelik-İş

     

    Çelik-İş Sendikasının taslağı, Türk Metal Sendikasının taslağı ile hemen hemen aynı. Önce işe giriş yılına göre işçi ücretleri bir seviyeye çekilmesi ardından saat ücretlerine 1.80 lira seyyanen zam isteniyor. Son olarak da her kıdem yılı için 15 kuruş zam talep ediliyor. İki sendika arasındaki tek fark Çelik-İş’in Türk Metal’in saat ücretine istediği seyyanen artışın 0.5 kuruş daha fazlasını talep etmesi. İki yıllık sözleşme taslağında 2, 3 ve 4’üncü altı aylık dilimler için yine Türk Metal’in sözleşmesinde olduğu gibi enflasyon artı yüzde 2 zam isteniyor. 

     

    Birleşik Metal-İş

     

    Birleşik Metal-İş’in 2 yıllık taslağında ise öncelikle en düşük saat ücretinin 9 liraya çıkarılması isteniyor. Yeni işe giriş ücreti olarak da asgari ücretin yüzde 15 fazlasının belirlenmesi talep ediliyor. Metal işçilerinin yüzde 25’inin 1-3 yıl arası genç işçilerden oluştuğuna dikkat çeken Birleşik Metal-İş, bu nedenle saat ücretlerine seyyanen artışı daha fazla tutarak 2,40 lira belirledi. Kıdem zammı olarak ise toplamda 1,50 lirayı geçmemek koşuluyla her kıdem yalı için saat ücretine 10 kuruş artış talep edildi. Ortalama ücret olarak 30,47’yi bulan teklifin, ilk altı ay için ücret karşılığı 695 lira. 2. altı ay için enflasyon artı 2 puan, 3. altı ay için yüzde 6 (Enflasyonun yüzde 6’yı geçmesi durumunda enflasyon oranı kadar ücret zammı yapılacak), 4. altı aylık dönemde ise enflasyon artı 2 puan artış istendi. 

     

    Sosyal haklarda artış istenen taslakta, çalışma sürelerinin ücretler düşürülmeden haftalık 45 saatten 37.5 saate indirilmesi yer alıyor. Kiralık işçiliği engelleyen maddelerin konulduğu taslakta, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün kadın işçilere, 3 Aralık Dünya Engelliler gününün de engelli kadrosunda çalışanlar için ücretli izin günü olması isteniyor. Taslakta vergi dilimlerine ilişkin de talep yer alıyor: “İşçiler, bazı zam dönemlerinde neredeyse hiç zam alamamakta, alınan ücret zamları vergi dilimlerinin değişmesi nedeniyle devlete vergi olarak kesilmektedir. Bu nedenle, yüzde 15’i aşan gelir vergisi ödemelerinin işveren tarafından üstlenilmesi teklif edilecektir.”