• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2014-03-08
  • Lenin'in sosyalizmin kadın sorununa yaklaşımına dair iki kısa konuşması...

    Sovyet iktidarı ve kadının durumu/ Kadın sorunu üzerine/ V.I.Lenin

     

    Burjuva demokrasisi özgürlük ve eşitlik üzerine kulağa hoşgelen sözler, tumturaklı sözcükler, abartmalı vaatler ve gürültülü sloganlar demokrasisidir; gerçekte ise bütün bunlarla kadının özgürlüksüzlüğü ve eşitsizliği, çalışanların ve sömürülenlerin özgürlüksüzlüğü ve eşitsizliği gizlenir.

     

    Sosyalist demokrasi ya da Sovyet demokrasisi, kulağa hoşgelen, ama yalan olan sözleri bir yana atar ve "demokrat"ların, mülk sahiplerinin, kapitalistlerin ya da tahıl fazlalarını aç işçilere fahiş fiyatlarla satarak zengin olan tok köylülerin iki yüzlülüğüne amansızca savaş açar.

     

    Kahrolsun bu çirkin yalan! Ezilenler ile ezenlerin, sömürülenler ile sömürenlerin "eşitliği" olamaz, yoktur ve olmayacaktır. Kadın için erkeğin yasal ayrıcalıkları karşısında hiçbir özgürlük olmadıkça, sermayenin boyunduruğundan işçinin; kapitalistlerin, mülk sahiplerinin tüccarların boyunduruğundan çalışan köylünün hiçbir özgürlüğü olmadıkça, gerçek "özgürlük" olamaz, yoktur ve asla olmayacaktır.

     

    Bırakın yalancılar ve ikiyüzlüler, beyinsizler ve körler, burjuvazi ve yandaşları, genelde özgürlük, genelde eşitlik ve demokrasi konusundaki hoşsözleriyle halkı aldatmaya çalışsınlar.

     

    İşçilere ve köylülere şunu söylüyoruz: Yalancıların maskelerini indirin, körlerin gözlerini açın, onlara sorun:

     

    - Hangi  cinsin hangi cinsle eşitliği?

    - Hangi ulusun hangi ulusla eşitliği?

    - Hangi sınıfın hangi sınıfla eşitliği?

    - Hangi boyunduruktan ya da hangi sınıfın boyunduruğundan kurtuluş? Hangi sınıf için özgürlük?

     

    Bu soruları ortaya atmaksızın, bunları ön plana çıkarmaksızın, bunların sessizce geçiştirilmesine, gizlenmesine, örtbas edilmesine karşı savaşmaksızın politikadan ve demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten ve sosyalizmden sözeden kimse, emekçilerin en acımasız düşmanıdır, kuzu postuna bürünmüş kurttur, işçilerin ve köylülerin en kötü düşmanıdır, mülk sahiplerinin, çarların ve kapitalistlerin uşağıdır.”

     

    Lenin, 1919

    (Kadın Sorunu Üzerine, Marx-Engels-Lenin-Stalin-Komintern&Clara Zetkin, İnterYayınları, Sayfa 55-56)

     

    ***

     

    KADIN İŞÇİLERİN 1. BÜTÜN RUSYA KONGRESİ'NDEKİ KONUŞMA

    Kadın yoldaşlar! Belli bir anlamda proletarya ordusunun kadın kısmının bu kongresinin özel bir önemi var; çünkü her ülkede en zor şeylerden biri kadınları harekete geçirmek olmuştur. Ancak emekçi kadınların büyük bir bölümü,buna önemli ölçüde katılmadıkça, sosyalist devrim olamaz.

     

    Bütün uygar ülkelerde, hatta en ileri olanlarda bile, kadınlar öyle bir konumdalar ki,onlara boşuna ev kölesi denmiyor. Hiçbir kapitalist devlet, en özgür cumhuriyetler bile, kadınlara tam eşitliği tanımıyor.

     

    Sovyet Cumhuriyeti'nin görevi, ilk planda kadın haklarındaki bütün sınırlamaların kaldırılmasıdır. Sovyet hükümeti, burjuva rezilliğinin, burjuva baskısının ve aşağılamanın bir kaynağını -boşanma işlemlerini- tamamen ortadan kaldırmıştır.

     

    Tam boşanma özgürlüğünün yasallaşması, yakında bir yılını dolduracak. Meşru ve gayrimeşru çocuklar arasındaki bütün farkı kaldıran ve bir dizi politik sınırlamayı kaldıran bir kararname çıkardık. Dünyanın başka hiçbir yerinde işçi kadınlara eşitlik ve özgürlük böyle tam olarak tanınmamıştır.

     

    Eski yasaların en ağır yükünü işçi kadınların taşımak zorunda kaldıklarını biliyoruz.

     

    Tarihte ilk kez bizim yasamız, kadınların haklarını elinden alan herşeyi ortadan kaldırmıştır. Ama sorun yalnızca yasa sorunu değildir. Kentlerde ve sanayi bölgelerinde tam evlilik özgürlüğünün iyi yerleştiğini görüyoruz; ama kırlarda bu özgürlük sık, çok sık olarak yalnızca kağıt üzerinde kalmaktadır. Oralarda dini evlilik hala hakimdir. Bu, papazların etkisinden kaynaklanmaktadır. Bu kötülüğe karşı savaşmak, eski yasalarla savaşmaktan daha zordur.

     

    Dini önyargılarla savaşırken son derece dikkatli olmalıyız; bu mücadelede dini duyguları incitenler çok zararlı olurlar. Mücadele, propaganda ve eğitim yoluyla yürütülmelidir. Mücadeleyi keskin yöntemlerle yürütürsek, kitleleri karşımıza alabiliriz. Bu gibi mücadele yöntemleri, kitlelerin din temelinde bölünmüşlüğünü derinleştirir, oysa bizim gücümüz birlikte yatar. Dini önyargıların en derin kaynağı, yoksulluk ve cahilliktir; işte savaşmak zorunda olduğumuz bela budur.

     

    Kadının bugüne kadar olan durumu, ancak bir kölenin durumuna benzetilebilir; kadın ev işleri altında ezilmektedir ve ancak sosyalizm onu bu durumdan kurtarabilir. Yalnızca, küçükişletmelerden kollektif işletmelere ve toprağı kollektif işlemeye geçtiğimizde, işte ancak o zaman kadının tam kurtuluşu ve köleliğinin sonu gerçek olur. Bu zor bir görevdir. Ama bugün Yoksul Köylü Komiteleri'nin kuruluyorolması, sosyalist devrimin sağlamlaştırılacağı zamanın geldiğini gösteriyor.

     

    Kırsal nüfusun en yoksul kısmı, ancak şimdi örgütlenmeye başlıyor ve sosyalizm yoksul köylülerin bu örgütlerinde sağlam bir temel kazanıyor.

     

    Eskiden sık sık şöyle olurdu: Kent devrimcileşir ve köy ancak ondan sonra eyleme geçerdi. Şimdiki devrim köye dayanıyor ve en önemlisi ve kuvveti de bundan doğuyor. Bütün kurtuluş hareketlerinin deneyimlerinden biliyoruz ki, bir devrimin başarısı, kadınların ona hangi ölçüde katıldığına bağlıdır. Sovyet iktidarı, kadının proleter sosyalist görevini özgürce yerine getirebilmesi için herşeyi yapıyor.

    Sovyet iktidarı, bir dizi ülkede devrim yangınını alevlendirdiği ve sosyalizme doğru kesin adımlar attığı için, bütün emperyalist ülkeler ona hınç duydukça ve onu savaşla bastırmak istedikçe, zor bir durumda bulunuyor.

     

    Şimdi, devrimci Rusya'yı yıkmak istedikleri yerde, kendi ayaklarının altındaki toprak kızgınlaşmaya başlıyor. Almanya'da devrimci hareketin nasıl geliştiği biliniyor. Danimarka'da da işçiler hükümete karşı savaşıyorlar. İsviçre'de ve Hollanda'da devrimci hareket kuvvetleniyor. Bu küçük ülkelerde devrimci hareketin kendi başına hemen hiç önemi yoktur; ama şundan ötürü özellikle dikkate değerdir; çünkü o ülkelerde savaş olmamıştır ve çünkü oralarda en demokratik "hukuk"düzeni vardır. Böyle ülkeler harekete geçerse, bu, devrimci hareketin bütün dünyayı saracağı gerçeğini gösterir.

     

    Bugüne kadar hiçbir cumhuriyet kadını özgürleştirmeyi başaramadı. Sovyet iktidarı kadına yardım ediyor. Davamız yenilemez, çünkü bütün ülkelerde yenilmez işçi sınıfı ayaklanıyor. Bu hareket yenilmez sosyalist devrimin büyümesi demektir.

     

    LENİN

    19.11.1918

    (Kadın Sorunu Üzerine, Marx-Engels-Lenin-Stalin-Komintern&Clara Zetkin, İnterYayınları, Sayfa 40-42)