• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2018-01-07
  • SADAT'lar, silahlanma, KHK'lar... Zeybekçi net olarak söyledi: “Kimse ‘ık, gök’ demesin, adam gibi dursun”

    Zamane kontrgerilla örgütü Uluslararası Savunma Danışmanlık Ticaret Şirketi’nin (SADAT) Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampları oluşturduğunu Çiller-Ağar dönemlerinin bir başka karanlık ismi olan ve İçişleri Bakanlığı döneminde bu tür işlerde hayli “ustalaştığını” bildiğimiz Meral Akşener gündeme getirdi. Böyle bir ismin böyle bir iddiayı-hangi maksatla getiriyor olursa olsun-laf olsun diye gündemleştirmediği açıktı.

     

    Akşener’in açıklamasının ardından resmi bir suret kazanmış kontrgerilla örgütü SADAT’ın Yönetim Kurulu Üyesi Emekli Tank Kıdemli Albay Ali Coşar da bir açıklama yaparak, “SADAT’a ait olduğunu iddia edilen eğitim kamplarıyla ilgili en ufak bir delili varsa derhal Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmasını talep ediyoruz. İçişleri Bakanlığı yapmış bir kişinin, işin aslını çok rahat öğrenebilecek bilgi ve imkana sahip olmasına rağmen buna ihtiyaç duymamıştır” dedi. Coşar haklıydı. Akşener gibi bir isim aslı astarı olmayan bir şeyi gündeme getirmezdi.

     

    Fakat belli ki Coşar’ın güvenceye aldığı, kanıt-delil bulunamayacağını bildiği bir durum sözkonusuydu. Nitekim böyle olduğunu da bugün açıklamalar yapan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcılığı’na terfi etmiş eski MHP’li Prof. Dr. namzetli Ümit Özdağ’ın açıklamalarından anladık. Özdağ da bu tür konularda boşa atmayacak kadar tedrisattan geçmiş bir isimdi.

     

    Halk TV’ye açıklamalar yapan Özdağ, bu kampların sadece Tokat ve Konya’yla sınırlı olmadığını, birçok ilde kurulup kaldırıldıklarını belirtti. Dahası jandarmanın gidip keşif yaptığı yerler olduğunu da vurgulayarak, “İhbardan sonra tutanak tutuluyor, 'Siyasi konjonktür fazlasını yapmaya müsait değil' diyor. Tam cümle bu...” diyerek SADAT’çı Coşar’ın neye güvendiğini de ortaya koydu.

     

    Son 23 ay içerisinde Türkiye’de 2 milyon 300 bin yivsiz tüfek ve tabanca için ruhsat verildiğini, bunun sadece bakanlığın resmi rakamı olduğunu belirten Özdağ, bir de ruhsatsız ve uzun namlulu ağır saldırı silahlı şeklindeki silahlanmadan bahsedildiğini belirterek tablonun vahametini ortaya koydu.

     

    Zeybekçi iç savaş KHK’sını tane tane anlattı

     

    Ekonomi Bakanı sıfatı taşıyan Nihat Zeybekçi’nin bugün Denizli’de yaptığı açıklamalarla birlikte düşündüğümüzde son iç savaş KHK’sının aslında nasıl bir zemine dayandırıldığını, gerçek maksadın ne olduğunu, SADAT gibi kontrgerilla örgütlerinin neyin talimini verdiklerini anlamak güç olmayacaktır.

     

    Zeybekçi diğerlerinin tersine sivil faşistlere, savaş çetelerine tüm muhalif güçleri katletme yetkisi veren ve onları bu pratikleri nedeniyle hukuki koruma zırhına kavuşturan 696 sayılı KHK’nın gerçek niyetini lafı dolandırmadan tane tane anlattı. Üstüne bir de, “Kimse ‘ık, gök’ demesin, adam gibi dursun” tehditleriyle nasıl bir çetecilik zihniyeti ve racon kesme kültürüyle hareket ettiklerinin altını da bir kez daha çizdi.

     

    İHA’nın aktardığı haberde Zeybekçi, Tayyip Erdoğan’dan diğerlerine kadar bu iç savaş genelgesini lafı eveleyip geveleyerek inkar etmeye kalkışanların aksine o genelgeyi 15 Temmuz gecesi Meclis’te yaşadığı anları anlatarak, devamında şöyle özetledi:

     

    O gece sizin kardeşiniz de TBMM’ye girerken, üzerine yağmur gibi kurşun yağdırıldı. Biz canımızı tezgaha koyup da çığırtkanlık edenlerden değiliz. Hiçbir yerde konuşmadık. Meclis bombalar yağarken oralardaydık. Yanımızda bakan kardeşimiz vardı ona ve arkadaşlarıma dedim ki, ‘Canlı teslim olmayacağım. Bu hainler buraya girerse, meclis salonuna girerlerse, beni canlı almayacaklar’ dedim. Ve o gün hazırlıklı da gitmiştik. Yanımızda ruhsatlı silahımız vardı, üç tane şarjörüyle beraber, bekliyordum orada. Arkadaşlarımız sığınağa giderken, Bursa milletvekilimiz vardı, onun tekerlekli sandalyesini çıkarırken, ‘Abi sen gelmiyor musun?’ dedi. Ben dedim, burada bekleyeceğim bunları. Bizi canlı almayacaklardı ama alana kadar onlardan bunun hesabını soracaktım.

     

    ‘Yok öyle yağma’

     

    “Peki soruyorum şimdi onlar bizi katledene kadar, onlardan birkaç tanesini geberttiğimde, benim çoluğumdan çocuğumdan, bunun hesabını mı soracaktın? Arkadan gelenlerden bunun hesabını mı soracaktın” diyen Zeybekci şöyle devam etti: 

     

    Darbeyi yapan, darbeyi başarabilirse anayasayı değiştirebilirse legal hale gelecek, hukuk içinde namusunu savunan bu milletten hesap sorabilecek. Yok öyle yağma. Bu millet buna müsaade etmeyecek, şuanda yapılan hukuki düzenlemesinin de ana mantığı budur. Kimse ‘ık, gök’ demesin, adam gibi dursun.