• Paylaş

    KATEGORİ : İŞÇİ SINIFI

    Eklenme tarihi : 2017-05-15
  • Kıdem tazminatı için buldukları formül tepe tepe kullanacakları-yutacakları 'bireysel fon' oldu

    İşçi için sadece gelecekte eline geçecek toplu bir parayı değil asıl olarak işten atılmasını nispeten zorlaştıran bir freni ifade eden kıdem tazminatına ilişkin yeni planın temel çizgileri bugün basına yansıdı.

     

    Bu hafta Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda (EKK) masaya yatırılacağı belirtilen plana göre kıdem tazminatı da tıpkı sosyal güvenliğin esnekleştirilerek tasfiye edilmesi anlamına gelen zorunlu bireysel emeklilik (BES) fonları gibi bireysel fonlarda birikecek.

     

    Hazırlanan planın bazı çizgileri bugünkü gazetelere de yansıdı. İşçiler lehine olduğu izlenimi yaratan birkaç manipülatif maddenin yansıtıldığı haberlerde buna rağmen planın ruhunun "kapitalist işletme" mantığına dayandığı gizlenemedi.

     

    Yansıyan haberlerde sözü edilen bireysel fonların kimin denetiminde toplanacağı, “nema” gibi kavramlar kullanıldığına göre bunların nasıl ve nerelere harcanacağı ya da işletileceği, herhangi batış-iflas durumunda garantisinin olup olmayacağı, belirsiz süreç boyunca biriken bu paraların istenildiği anda alınıp alınamayacağı gibi pekçok sorunun yanıtı yok.

     

    Net olan, emekçinin 13. maaşı olarak da tanımlanan kıdem tazminatının bu şekilde burjuvazi için yeni bir sermaye birikimi havuzu olarak kullanılacağıdır. Daha önceki konut edindirme fonuna, tasarruf-teşvik fonuna ne olduysa kıdem tazminatları için oluşturulacak bireysel fonlara da onun olacağıdır.

     

    İşçi sınıfının bu kolektif kazanımını "bireyselleştirmeleri", belirsiz bir fonda toplamaları, bu fonu kapitalist işletme mantığıyla yağmaya açmaları anlamına gelen bu planın şu maddelerle makyajlanmasına göz yumulamaz:

     

    İSTİFADA HAKLI NEDEN ARANMIYOR: Yeni sistemde işçinin kıdem alabilmesi için istifasını haklı bir nedene dayandırması zorunlu olmayacak.

    İFLASTA YANMIYOR: Bir şirket iflas ettiğinde çalışanın kıdem hakkı yanmayacak. Birikimleri devlet güvencesinde olduğu için şirket batsa da kıdem hakkı korunacak.

    YENİ İŞ BULAN HESABI TAŞIYABİLECEK: İşten ayrılma durumunda aynı hesap üzerinden kıdem sürecek. Her ayın sonunda hesabın hangi noktada olduğu, neması izlenecek.

    DÜŞÜK KIDEM ÖNLENECEK: Kazanımlar korunurken çalışanın düşük kıdem tazminatı ile işten çıkarılmasının da önüne geçilecek.

    ORTAK HESAP YOK: Bireysel kıdem fonu sisteminde İşsizlik Fonu'nda olduğu ortak hesap söz konusu olmayacak.

    PATRONUN MALİYETİ DÜŞECEK: İşverenin de maliyeti düşecek. Her ay prim ödeneceği için maliyet zamana yayılmış olacak.

    YAPTIRIMLAR DA OLACAK: Bireysel kıdem tazminatı hesabına primi düzenli yatırmayan işverene vergi desteği başta olmak üzere teşvik kapıları kapanacak.

    BİR YILA 30 GÜN: Kıdem tazminatı sisteminde fona yatırılacak prim oranı yüzde 8.33. Bir yıla karşılık 30 günlük ücret aynen korunuyor.

    GEÇİŞTE UZLAŞI ARANACAK: Çalışan ve işverenin uzlaşması durumunda yeni sisteme geçiş de mümkün olacak.

     

    Bugün basına yansıyan bu başlıkların onun ruhundaki sermaye birikim hırsını, yağmacılık ve talancılığı, burjuvazi için yeni finans yatırım alanları oluşturma mantığını perdeleyemez.

     

    İzin verilemez

     

    Kıdem tazminatı hakkı işçi sınıfının büyük mücadelelerle elde ettiği tarihsel-kolektif bir haktır. Bu hakkın “bu şekilde tüm işçiler yararlanabilecek” bahanesiyle maskelenerek gasbedilmesine izin verilemez. Ya da 30 gün üzerinden hesaplanması fakat gelecek açısından belirsizleştirilip-esnekleştirilmesi-güvenceden yoksun kılınması kabul edilemez.

     

    Taşeronluğun, kiralık işçiliğin, sözleşmelilik gibi çalışma biçimlerinin temel çalışma biçimi haline geldiği bu koşullarda işçi sınıfının bütününün kıdemden yararlanması bir yana bütününün o hakkı kaybetmesi dışında bir sonuç çıkmaz. “Tüm işçilerin yararlanması için” yapılması gereken; kıdemi yasal güvenceye kavuşturmaktır. Taşeron ve diğer güvencesiz çalışma biçimlerini kaldırmak, güvenceli çalışmayı temel çalışma biçimi haline getirmektir.

     

    Burjuvazi ve devleti bugüne kadar işçi sınıfı pekçok tarihsel-kolektif kazanımını gasbetti. Bu büyük saldırılar karşısında anladığımız tarzda kolektif bir tutum geliştirilemedi. Fakat şimdi elinde kalan son ve önemli kazanımlarından biri gasbediliyor.

     

    İşçi sınıfı ayağa kalkmalıdır

     

    Bu saldırı hangi makyajla, hangi ambalajla gerçekleşiyor olursa olsun üzerini kazıdığınızda karşınıza güvencesizliğin, esnek çalışmanın meşrulaştırılması ve yaygınlaştırılması önündeki engellerin kaldırılması çıkar. Patronların işçi için ödeyecekleri toplu tazminattan kurtulması çıkar.

     

    İşçi sınıfı bugün asıl olarak güvenceli çalışma talebi, güvenceli sosyal güvenlik ve kıdem düzenlemeleri talepleriyle alanlara çıkmak zorundadır. Bu taleplerle yeni bir 15-16 Haziran yaratma zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Sendikaları bu temelde zorlamak, gerekirse kendi iç gücüyle önündeki barikatları yıkmak gibi tarihsel bir eşiktedir.