• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-07-11
  • 10 Ekim davasının 5. tur duruşma tarihleri 25-26 Eylül 2017 tarihi olarak belirlendi

    Ankara Katliamı davası 4. grup 2. duruşmasının sonunda mahkeme heyeti, tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, dava ile bağlantılı Antep Katliamı dosyalarının getirtilip incelenmesine ve tüm otopsi raporlarının istenmesine karar verdi.

     

    10 Ekim davasının 5. tur duruşma tarihleri olarak ise 25-26 Eylül 2017 tarihi belirlendi. 

     

    15:30

    Savcı mütealası:
     

    Müştekiler Hamit Kurt, Tuna  Korkmaz, Yahya Hayta, Murat Budak, Özgür Benoğlu'nun suçtan zarar görme ihtimallerine binaen katılma taleplerinin kabulüne, 

     

    Tanık Tahir Sarıışık'ın beyanının alınması için Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi'nden yanıtların beklenmesine, 

     

    PTS kayıtlar için beklenmesine, 

     

    Gaziantep Ticaret Sicil Memurluğu'na; Enes Plastik LTD. ŞTİ, Umutcan Dış Ticaret LTD. ŞTİ, Arrıcan Tekstil ve Ada Işıltı Güzellik Salonu kuruluştan itibaren ortakları ve şirketi temsile yetkili kişiler ile ilgili müzekkere cevaplarının beklenmesine,

     

    Kamera kayıtlarından elde edilen görüntülerle teşhis edilen fotoğrafların karşılaştırılmasına ve bilirkişi raporlarınının tanzim edilmesine, 

     

    Halil İbrahim Durgun'dan alınan telefonun Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'nden müzekkere cevabının beklenmesine,

     

    Halil İbrahim Durgun'un ayrıntılı otopsi raporunun alınması için Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi'nde müzekkere cevabının beklenmesine, 

     

    Sanıkların kaçacaklarına dair şüphe bulunması, uygulanan tedbirin orantılı oluşu, adli kontrol tedbirinin bu aşamada yetersiz kalacağı nazara alınarak tahliye taleplerinin reddine ve sanıkların tutukluluklarının devamına mütalaa olunur. 

     

    14:50

    Katil sanıklardan Yakup Yıldırım, Yakup Şahin, Hüseyin Tunç, Suphi Alpfidan, "Eski beyanlarımı tekrar ediyorum. Bana isnat edilen suçları kabul etmiyorum. Tahliyemi talep ediyorum." dedi. 

     

    Diğer katil sanıklar açıklamalarda bulundular:

     

    Abdülmüttalip Demir: Bunlar bizi değil, dinimizi yargılıyorlar. 


    Abdülhamit Boz: Hayatımda bir kere görmediğim birinden nasıl para almış olabilirim? Avukatlar burada masum insanların olduklarını biliyorlar. 

     

    İbrahim Halil Alçay: Dün mahkemem olmasına rağmen ben getirtilmedim. Beni götürmediler, senin işin yarın dediler. Cezaevi kafasına göre yapmış demektir. Tutukluluk halim devam ederse cezaevi böyle şeyler yapabilir. Bu tip keyfi uygulamalar da sizin kontrolünüzde olmalı. Dün benimle ilgili bir detay olabilirdi. Bir memurun sorumsuzluğu yüzünden bunlar engellenmemeli. 

     

    Resul Demir: Burada 4 çeşit yargılama var. Gar, ışid, din, sosyal hayat yargılaması. Sosyal hayatımızdan çıkıp bizi yargılamaya çalışıyorlar. Burada insandan delile gidiliyor. Beni seyreden avukatlara şunu söyleyeyim. Daha önce cezaevine gelip benimle konuştular dn konusunda. Ben dinim hakkında yargılanıyorum. Avradın kapalı olması IŞİD, adamın sakallı olması IŞİD... IŞİD bitse gitse ben yine Müslümanım. 

     

    Lan ben ne yapmışım ki avradım ne yapsın. Ceren Demir'i tanık olarak dinlemek istiyorlarmış. Gidin tutuklayın, çocuklarımı da tutuklayın" dedi. Ben dinimden dolayı yargılanıyorum. [salondan sesler] Kesmeyin benim savunmamı, savunma hakkı kutsaldır. Bana 21 aydır zulmediyorsunuz. Hadis diyor ki, 'Ateşe dayanabildiğin kadar günah işlersiniz.' Allahtan güçlü değilsiniz. Allahtan korkun. Bugün sizden güçsüz olabilirim, ama günü gelince siz de göreceksiniz. Sizden tahliye falan da istemiyorum, Allah'tan istiyorum.  

     

    Burak Ormanoğlu: Ben geçen mahkemede de canlı bombaydım. Bu mahkemede canlı bombayım. Bana iftira atıyorlar Allah’ın adaleti yalancıların üzerinde olsun 

     

    Hacı Ali Durmaz: Adaletin olmadığı yerde savunma olmaz

     

    Metin Akaltın: Avukat Özcan Karakoç'un beyanlarına göre benim emlakçılıkla işimin olmadığı bellidir. İnsanlar bugün bizden intikam almaya çalışıyor. İddia ispat ister, ispatlanamayan iddia geçersizdir. Bu açıklamayı cumhurbaşkanımız RTE'nin dediği gibi, "soyut delillerle mahkum edilemeyiz" ve daha önce de MHP genel başkanı Bahçeli benzer açıklama yapmıştı. Niyet okuma ve yorum mantığıyla iddianame hazırlanmış. Suphi Alpfidan'la meslekten ötürü tanıştığımı söylemişimdir. Ben ticaretime bakarım, yaptıkları bir suç varsa şikayet ederim. Avukatlar dediler ki; örgütün hiyerarşik yapısında tanımı olmalı, bir kod adı olmalı. Ama benim bir kod adım yok. İnsanın suçsuz olduğunu bilerek yatması çok büyük zulüm. İnsanlar önceden çekilmiş fotoğraflarla, videolarla suçlanamaz. Fethullah ile Öcalan ile çekilmiş fotoğrafları olanlar da var. Ben esnaf adamım, her türlü adamla irtibata girerim. Benim Antep'in ortasında bir düğünde fotoğraflarım var, o yüzden bunlar delil gösteriliyor. O zaman o kadar PKK’lı cenazesi var, onlara katılanların da tutuklanması gerekmiyor mu? Ya da memur mail atıyor, diyor ki benim amirim fetöcü. O da tutuklanıyor. Böyle tanımlarla yorumlarla olmaz. 

     

    Erman Ekici: Av Özcan Karakoç'un bahsettiği delillere göre, benim Ebu Talha kod adını kullandığımı, Suriye'ye gittiğimi ve yaralandığımı söylemiş. .. Benim oğlumun adı Talha değil, Süleyman Talha. Ben kod adı kullanmış olsaydım Ebu Talha değil, Süleyman Talha ismini kullanırdım. Süleyman peygamberdir, Talha sahabedir. 

     

    Deniliyor ki, ben Yunus Durmaz’ın evinde çalışmışım. Bizim mahallemizde bir dönem oturdu, oradan tanıyorum. Bir suçluyu tanımak eğer suç ise, buradaki avukatların hepsi suçlu. 

     

    Benim kaçma tehlikemden bahsediliyor. Bu dosyadan tutuklanmadan 45 gün önce başka bir davadan tahliye oldum. Kaçacak olsaydım o zaman kaçardım. Benim babamın havayolu şirketi mi var, ben nasıl kaçabilirim. Kaçma tehlikemin olmadığı bellidir. Ben 28 yıldır aynı adreste oturuyorum. Karartacak hiçbir delilim de yoktur. Hakkımda ifade veren Mehmet Fatih Alıcı ile SEGBİS aracılığıyla yüzleştirilmek istiyorum.


    Nihat Ürkmez: IŞİD üyeleriyle tek bir irtibatımı görseniz ben verilen cezaya razıyım. [Dünkü ayağa kalkmamasını açıklıyor] ben inancımı yaşıyorum. Allah ve resulüne mi, size mi itaat etmem gerekiyor derseniz, size etmediğim için bana ceza verecekseniz verin. İnsan insana benzer. Eğer adaletin yerini bulmasını istiyorsanız, verin cezamı, hiç sorun yok. 

     

    Mehmedin Baraç: Ben örgüt üyeliğinden yargılanıyorum. Hiçbir avukat beni diğer sanıklarla ilişkilendiremiyor. Bir adalet vardır, bir kamuoyu vardır. Adalet mi kamuoyundan büyüktür, yoksa kamuoyu mu adaletten büyüktür. Eğer biz kamuoyu daha üstündür dersek, kamuoyunu rahatlatmak için, 101 ailenin yüreklerini rahatlatmak için karar verirsek olmaz. Bu bir avukatın tutumu olmamalı. TC kuruldu kurulalı adalet mülkün temelidir. Mahkeme salonlarında bu yazı yazmaktadır. Ebu Cehil gibi putlarımızı yemeyelim. 

     

     

    13:50

    Halil İbrahim Durgun'un eşi Esin Altuntuğ sorulara yanıt veriyor:

     

    Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen maktul Halil İbrahim Durgun'a ait ölü muayene tespit tutanağı ve fotoğrafları sanık Esin Altuntuğ'a gösteriliyor.  

     

    Daha önce eşimin vücut bütünlüğü var diyen Esin Durgun, şu an "eşim bu değil. Kesinlikle değil" dedi.

     

    Raporun altında imzası var, ancak "o gün çok kötüydüm" diyen Esin Altuntuğ, "Bana gösterilen eşimin fotoğrafı değildi, kendisiydi" dedi. "Fotoğraftaki kişi eşim Halil İbrahim Durgun değil, eşimin bıyığı da yoktu zaten" dedi. 

     

    "Elinde benler vardı, ondan belli olabilir", "elinin göründüğü fotoğraflar var mı" diye sordu. 

     

     

    Duruşmaya 13:30'a kadar ara verildi

     

    11:55 

    Katil Sanık Esin Altıntuğ'un avukatı Yusuf Yılmaz

     

    Otopsi fotoğraflarının müvekkilime teşhis ettirilmesini talep ediyorum. Kendisi olay anında evde, patlama olduktan sonra muayane raporunu imzaladığını söylüyor. Tıbbi terimleri kendisi anlamadığını söylüyor. 

     

    Kendisinin bahsedilen şirkette sigortalı olarak görüdüğünden bahsetti. Bir kocanın, eşini kendi çalıştığı şirkette sigortalı göstermesi hayatın olağan akışına uygundur. Buradan örgütsel bağlantı tespit edilemez.  

     

    Esin, kocası IŞİD'e katılmadan evlenmiştir. Bu konu gazetelere de yansımıştır. Kendisinin bu patlama ile irtibatı tespit edilememiştir. Kendisinin eşini bu konuda motive ettiği iddia ediliyor, bu patlamayı bildiği, bildiği halde destek verdiğine dair bir delil tespit edilememiştir, iddia aşamasında kalmıştır. Eğer kendisi motive ettiyse, eşini neden ihbar etmiştir, bu tezat bir durumdur. 

     

    Esin'in şu an yargılandığı konu, patlamadan bir gün önce, eşinin kendisine ulaşmak için yazdığı mektup ve ona uygun olarak hareket etmsi iddiası var. Bu mektup örgütsel bir içerik taşımıyor. Arabayı satmış, ancak parayı eşine teslim etmemiş. 

     

    Esin, örgüt üyesi ise örgütte pozisyonu nedir, kimden emir almıştır? Bunların ispat edilmesini istiyoruz. İspat edilemediği için de Esin'in örgütle ilişkisi olmadığını ifade etmek istiyoruz. 

     

    Evde bulunan çantayı kendisinin getirmediği anlaşılmıştır. Kendisi de bu çantayı taşıyacak durumda değildir. 

     

    Bir de örtü meselesi var, buna cevap vermek istemiyoruz, çünkü cevap verilecek ciddiyettee bir iddia değil. Açık ve kapalı fotoğrafları var. Her örtü biçimi bir örgütle bağlantılandırılamaz. 

     

    Telefonu incelendi. 140 civarı HTS kaydı da incelendi. Kendisi aleyhine bir şey çıkmamıştır. Bundan sonra gelecek belgelerde, kendisi aleyhine bir şey çıkmayacağına inancımız nedeniyle serbest bırakılmasını talep ediyoruz. 

     

    11:45 

    Katil sanık Halil İbrahim Alçay 'ın avukatı

     

    Müvekkilimin suçsuz olduğu...

     

    En önemli husus canlı bombaları getiren aracın müvekkilimiz adına kayıtlı olması...

     

    Bu İbrahim Halil Alçay açısından en önemli masumiyeti ortaya çıkaracak husustur. Müvekkilimle ile ilgili herhangi bir delil ve belge yok. Aracın HGS kayıtlarının kim tarafından yapıldığının araştırılmasını istiyoruz. Huzeyfe kod adı nedeniyle suçlanmaktadır. Ancak oğlunun adının Huzeyfe olması nedeniyle müvekkilimin kod adı Huzeyfe diyerek suçlanamaz. İnsanların acılarını hor görme gibi bir talebimiz olamaz. 

     

    11:25 

    ​Katil sanık Suphi Alpfidan'ın avukatı Akın Deniz:

     

    Antep EM'ne 3 müzekkere yazdık. İpin ucunu nihayet yakalayabildik, bunu kaçırmamamız lazım. Müvekkil avukatlarının bu konudaki ifadelerine ben de katılıyorum. Polis memuru ...'in tanık olarak buraya gelmesinde fayda vardır. 

     

    Fakat bu müzekkereler sonucunda elde ettiğimiz sonuç: Suphi'nin yalan söylemediği. Verdiği telefon numaraları karşılığında bir şey olduğu belli. 

     

    Maddi gerçeğin açığa çıkmasına hala katkı sağlamaktadır. Ancak, bu polis memurları ile ilgili eksik bir şeyin kalmamasını istiyorum. Takma adı Hamit olan polis memuru şehit oldu.

     

    7 klasör halinde gelen son dijital verilerle ilgili konuşmak istiyorum. 

     

    Bu delillerde gider gelirleri gösteren bir Excel dosyası da var. Terör örgütü üyelerinin maaş aldıklarını gösteren bir dosya. Bunların kayıt tarihlerini de bilmiyoruz. Bu iki dosyayı incelediğimiz zaman, örnek veriyorum, sağlık harcamalarında Efe 136 liralık bir harcama yapmış, diğer kişide de aynı. Bu iki dosyayı incelediğimizde çok az farklılıklar var ama genelde aynı dosya. Peki farklılık nerede? Suphi'de. Suphi son satıra eklenmiş.

     

    Dürüst bir muhasebeci neden 2 ayrı bilanço yapar? Çünkü Suphi Alpfidan'in Suphi kodu kullandığına dair hiçbir kanıt elde edilemedi. Sadece bu Excel dosyalarında Suphi adı geçiyor. Bu kadar Word belgesi var. Eylemleri, yapacakları, her şeyi var, bir tane bile Suphi adı geçmiyor. Bu değerlendirmeyi nasıl yapabiliriz? 

     

    Bazı muhasebeciler iki tane hesap cetveli tutar. Biri kendi patronlarına, biri de vergi dairesine sunmak için. 

     

    ***

    Duruşma öncesi adliye önünde yoğun bir polis yığınağı arama yapıldı. Salon girişinde de aynı uygulamalar devam ederken polisin müşteki avukatlarına kimlik dayatması sonucu kısa süreli bir arbede yaşandı. Duruma tepki gösteren ailelerle mahkeme heyeti arasında da gerilimler yaşanınca kapılar açılarak girişler hızlıca yapılmaya başlandı. 

     

    Salon içinde katil sanıklarında aileleri bakışlarıyla taciz etmesi sonucu gerilim iyice yükseldi.

     

    Müştekilerin kimlik tespitiyle başlayan duruşmada ilk sözü müşteki avukatlarından Av. Özcan Karakoç aldı.

     

    Karakoç konuşmasında şunlara değindi:

     

    Dün katliamın 21. ay anmasını yaptık. 

     

    Geçen 21 ay da aileler ve biz, acılarımızı gömmeye çalıştık ama acılarımızı unutmadık. Her bir ölen kişi bu ülkenin geleceğiydi. Biz 21 ay dayandık. Sabrettik. Aileler bize inandı. Adalete inandı, inanmak istediler. Ben de bir avukat olarak adalete inandım, inanmak istedim. Ama dünden bu yana ailelerin ve bizim üzerimizdeki baskıyı anlamlandıramadım. 

     

    Dün, ailelerimiz anmadan geldi, üzerlerinde ölenlerin resimleri vardı, içeri almadılar. Emniyet bundan mı korktu?

     

    Dün bir meslektaşımız geldi. Almanya'dan geldi. Adı [adını kodluyor kayıtlara geçmesi için], daha önce 3 celse duruşmaya katıldı. Dün alınmadı. Bugün de katılmadı. Bu sabah biz geldik, biz duruşma salonuna giremedik. Avukat olarak, cübbelerimizle duruşma salonuna giremedik. Sabah kapıda 3 tane üniforması olmayan sakallı, duruşma salonuna girerken bizden kimlik soruyor. Diyor ki, başkanın talimatı. Var mı öyle bir talimat başkanım?

     

    Biz polis memuru arkadaşlara hep yardımcı olduk, onlar bize yardımcı oldu. Şu duruşmalar olaysız geçsin dedik. Bu yüzden aileler, sanıklar her yalan söylediğinde sakin davrandı. Biz bu davayı ciddiye alıyoruz. 

     

    Mevzuat diyor ki, avukatlar üzerinde baskı kurulamaz. Başkanım, giremedik sabah. 

     

    Polis olduğunu iddia eden biri, bir kadın meslektaşımıza bağırdı, karşısındakinin bir kadın olduğunu, evliyse kendisinin bir eşi olduğunu unuttu. Uyarıyorum, herkes haddini bilsin. O memur buradaysa o da haddini bilsin. Bizim varlığımız bir kısım memurları, sanıkları rahatsız ediyorsa, bu dava Fizan'a da gitse biz takip edeceğiz. 

     

    Türkiye'nin en büyük katliamı davasında polisler de yetkisini kullanacak ama yetkisini aşmayacak. Yargılama şeklini değiştiremezsiniz.

     

    Başkan: böyle bir talimat verilmediğini biliyorsunuz. Şikâyet gelirse de ilgileniyoruz

     

    Ben buraya geliyorum, kapıdaki arkadaş izin vermiyor. Biz sizin iyi niyetinizden eminiz.