• Paylaş

    KATEGORİ : DÜNYA

    Eklenme tarihi : 2017-05-18
  • 2022 Dünya Futbol Şampiyonası şantiyesindeki göçmen işçiler kölelik koşullarında

    YAŞANACAK DÜNYA

     

    Haziran 2013’te işçilerin kaldığı bir yerde çıkan yangın sonucu 13 işçinin hayatını kaybetmesiyle gündeme gelen Katar’da yeni işçi katliamı yaşandı.

     

    Resmi haber ajansı QNA tarafından yayınlanan silahlı kuvvetlerin açıklamasına göre üç işçinin "kaza"yla öldüğü, başka işçilerin de yaralandığı bildirildi. Yaralı sayısı hakkında bilgi verilmedi.

     

    Katar son yıllarda, özellikle 2022 Dünya Futbol Şampiyonası şantiyesinde göçmen işçilerin klasik kölelik koşullarında (dünya kamuoyu genelde bunu "modern kölelik" şeklinde adlandırıyor) güvencesiz çalıştırılmalarıyla sık sık gündeme geliyor. 2022 organizasyonu için 12 stadyum, oteller, raylı ulaşım sistemi ve beklenen onbinlerce ziyaretçi için adeta yeni bir şehir inşa ediliyor.

     

    Çalışma koşulları gibi barındıkları yerler de barbarca

     

    Bu inşaatlarda çalışan çoğu Nepal, Bangladeş, Pakistan ve Suriye gibi ülkelerden gelen göçmen işçiler, haftanın 6 günü, günde ortalama 15-17 saat çalıştırılıp 10 doların altında yevmiye alıyor. Bazı işçilerin 24 saat çalıştırıldığı da söyleniyor.

     

    Konakladıkları işçi kamplarındaki koşullar ise son derece barbarca. 40 kişilik koğuşlarda bazı yatakları iki kişi paylaşacak şekilde kalıyorlar.

     

    2010’dan bu yana çok sayıda işçi katledildi

     

    Haziran 2013’deki göçmen işçi katliamıyla gündeme oturan tartışma ve eleştirilerden sonra 2014 yılına gelindiğinde 2010-2014 yılları arasında Katar’da katledilen işçilerin sayısının bin 300’ün üzerinde olduğu açığa çıkmıştı.

     

     

    Kefillik sistemi

     

    Dünya kamuoyunun yoğun tepkileri üzerine Katar devleti 13 Aralık 2016’da göçmen işçilerin çalışma sistemi olan “kafala”ya son verdiğini açıklamıştı. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Ürdün gibi ülkelerde uygulanan “kafala” sistemine göre, her yabancı çalışanın Katarlı bir işveren ya da şirkete bağlı olması gerekiyor. Yani, bir nevi klasik köleliğin feodal serflikle içiçe geçmesine benzer bir durum söz konusu.

     

    Bir çeşit vize uygulaması olan "Kafala" sisteminde göçmen işçilerin Katar’da çalışabilmek için bu ülke vatandaşı bir kefil bulması gerekiyor. Kefil konumundaki kişi, işçinin hangi koşullarda ve ne zaman Katar’dan ayrılacağını belirlediği gibi pasaportuna da "geçici" olarak el koyuyor.

     

    Göçmen işçilerin çalıştırıldığı sistemde değişikliğe gittiğini iddia eden Katar devleti ise açıkça yalan söylüyor. Katar’ı izlemeye alan İnsan Hakları Örgütleri bile “İşçileri hala işverenlerini terk edemiyor ve ülke dışına çıkabilmek için izin almaları gerekiyor” açıklamaları yapıyorlar.

     

    Uluslararası Af Örgütü’nün aralık ayında yaptığı açıklamada, “yeni yasanın işçilerin yaşadıklarına son vereceğine inanmak trajik bir durumdur” dediği basına yansımıştı.

     

     

    Kirli savaşları çıkaranlar kitlesel göçleri fırsat biliyor

     

    Emperyalistler ve işbirlikçileri yürüttükleri kirli savaşlardan ve bir bütün olarak dünya kapitalizminin yarattığı yoksulluk, işsizlik ve yoksunluktan kaynaklı yaşanan göç dalgalarını aynı zamanda fırsata çeviriyorlar.

     

    Burjuvazi tarafından potansiyel köle olarak görülen göçmen emekçiler, ağır koşullarda çalıştırılmakta, ekonomik, sosyal ve siyasal haklardan mahrum bırakılmakta, dayak, taciz, fuhuş gibi insanlık dışı uygulamalarla baş başa kalmaktadırlar.

     

    Katar’daki inşaatlarda çalıştırılan göçmen işçilerin durumu da, burjuvazinin emekçileri nasıl adım adım köleliğe ittiğini gösteriyor. Katar, nüfusuna oranla dünyada en fazla göçmen işçinin bulunduğu ülke durumunda. Yaklaşık 2 milyonluk Katar nüfusunun neredeyse yüzde 90’ını göçmen işçiler oluşturuyor.

     

    Göçmen nüfusun yüzde 40’ı ise Nepalli göçmenler. Bu işçiler 50 derece sıcağın altında, günde 17 saate varan sürelerle çalıştırılıyor, susuz bırakılıyor, pasaportlarına el konuluyor, kaçmamaları için aylarca ücretleri ödenmiyor. Pasaportlarına el konulan işçiler, parasal ceza, polise teslim etme, başka işe girmeyi engelleme gibi tehditlerle zorla çalıştırılıyorlar. Uygulanan "kefillik" sistemiyle sömürü katmerleşiyor.

     

    Haliyle bir işçi bu şartlarda patronun her dediğini yapmak zorunda kalıyor. Aksi halde ülkeyi terk edemiyor ve başka işte de çalışamadığından açlıkla baş başa kalıyor.

     

    Yapılan hesaplamaya göre, 2022 Dünya Kupası için 100 milyar dolar harcanarak yapılacak stadyumlar, oteller, köprüler ve yollar için yüzbinlerce işçiye daha gerek duyuluyor. Kupanın başlayacağı 2022 yılına kadar bu kölelik koşullarında çalıştırılmaları halinde, binlerce işçinin daha hayatını kaybedebileceği ifade ediliyor.