• Paylaş

    KATEGORİ : İŞÇİ SINIFI

    Eklenme tarihi : 2018-01-04
  • Çalışma Bakanlığı'nın tebliğle kadro kapsamı daha da daraltıldı, sınav konusundaysa yoruma açık biçimler getirildi

    Kimseye danışılmadan çıkarılan bir gece yarısı KHK’sının içine atılan ve bir de bundan “yılın en önemli icraatlarından biri” olarak söz edilen “taşeron işçilere kadro” balonu somut gelişmelerle patlıyor. İçinde tutsaklara tek tip elbise saldırısından Gemlik ilinin taşınmasına; Vakıflar Bankası’nın Hazine’ye devrinden TSK’ya kadar pekçok konunun yer aldığı 137 maddelik 696 sayılı KHK’nın birkaç maddesinde yer verilen düzenlemeyle aslında taşeron işçilerin büyük kısmının dışarda bırakıldığı defalarca yazılıp çizildi. Dahası kendilerine yerel, merkezi yönetimler ve taşeron patronları tarafından tüm haklarından vazgeçmelerini içeren belgelerin imzalatılmaya çalışıldığı, sendikal baskının devreye girdiği de çeşitli örneklerle yansımıştı.

     

    Bu güdük ve güdük olduğu kadar da tuzaklarla dolu düzenleme Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önceki gün Resmi Gazete’de de yayınlanarak resmîleşen tebliğiyle daha da güdükleşti. Olası sonuçlar da öyle. Tebliğle kadroya alınacak işçilerin kapsamı daha da daraltıldı. Yapılacak sözlü ve yazılı sınava ilişkinse herhangi bir kıstas getirilmeyerek yeni bir işçi kıyımı ve kadrolaşmanın önünü açacak bir keyfilik getirildi.

     

    696 sayılı KHK’nin taşeron işçilerle ilgili maddelerinin uygulanmasına dair ‘Usul ve Esaslar Tebliği’nin “Kurum ve bütçeler itibariyle kapsamın belirlenmesi” başlıklı 3’üncü maddesinde “İdarelerin yurtdışı teşkilatlarına yönelik personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri bu kapsamda değerlendirilmez” denilerek KHK’da da olmayan yeni bir daraltmaya gidildi. Bu ekle Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere yurtdışı teşkilatı olan idarelerin yurtdışı teşkilatlarında çalışan taşeron işçiler kapsam dışı bırakıldı.

     

    Neye ve kime göre sınav?

     

    KHK’nın ilgili maddesinde sözlü ve uygulamalı sınavın birlikte yapılması mümkün değilken tebliğde bu maddenin de ihlali anlamına gelen 14. maddeye göre 5 ayrı biçimde sınav tanımı yapılmakta ve bu da keyfiliklere sonuna kadar kapı aralamaktadır. Getirilen madde yazılı sınav için bir kriter koyarken, sözlü ve uygulamalı sınav için kriteri sınavı yapan kurulun keyfiliğine bırakıyor. Bunun ne tür sonuçlar yaratacağını kestirmekse zor değil.

     

    Tebliğe göre sınav biçimleri şöyle tanımlanıyor:

     

    1) yalnızca yazılı

    2) yalnızca sözlü,

    3) yalnızca uygulamalı,

    4) yazılı ve sözlü,

    5) sözlü ve uygulamalı

     

    Tebliğe göre yazılı sınav, sınav kurulu tarafından 100 puan üzerinden değerlendirilecek ve başarılı sayılmak için yazılı sınavdan en az 50 puan almak gerekecek. Ancak sözlü ve uygulamalı sınavlara ilişkin bir başarı kriteri belirlenmedi. Sözlü ve uygulamalı sınavlara giren işçiler, sınav kurulu tarafından “başarılı” veya “başarısız” olarak tutanağa geçirilecek.

     

    Yazılı sınavın nasıl bir içerikte yapılacağının da net olmadığı tebliğde sözlü ve uygulamalı sınavda inisiyatifin kurula bırakılmasıyla işçilerin yeni bir kıyım ve aynı zamanda kadrolaşma riskiyle karşı karşıya olduğunu, o da olmazsa bir rüşvet çarkının döneceğini söylemek mümkün.

     

    İşçi, yazılı sınavda 50 veya üzerinde puan alsa bile sözlü ya da uygulamalı sınavda başarılı sayılmazsa, kadroya geçirilmeyecek. Başarısız olanlar, gerekçesiyle birlikte yazılı itirazda bulunabilecek.