• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2018-01-15
  • 'OHAL: Haklarımızın, demokratik ve siyasal kazanımlarımızın gasp edilmesi demek'

    OHAL’in tekrar uzatılmasına karşı bir araya gelen 87 kadın kurumu, "Olağanüstü Hal'in 'olağan' hale gelmesine alışmıyoruz" başlığıyla imza kampanyası başlattı. 

     

    Aralarında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Kadın Komisyonu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kadın Meclisi, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Kadın Çalışma Grubu ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kadın Hekimlik Kadın Sağlığı Kolu'nun çağrısıyla bir araya gelen 87 kadın kurumu, hükümet tarafından bir kez daha uzatılan OHAL’e karşı ortak açıklama yaparak imza kampanyası başlattı. Yazılı yapılan açıklamada, "Olağanüstü Hal'in 'olağan' hale gelmesine alışmıyoruz" denildi. 

     

    'OHAL KADIN CİNAYETLERİ DEMEK'

     

    Açıklamada, OHAL'in kadınlar için ne demek olduğu şu sözlerle ifade edildi:

     

    "OHAL; biz kadınlar için evde, sokakta, işte güvencesizlik demek. Herhangi bir bahaneyle birileri tarafından ihbar edilebilme huzursuzluğu içinde çalışmak demek, gözaltındayken avukatla görüşüp görüşemeyeceğini, yakınlarına haber verip veremeyeceğini bilmemek demek. İşten ihraç edilip kocaya, abiye, babaya, sevgiliye bağımlı kılınmak demek. Parayı verenin kendinde daha çok hak görmesi demek, itiraz edince daha fazla şiddet görmek, ev içinde de emeğimizin daha fazla sömürülmesi demek. Dayanışma için başvurduğumuz kadın derneklerinin, belediyelerin kadın birimlerinin kapatılması demek. Belirsizlikler ve güvencesizliklerle boğuşarak çocuklara bir gelecek sağlamaya çalışmak demek. 'Güvenlik' bahanesiyle mahallende, sokağında, hatta evinde LGBTİ olamamak demek. 'Güvenlik' bahanesiyle dün konuştuğun, anlamaya çalıştığın tanıdıklarının, komşularının düşmanlaştırıldığına tanık olmak demek. Fetvalarla, çocuklara, kadınlara yönelik ayrımcılığın, istismarın, tacizin, tecavüzün meşrulaştırılmaya çalışılması demek. Nefretle baş etmek demek. Nefretin bir gelecek kuramayacağını daha iyi anlamak demek. Sözümüzü, sorunlarımızı görünür kılan basın yayın organlarının kapatılması, sesimiz kısıldıkça kadın cinayetlerinin artması demek. Meclisi, seçilmiş kadınları siyasetin dışında bırakmak demek. Haklarımızın, demokratik ve siyasal kazanımlarımızın gasp edilmesi demek. Her şeyin, bu günümüzün ve geleceğimizin KHK'lerle düzenlenebilmesi demek."

     

     

    KADINLAR OHAL'İ NEDEN İSTEMİYOR?

     

    Açıklamada kadınların neden OHAL'i istemediği ise, "Sadece 696 No'lu KHK bile OHAL'den kurtulmak istememiz için yeter. Erkeklerin kadınları kolayca katlettiği bu topraklarda, erkekler iyi hal, haksız tahrik indirimi diyerek 'cezasız' bırakılır, kolluk ve yargı erkekleri korur. Şimdi de son KHK ile silahlanmış ya da silahlandırılmış erkekler  ‘darbe karşıtıyım’ diye cinayet işlese bu kez yargı karşısına bile çıkarılmayacak. Çünkü ‘bazı’ sivillere yargı muafiyeti getiren maddeyle öldürmek, şiddet uygulamak, işkence yapmak yasal koruma altına alındı. '15 Temmuz darbe girişimi ile sınırlı' açıklamalarına da inanmıyoruz. İktidar kanadı bile birbirini yalanlarcasına açıklamalar yaptı. Bir de 'anayasal suçlar'dan yargılananlara tek tip kıyafet zorunluluğu çıkarıldı. Biz bunların birtakım kişilere işledikleri suçlar için cezasızlık zırhı sağlarken diğerlerini tek tip kıyafet gibi haysiyet kırıcı bir cezalandırmayı yargılama sürerken uygulamak suretiyle peşin hükümle suçlu ilan edeceğini açıkça görüyoruz" sözleriyle ifade edildi. 

     

     

    Mezopotamya Ajansı