• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-10-03
  • Bir Kadın İşçinin Hakkını Araması Suç Mudur?

    Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, üyeleri olan sendikalı bir işçi kadının işten çıkarıldığını ve ardından sendikanın işyeri temsilcisi tarafından taciz edildiğini açıklarken, Birleşik Metal-İş Sendikası’na kadını “kusurlu buldukları” sendikal soruşturma sürecini sordu.

     

    Dernekten yapılan açıklamaya göre, üyeleri Serap C., Tuzla Organize Sanayi bölgesinde bulunan ve Birleşik Metal İş Sendikasının örgütlü olduğu araba parçaları üreten Mata Auotomotiv fabrikasında çalışıyordu.

     

    Ağustos’ta, performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek işine son verildi. Serap C., konuyla ilgili başvurduğu Birleşik Metal İş işyeri temsilcisinin, “Beni ilgilendirmez ne yaparsan yap” şeklinde cevap verdiğini anlattı.

     

    Serap C.'nin fabrikada yaşananları anlattığı mektubun önce Evrensel gazetesinin okur sayfasında, ardından da Metal İşçilerinin Sesi Facebook sayfasında yayınlanmasının ardından, sendikanın işyeri temsilcisi, işten çıkarılan kadını sahte hesaplar aracılığıyla sosyal medyadan taciz etmeye başladı.

     

    Sendika ise kadınların talebiyle başlattığı soruşturmada, işten çıkarılan kadını “kusurlu” buldu.

     

    Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği, sendikaya “Bir kadın işçinin hakkını araması suç mudur?” diye sordu; kadın örgütlerini dayanışmaya çağırdı.

     

    Sahte hesap açıp, kadına hakaret ettiler

     

    Derneğin açıklamasına göre, mektubun yayınlanmasının ardından işyeri temsilcisi sosyal medyada sahte bir kadın hesabı açarak, Serap C.’ye hakaret etti; fabrikada 20’ye yakın erkek işçiyi de kadına hakaret içeren cinsiyetçi yorumlar yazmaları için örgütledi.

     

    Bazı işçiler dernekteki kadınlara, işyeri temsilcisinin akşam işçi servislerine binerek işçilerin elinden telefonlarını aldığını, Facebook hesaplarından o işçilerin ağzındanmış gibi yorumlar yazdığını anlattı.

     

    Kadınlar Sendika ile görüştü

     

    Dernekten kadınlar Birleşik Metal-İş sendikası başkanı Adnan Serdaroğlu ile bir görüşme yaptı. Bir kadın işçiye yönelik cinsiyetçi saldırıların işyeri temsilcisi tarafından örgütlenmesini, aynı kişinin “bu işçiyi biz işten attırdık” gibi söylemleri olduğunu aktardılar.

     

    Serdaroğlu, görüşme sırasında kadının beyanının esas olduğunu söyledi. Konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.

     

    Soruşturma tamamlandı: Kusurlu olan kadın

     

    Soruşturmayla ilgili Serap C.’yi kimse aramadı. Ardından dernekten kadınlar sendikayı arayarak soruşturmayla ilgili bilgi almak istedi.

     

    Serdaroğlu, hem erkek hem de kadın temsilciler ile bir soruşturma yürüttüklerini, kusurlu olanın Serap Can olduğuna karar verdiklerini aktardı.

     

    Neden kusurlu bulunduğu sorulduğunda ise, kadının fabrikada siyasi bir partinin çalışmasını yürüttüğünü ve bu sebeple işten patron tarafından çıkartıldığı söylendi.  

     

    "İş ahlakı kimin ahlakıdır? Patronun mu, sendikanın mı?"

     

    Dernek bu sürecin ardından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

     

    “Bizler dernek olarak Serap arkadaşımızla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Bir fabrikada bir kadın işçinin işten çıkarılması sürecinin bir tacize ve hakaretlerle dolu bir sürece dönüşmesinde bizzat işyeri temsilcisinin bu biçimde rol almasını kabul etmiyoruz. Bunun büyük zorluklarla çalışan ve mücadele eden kadın işçilere dönük de bir gözdağı olduğunu düşünüyoruz. Birleşik Metal İş Sendikasını bütün bu süreç boyunca aldığı yanlış tutumundan ötürü de kınıyoruz.

     

    “Sendika tek taraflı bir soruşturma yürütmüş, ‘kadının beyanı esastır’ denilmesine rağmen işyerindeki erkek temsilcilerin beyanlarını dikkate almış ve onların haklı olduğunu kabul eden bir tutum içerisine girmiştir.

     

    “Bir kez daha soruyoruz:

     

    "Kadın arkadaşımızın haksız işten atılma sürecinde haksızlığı gidermek adına verdiği mücadeleyi ‘işyerinde siyaset yapmak’ olarak ele alan bir sendikacılık kadın işçilere dost bir sendikacılık olabilir mi?

     

    "Kadın arkadaşımıza dönük cinsiyetçi saldırıların bizzat muhatabı işyeri temsilcisi olmuşken ‘kadın dostu bir sendikacılık’ yapmak mümkün olabilir mi?

     

    "Sürecin doğru yönetilemediğini düşünüp, konuyla ilgili adım atılması beklentisiyle sendikaya yaptığımız girişimler neticesinde kadının beyanını esas alan ve adil bir soruşturma süreci işleteceğini düşündüğümüz sendikanın konunun muhatabı olan kadın arkadaşımızla bir kez bile görüşmemiş olması kabul edilebilir mi?

     

    "‘İş ahlakı’ kimin ahlakıdır; işyerinde siyaset tartışmaları yapmak hangi ‘ahlaka’ aykırıdır? Patronun ahlakı mı? Sendika bu ‘ahlakı’ savunuyor mu?” 

     

    Bianet