• Paylaş

    KATEGORİ : ÇEVRE-KENT

    Eklenme tarihi : 2017-10-25
  • İstanbul'a ihanet ettiğini itiraf eden AKP, şimdi 'yatay kentler'le o ihaneti güncellemenin peşinde

    Nilgün Kumru

     

    Büyük şehir belediye başkanlarının bir bir görevden alınıp, Tayyip Erdoğan’ın çıkıp “Biz bu şehre (İstanbul’a) ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz, ben de bundan sorumluyum.” dediği şu günlerde, kent yapısında yapılmak istenen köklü değişiklik gündemleşiyor. 

     

    Bakan Mehmet Özhaseki, "Bağcılar'da dönüşüm devam ediyor" sloganıyla Bağcılar'da düzenlenen temel atma töreninde konuştu. Olası büyük İstanbul depremine karşı önlem alınması gerektiğini söyleyen Özhaseki, İstanbul’u 10-15 yılda depreme hazırlayacakları iddiasında bulundu.

     

    Toplum gözünde oluşturulmak istenen ‘müteahhit bizi zengin edecek’ algısının yanına deprem korkusu da katılarak kentsel dönüşüm furyasının zemini sağlamlaştırılıyor. Bu zeminin üzerine hem toplumun sosyal yaşamının içine girecek kadar köklü değişiklikler inşa edilecek hem de yandaş müteahhitlerin cebi şişirilecek.

     

    Bakan Özhaseki; "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çok fazla dile getirdiği yatay mimaride dikey mimariye oranla daha çok toprakla buluşabilmek mümkün. Mahalle konsepti içerisinde, insanların komşularını tanıdığı, bakkalına selam verdiği, asansöre binilince hatırın sorulabildiği bir ortama doğru gidecek projelerimiz var. İnşallah, bunları da yakında açıklayacağım” dedi.

     

    AVM, gökdelen ve rezidanslar, 2000’li yıllardan bu yana, kapitalizmin yaşadığı ‘sıçrama’lı gelişimin simgesi oldu. Şimdi, bu sürecin kendi içinde pek çok boyutuyla tıkanması ve bu tıkanıklığın giderek gerek ekonomik gerek toplumsal gerekse siyasal krize evrilmesi sebebiyle sistem kendisine her açıdan soluk boruları açmaya çalışıyor. Yapılmak istenen bu oldukça kapsamlı dönüşümde, mimari yapılanma önemli bir yerde duruyor. 

     

    Dayanışmanın ve etkileşimin artması yönünden, yatay mimari elbette bizim de benimsediğimiz bir şehir yapılanmasına tekabül ediyor. Ancak; medreseli, piknik alanlı camii hayallerini açıktan ifade eden AKP hükümetinin ne tarz bir yatay kentleşme yaratmak istediği de aşikar. Kaldı ki onun tek derdi bu da değil; aynı zamanda yeni rant alanları açmak ve önemli çizikler yediği yerel yönetimlerde tekrar güçlenmek istediği de ortada. Bu açıdan da ‘toplumun refahı’ için yapıldığı söylenen bu hamleler tamamen kendi istedikleri profilde yani dinci-gerici bir toplumun inşaası için yapılıyor. Yani bu söylemler her zamanki riyakarlıklarının ötesinde bir anlam taşımıyor. 

     

    Defalarca ihanet edilen kavgamızın kenti İstanbul’u ayağa kaldıracak olansa ancak yüzü geleceğe dönük bir kentleşme olacaktır.