• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-10-07
  • Müftülere nikah yetkisi veren tasarı komisyondan bu yetkinin imamlara da devredilebilmesini sağlayacak şekilde geçti

    Kadınların Medeni Kanun’la güvence altına alınmış önemli haklarının gaspını içeren, il ve ilçe müftülerine nikah kıyma yetkisi vererek çocuk yaşta “evliliklerin” önünü açıp, istismarı nikahla “temizlemenin” yolunu döşeyen maddeleri de içeren “Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” 5 Ekim’de İçişleri Komisyonu’ndan geçti.

     

    Önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurulu’na getirilmesi beklenen tasarının komisyondan, ilk halinden farklı olarak imamlara da nikah yetkisi verecek şekilde genişletilmiş biçimde geçtiği açığa çıktı. İlk halinde kullanılan “il ve ilçe müftüleri” ibaresinin “il ve ilçe müftülükleri” şeklinde esnetilerek, müftülükler kapsamında çalışan imamların da nikah kıyma yetkisine kavuşturulmasının sağlandığı anlaşıldı.

     

    Cumhuriyet’ten İklim Öngel’ e konuşan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, değişiklikle hukuksal olarak imamlara da nikâh kıyma yetkisinin verildiğini belirtti.

     

    Tanal, “Tasarı geldiği gibi geçmedi, il, ilçe müftüsü yerine ‘müftülüklerine’ ibaresi eklenerek nikâh imama indirildi. Müftülük, yetkilerini ne kadar imam varsa devredebilir. Laikliğin için boşaltarak anayasayı ihlal ediyorlar. Bu laik hukuk devletine karşı bir meydan okumadır” diye konuştu.

     

    Medeni nikâh kadının güvencesidir” diyen Tanal şöyle devam etti: “Bu yetkiyle kadınlar güvencesiz duruma getirilecek. Kadın haklarında bir geri adımdır. Bu, çocuk yaştakilere de imam nikâhı kıyılması durumunu yasaya uygun hale getiriyor. Dolaylı, gizli ve örtülü çocuk tecavüzüne yönelik bir af maddesidir.”

     

    “Bu yasa böyle geçmez” diyen kadınlara soruşturma

     

    Tasarının çocuk yaşta “evliliklerin” önünü açacağını, çocuk istismarını nikahla meşrulaştırıp yaygınlaştıracağını söyleyen kadın örgütleri tasarı gündeme geldiği andan itibaren “bu yasa böyle geçmez” diyerek tepkilerini sokakta dile getirdiler. 100’den fazla kadın ve LGBTİ+ örgütünün bir araya gelerek oluşturdukları koordinasyon pek çok ilde eşzamanlı eylemler yaparak tasarının geri çekilmesini istedi. “Bizim hayatımıza dair kararları bize sormadan alamazsınız!” diyen kadınlar, tasarının komisyonda görüşüldüğü günlerde de Meclis’e girmek ve taleplerini ifade etmek istediler.

     

    Tasarının Meclis İçişleri Komisyonu’nda görüşüleceği 2 Ekim’de Meclis’e yürümek isteyen kadınların önü polis barikatıyla kesildi. Daha sonra pankartsız-slogansız şekilde kaldırımdan yürümelerine izin verildi. Bu şekilde Meclis önüne gelen kadınlar, partilerle görüşmek üzere bir heyet oluşturdular. 2 Ekim’de Meclis’e girebilen kadınlar daha sonra tasarının üst komisyonda görüşüldüğü gün de Meclis’e girmek istedi. Bu defa bir önceki heyette yer alan kadınlara “yasak” getirildi. Yasak önceki gün Meclis’e girdikleri için “fişlenen” kadınları kapsıyordu. Sadece yasaklamakla da kalınmadı, üstüne bir de soruşturma açılacağı tehditleri savruldu.

     

    Örgütlenen yeni faşist rejimin kendi suretinde bir toplumsal gerçek yaratmak için giriştiği kapsamlı “mühendislik” faaliyetinin sinir uçlarını kadınlar oluşturuyor. Çünkü bu gerici toplumsal tahayyülün göbeğinde kadının tüm tarihsel-toplumsal kazanımlarından-özgürlüklerinden soyunarak gönüllü köleliği kabul etmesi duruyor. Bu saldırıların karşısında duran tüm kadınlar “sistem düşmanı” ve katli de, şiddete maruz kalması ve tecavüze uğraması da vacip olan düşmanlar olarak kodlanıyor.

     

    Müftülük Yasası” olarak tabir edilen son düzenleme bu projede önemli bir dönemeci ifade ediyor. Sistemin en büyük korkularından biri olan kadın hareketinin bir kez daha buruşturup çöpe atmasını bekleyen kritik bir dönemeci…