• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2018-01-11
  • 27 maddelik yeni yargı paketi "cezalandırma" politikalarının bir iç savaş konseptine uygun olarak revize edilmesi anlamına geliyor

    Dün düzenlenen Adalet Şurası’nda konuşan Binali Yıldırım’ın, "Yargıya olan güveni daha da artırmak için yeni bir reform paketini Meclis'e getireceğiz" diyerek önden müjdelediği o paketin ayrıntıları netleşiyor.

     

    Yıldırım’ın “Kuyumcu titizliğiyle çalışacağız” dediği 27 maddelik torba yasasının basına düşen ayrıntıları, rejimin, “kamu güvenliği” gibi oldukça muğlak bir kavramlaştırmayla tüm muhalif kesimleri ağır cezalarla sindirmeyi hedeflediğini gösteriyor.

     

    Tasarının diğer pekçok düzenlemede olduğu gibi bir iç savaş ekseni üzerine oturtulduğu anlaşılıyor. Nitekim dün kaymakamları toplayarak buyruk üstüne buyruk yağdıran Tayyip Erdoğan da “Bu yıldan başlayarak önümüzdeki dönemde milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine yönelik saldırıların katlanarak artması kuvvetle muhtemeldir” diyerek, nasıl bir senaryoya hazırlandıklarını ele vermişti.

     

    Rejim ardı ardına yaptığı düzenlemelerle alenen bir iç savaşa hazırlanıyor. Dahası ihtiyaç duyduğunda bunu kışkırtacak bir altyapı hazırlığı yürütüyor. Erdoğan dünkü konuşmasında bunun çerçevesini de “Kimi zaman inanç, kimi zaman mezhep...  En büyük tehlike bu, onu da söyleyeyim. Şu anda mezhebi noktada bir yapılanmayı şiddetle yürütenler de var. Bunu özellikle bilmenizi istiyorum. Etnik unsurları şu anda egemen kılamayanlar şimdi mezhebi olarak bu işi yürütmenin gayreti içindeler” sözleriyle alenen ortaya koydu.

     

    Binali Yıldırım’ın “Kuyumcu titizliğiyle” hazırlık yaptıklarını belirttiği düzenlemeler de böyle bir savaşa hazırlığın hukuki ifadesi dışında bir anlam taşımıyor. Hürriyet’ten Oya Armutçu’nun haberine yansıyan bilgiler, yapılacak düzenlemeyle asıl olarak terörle mücadele yasasının ekseninin kendi savaş konseptleriyle uyumlu olacak şekilde pekiştirilmesinin hedeflendiğini gösteriyor.

     

    Buna göre artık “kamu düzenini bozma” denilen o muğlak ifade odağından bakılarak tüm muhalif dinamikler hatta potansiyeller ağır cezalarla zindanlara doldurulabilir. ‘Aynı veya daha ağır bir suçu yeniden işleme’ ve ‘suçun işlendiği hal ve koşullar veya meydana gelen zararın ağırlığı dolayısıyla fiilin kamu düzenini önemli ölçüde bozması’ gibi ifadelerin nasıl bir keyfiyeti ifade ettiği açıktır. Değişikliğin aynen hayata geçmesi halinde, 'aynı veya daha ağır bir suç işlemek' ve 'kamu düzenini önemli ölçüde bozmak' tutuklama nedeni olacak.

     

    “Kamu düzenini bozmak” gibi bir kavramlaştırmanın tüm faşist rejimlerdeki hukuksal düzenlemelerin omurgasını oluşturduğunu da özellikle belirtelim. Faşizm “kamu”, “düzen”, “güvenlik” gibi kavramlar ve bu kavramlara tekabül eden toplumsal korkular, gericilik birikimleri üzerinden kendi hukukunu oluşturur. Tarihte bu hep böyle olagelmiştir.

     

    Yapılacak düzenlemedeki şu bentleri okuyan herkes nasıl bir “hukuk” tırpanıyla karşı karşıya kalacağımızı üç aşağı beş yukarı kestirebilir:

     

    “Örgütlü suçlara” denetimli serbestlik yok

     

    Taslağa göre; silahlı örgüt veya çete kuran, yöneten 15 yıl, örgüt ve çeteye üye olanlar 7.5 yıl hapse mahkum edilecek. Bu suçlardan mahkum olanlar denetimli serbestlikle tahliye olamayacak.

     

    Ses ve gaz fişeği atanlara hapis

     

    'Genel güvenliği kasten tehlikeye atma '  suçunun kapsamı da değiştirildi. Ses ve gaz kapsülü atmak da suç kapsamına alındı ve cezası 2,5 yıla kadar hapis olarak belirlendi. 

     

    Suçun, kamu hizmetine tahsisli bina ya da kişilerin toplu bulundukları yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılarak, 6 yıldan 15 yıla çıkacak.

     

    İnanç hürriyetini engellemeye 5 yıl

     

    Düzenlemenin öne çıkan maddelerinden biri de Tayyip Erdoğan’ın dün işaret ettiği “mezhebi yapılanmaları” ya da laik kesimleri hedef alıyor. Bundan sonra mesela ENSAR’ın pisliklerini teşhir etmek ya da gerici yapılanmalara tutum almak “inanç hürriyetine müdahale” kapsamına alınarak pekala cezalandırılabilir.

     

    Bu kapsamda inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleyenlere verilen 1-3 yıla kadar hapis cezasının sınırları 2-5 yıla şeklinde yükseltildi. Bu engellemeden nelerin kastedildiğiyse meçhul!

     

    Taslakla Kabahatler Kanunu’ndaki para cezaları katlanırken, gürültü çıkarmak sarhoşluk, rahatsız etmek gibi suçların cezası 50 TL'den 500 TL'ye çıkartıldı. Emre itaatsizliğin cezası ise 100 TL'den 1000 TL'ye yükseltildi.