• Paylaş

    KATEGORİ : GENÇLİK

    Eklenme tarihi : 2017-11-09
  • TÜİK verileri önemli bir gençlik kesiminin ne eğitimde ne de istihdamda yer almadığını gösteriyor

    2016’nın Ocak-Eylül ayları arasındaki dönemle 2017’nin aynı döneme ilişkin işsizlik verileri geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı. Bu verilere göre geçen yıl ocak-eylül döneminde İŞKUR’a başvuranların sayısı 2 milyon 496 binken bu sayı bu yıl yüzde 42 artışla 3 milyon 553 bine dayandı. Sadece 2017’nin eylül ayında kuruma başvuran işsiz sayısı geçen yıla göre yüzde 26 artış göstererek 489 bine çıktı.

     

    İş bekleyenler arasında 708 doktora mezunu, 12 bin 366 yüksek lisans ve 329 bin 822 üniversite mezununu yer alıyordu.

     

    Hükümetin bir yılda bir buçuk milyon işsize iş olanağı sağlayacağı iddialarıyla başlattığı ve “şu kadar işsiz istihdam ettik” diye adeta hava attığı, ancak yaratılan istihdam biçiminin Toplum Yararına Proje kapsamındaki geçici işlerin ötesine geçemediği bu koşullarda yayınlanan veriler, gerçeği bir kez daha haykırıyordu: Türkiye’de işsizlik, özellikle de genç ve diplomalı işsizlik artık alarm verecek düzeydedir.

     

    ‘Hiçbir şey yapmayan gençlerin’ yükselen oranı

     

    Hürriyet’in Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeyle hazırladığı haberse Türkiye’de 20-24 yaş arası gençlerin yüzde 33.7’si, 25-29 yaş arası gençlerin ise yüzde 34.5’i ne eğitim alıyor ne de bir işleri var.

     

    Ne eğitimde ne de istihdamda olan’ 15-24 yaş arasındaki gençlerin oranı temmuz 2016’da yüzde 26.3’ten, temmuz 2017’de yüzde 26.7’ye yükseldi.

     

    Genç erkeklerde bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 16.9 olurken, 2017 temmuz ayı itibariyle yüzde 16.5’e düştü. Genç kadınlarda ise geçen yıl temmuz ayında yüzde 35.9 olan oran, bu yılın aynı dönemi itibariyle yüzde 37.1’e kadar çıktı.

     

    2018 programına girdi

     

    Hiç bir şey yapmayan’ gençler olarak nitelendirilen ‘ne okuyan ne de istihdamda olan gençlerle’ ilgili oranın artmasından sonra, konu 2018 yılı programına da girdi.

     

     Girer çünkü genç nüfusun önemli bir kesimini ifade eden bu veriler, kronikleşmiş işsizliğin yarattığı umutsuzluğu, teşvik ettiği “kayıt dışılığı”, ölümle özdeşleşen çalışmadan kaçmayı ve aynı zamanda toplumsal krizi ifade eden çarpıcı gerçekleri ortaya koyuyor.

     

    Bu gençlerin önemli bir bölümünün özel savaş koşullarında yaşamları tümüyle değişen Kürt gençleri, bir bölümünün emekçi mahallelerinde çetelere-mafyaya angaje edilmiş gençler, bir kısmının ise sosyal yaşamın tümüyle dışına düşmüş gençlerden oluştuğunu söylemek abes olmayacaktır. 

     

    Takip sistemi kurulacak

     

    2018 yılı programına girmek zorunda kalan bu sorunun çözüm biçimiyse ilk önce neden çalışmadıklarının ya da okumadıklarının tespiti, ardından da SGK, MEB ve İŞKUR ortaklığında bir takip sistemi kurularak, bu gençlerin özel takibe alınması. İŞKUR da aktif iş gücü programlarında bu gençlere öncelik verecek, tüm bu çalışmalarla ‘hiçbir şey yapmayan gençlerin’ oranının 2018 yılı sonuna kadar düşürülmesi hedefleniyor.

     

    Bu gençlerin hangi angarya işlere ya da fiilen gizli işsizliğe (geçici işlere) yönlendirileceğini tahmin etmekse güç değil. AKP’nin zayıf karnını oluşturan gençlere dönük sayısız “Zihni Sinir Proje’ yaratacağını öngörmek de…