• Paylaş

    KATEGORİ : ÇEVRE-KENT

    Eklenme tarihi : 2017-08-05
  • Dicle Vadisi projesi Hevsel’i UNESCO Dünya Mirası Listesi’nden çıkaracak nitelikte

    Vecdi Erbay

     

    Diyarbakır’ın surları kadar Hevsel Bahçeleri de ünlüdür. Bin yıllarca Diyarbakır’ın sebze ve meyve ihtiyacını Hevsel’deki bahçeler karşıladı. Dicle nehrinin kıyısındaki bahçeler, elbette sadece şehrin ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmiyor. Çevrecilerin de üzerinde hassasiyetle durduğu gibi Hevsel, zengin bir bitki örtüsü, içinde barındırdığı kuşlar ve yaban hayvanı türleri ile de dikkat çeker. UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde Diyarbakır surlarıyla birlikte yer alması da bu nedenledir.


    Dünya mirası listesindeki Hevsel bahçelerini bekleyen tehlike ise Dicle Vadisi Projesi. Çevreciler ve konunun uzmanları söz konusu proje hayata geçtiğinde Hevsel’in Dünya Mirası vasfını kaybedeceğini iddia ediyorlar. Projeyi hayata geçirmek isteyenlerin ise Dünya Mirası gibi bir konuyla hiç ilgilenmedikleri aşikar. Proje hakkında şehrin konuyla ilgilenen sivil kurumlarıyla hiç görüşmemeleri, onların eleştiri ve önerilerini dikkate almamaları da bunu gösterir nitelikte.

     

    KIRKLAR DAĞI’NDAKİ CAMİ

     

    Proje çerçevesinde ilk inşa edilen yapı Kırklar Dağı’ndaki cami oldu. Projeyi hayata geçirmeye çalışanlar, dini hassasiyetler nedeniyle kimsenin camiye itiraz etmeyeceğini düşünmüş olacaklar ki Kırklar Dağı’na en önce bir cami inşa ettiler. Hemen sonra caminin yan tarafında bir kafeterya boy gösterdi. Ve şu aralar Kırklar Dağı’nda iş makineleri harıl harıl çalışıyorlar. Diyarbakırlılar için yüzlerce yıldır mesire yeri vazifesi gören Kırklar Dağı, Dicle Vadisi Projesi marifetiyle, bambaşka bir kimlik edinme yolunda ilerliyor.


    Kırklar Dağı’na inşa edilen cami, Hevsel’i Dünya Mirası Listesi’nden çıkarmanın ilk adımı oldu. Çevrecilerin dikkat çektiği konu da esasında budur: İmara açılan bölge Hevsel’i bitirecek.

     

    HEVSEL’İ KURTARMAK

     

    Hevsel’de üretilen ürünler, nüfus artışıyla birlikte şehrin ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldi. Üreticinin yeterince desteklenmediği de muhakkak. Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı, belediyeye kayyım atanmadan önce Hevsel’deki üreticileri desteklemek için kimi projeler üzerinde çalışıyorlardı. Belediyeye kayyım atandıktan sonra Hevsel ve Hevsel’deki üreticiler büsbütün sahipsiz kaldılar. Olağanüstü Hal koşullarında çevrecilerin ve konuya duyarlı kesimlerin Hevsel’i kurtarmak için gösterdiği çaba ise görünmez kılınıyor.


    Üreticiler yarın Hevsel’de neler olacağını bilmeden üretmeye devam ediyorlar yine de. Bunlardan biri de İsa Özdemir. Özdemir 1976 yılından beri Küçük bir bahçede sebze ve meyve yetiştiriyor. Çocukluğundan beri Hevsel’de çalışan Özdemir, bahçecilikten başka bir iş de bilmiyor.


    Akşamüstü bahçede çalışırken gördüğümüz Özdemir, “Bahçenin sahibi ben değilim, ben sadece ekip biçiyorum” diyor. Toprak sahibinin ağaçlarının bakımını da yaptığı için, dediğine göre az bir kira karşılığında, yıllardır işletiyor burayı.

     

    SİVRİSİNEK, TAZE ROKA, SEMİZOTU

     

    Sivrisineklerden rahatsız olduğumu görünce, “Bir iki değil ki, bir ordu gibi bunlar. Kovmakla gitmiyorlar. İlaçlama yapılıyor ama o da bir fayda etmiyor” diyor. Arada ateş yakıp duman çıkardığını söylüyor, çünkü sinekler dumandan kaçıyormuş.


    Bahçede roka, semizotu ve reyhan var. İki oğluyla birlikte topluyorlar bunları. Demet haline getirip toptancılara satıyorlar. 150 kuruşa sattıkları demetlerin tezgahta kaça satıldığıyla pek ilgilenmiyor. “Biliyorum ki onlar birkaç kat fazla paraya satıyorlar. Dünya bu hale gelmiş, herkesin aklında kazık atmak var.”


    Sabah 5’te geliyor bahçeye ve 10’a kadar çalışıyor. “Saat 10’dan sonra burada çalışılmaz sıcaktan” diyor ve sonra gülerek ekliyor: “Bir de bu sivrisinekler izin vermiyor.”


    Sabah serinliğinde toplayacağı sebzeyi topluyor, meyve ağaçlarının bakımını yapıyor, sulamayı yapıyor ve evine gidiyor İsa Özdemir. Ancak akşamüstü 4-5 gibi tekrar geliyor bahçeye. Bu sefer gün batıncaya kadar bir yandan sineklerle mücadele ederek çalışıyor.

     

    ÜRETİMİ BİTİREN SERACILIK

     

    Özdemir Dicle Vadisi Projesi’ni bilmiyor. Proje hayata geçtiğinde kendisinin ne olacağını da bilmiyor. Bahçe elinden çıkarsa başka ne iş yapacak, bunu hiç bilmiyor.


    Hevsel’de bahçesi olanlar seracılıkla başa çıkamıyorlar. Ürettikleri ellerinde kalıyor. Özdemir, “Eskiden salatalık, domates gibi sebzeler de yetiştirip satıyordum. Ama sera ürünleri nedeniyle bunları satamaz oldum son yıllarda. Ya çok ucuza satacağım ya da bahçede çürüyüp gideceklerdi. Bu yüzden sadece roka, reyhan gibi yeşil sebzeler yetiştirmeye başladım” diyor.


    Benzer sıkıntılar Hevsel’deki üreticileri zor durumda bırakınca, bahçelerini satmak konusunda daha istekli oldular. Ekonomik bir getirisi yoksa bahçeyle uğraşmanın anlamı kalmıyor. Dicle Vadisi Projesi için çalışanlar da toprak sahiplerinin bu durumdan faydalanıyorlar. Üretici ekonomik olarak zor durumda kalınca toprak satın almak kolaylaşıyor onlar için.


    Hevsel Bahçeleri’nde eskiden daha çok kadınların çalıştığı söylenir. Akşama kadar çalışan aşefçi kadınlar, bahçe sahibinin satmadığı sebzeleri toplayıp Suriçi’nde, Aşefçiler Çarşısı’nda satarlarmış. Bu gelenek biteli yıllar olmuş.


    Öyle görünüyor ki Keçi Burcu’ndan Hevsel Bahçeleri’ne bakmak da mazide kalacak. Dicle Vadisi Projesi önce Diyarbakırlıların piknik yaptığı, türküler, şiirler yazdığı Kırklar Dağı’nı, ardından da Hevsel Bahçeleri’ni bitirecek.


    Bu durumda İsa Özdemir ne mi yapacak? O da bilmiyor henüz.

     

    Gazete Duvar