• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2018-01-22
  • Özsavunma eğitmeni İrene Zeilinger: Özsavunmayla erkekliğin kalça kemiğini kırmayı hedefliyoruz

    Özsavunmanın kadın mücadelesinin bir ayağı olduğunu ve kadınlara kendilerini savunmaktan çekinmemeleri gerektiğini söyleyen öz savunma eğitmeni İrene Zeilinger, “Özsavunma ile erkekliğin kalça kemiğini kırmayı hedefliyoruz” dedi.

     

    Özgürlükleri için başkaldıran kadınlar, mücadele ettikçe ona karşı çıkan erkek şiddeti de her geçen gün artış gösteriyor. Sadece fiziksel değil, çok çeşitli biçimleri ve boyutlarıyla karşımıza çıkan ve gücünü de erkekleri koruyan yeni yasa ve düzenlemelerden alan bu duruma karşı kadınlar, öz savunma ile karşılık veriyor. Çok sayıda kadın örgütünün kurdukları öz savunma atölyeleri de kaçınılmaz bir karşı koyuşu devreye soktu. 

     

    Özsavunma eğitmeni İrene Zeilinger uzun yıllardır Belçika ve Türkiye gibi pek çok ülkede kadınlara özsavunma dersi veren isimlerden yalnızca biri. 

     

    Özsavunmayla ilgili deneyimlerini Güldünya Yayınları tarafından yayınlanan “Hayır Hayır Demektir” adlı kitapta toplayan Zeilinger, özsavunmanın kadınlar için ne anlama geldiğine ilişkin Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı.

     

    Kadınların erkek şiddetine karşı özsavunma başvurması ne kadar etkili sizce? 

    Bu sorunun iki yönlü cevabı vardır. Her şeyden önce sözel ve fiziksel olarak kadının kendini savunma stratejileri cinsel şiddeti durdurmak için elbette verimlidir. İkinci yönü, ise psikolojik sonucudur. Ne olursa olsun savunma sonucu-travma sonrası stres, suçluluk ve şiddetin diğer olumsuz psikolojik sonuçlarından daha az acı duyduklarını söylüyor kadınlar. Yani genel olarak, kendini savunarak şiddeti durdurmak için bir şansı var ve bu işe yaramazsa bile kendini savunabilmesinin uzun vadede olumlu bir etkisi olabilir.

     

    Siz özsavunma yapmayı gerektirecek bir olay yaşadınız mı? Yaşadıysanız kısaca anlatır mısınız? 

    Ataerkil toplumda bir kadın olarak sürekli kendimi savunma ihtiyacım olan durumlarda buluyorum. Bu sadece fiziksel olarak kendini savunmak değil; zihinsel, duygusal, sözlü olarak da kendini savunma. Örneğin, birkaç yıl önce işten eve gittiğimde 4 adamın sokakta yatan 5’inci bir adamı tekmelediğini gördüm. Uzaktan onlara adamı ‘bırakın’ diye bağırdım. Grubun lideri olduğunu tahmin ettiğim biri yavaşça bana yaklaşarak kendi işime bakmamı söyledi. Onu sakinleştirmeye çalıştım; ama bana daha da yaklaşınca kafama vurdu. Savunma moduna geçtim. Tekrar başıma vurmak istediğinde onu engelledim, bacağını kolumun altına aldım. Ardından arkadaşlarının kaçıp gittiğini gördü. Arkadaşları olmadan bana saldırmaya cesaret edemeyeceği açığa çıktı. Bu benim ve başkalarını nasıl savunabileceğimize dair iyi bir örnek. Elimizden geldiğince yumruk atabiliyor, tekmeleyebiliyor, hareket edebiliyoruz. Ayrıca bir çok saldırgan korkaktır, direnebileceğinizi gördükleri anda dururlar.

     

    Bir kadın için fiziksel savunma dışında özsavunma yöntemleri nelerdir?

    Derslerime zihinsel özsavunma ile başlıyorum. Duygusal olarak kendini savunma bir avantaja dönüşebilir. Bu durum, enerji ve cesaretimizi harekete geçirmek için yararlıdır. Onları görmezden gelmeye çalıştığımızda bize üstün gelebilirler. Bu yüzden fikir ve sezgilerimize güvenmek zorundayız. Çatışma, kaçınma, paradoksal müdahale, dikkat çekme, yardım alma veya en kötü durum senaryoları için müzakere gibi farklı önleme stratejilerini uygulamaya koyan sözlü bir kendini savunma var. Herkes, kendini savunma yöntemleri kapasitesine sahiptir.

     

     Kurslarda işe yarayan ya da yaramayan öz savunma teknikleri nelerdir?

    Umarım hepsi işe yarar. Özsavunmaya feminist bir yaklaşımla bakmak önemli. Seçenekler ve farklı koruma stratejileri, farklı savunma türleri hatta türler içerisinde de farklı araçlar vardır. Her seferinde işe yarayacak tek bir teknik yoktur. Kadınlar ve durumlar farklıdır. Kadınlar şiddet olaylarına karşı uygun olan tepkiyi seçebilmelidir. Kendinizi savunmanın doğru veya yanlış yolu yoktur. Almaya hazır olduğunuz riski seçmeniz gerekir. İstatistiksel olarak konuşmak gerekirse bir saldırı bağırarak ya da kaçarak bertaraf edilebilir. Fiziksel savunma ile temkinli davranışlardan çok daha fazla engelleme olasılığınız var. Seçmek için sezgilerinize güvenin.

     

    Son yıllarda Türkiye ve dünyada artan kadına yönelik fiziksel, sözlü, cinsel, ekonomik… şiddete tanıklık ediyoruz. Bu kadar artış yaşanmasındaki neden sizce nedir?

    Şiddetin bu belirgin artışı için farklı faktörler var. Bunun sebebi şunlar: Kabul edilebilir olan eşiğimiz yani şiddetin değiştiği eşiktir. Bunda yıllardır süren feminist bilinçlendirme etkili oldu diyebiliriz. Örneğin, büyükannem aile içi şiddeti bilmezdi. Çünkü onun için bu şiddet kadının kaderinin bir parçasıydı. Feminist hareket, kadınlara uygulanan şiddeti kamusal mesele haline getirdi. Mağdurları medyaya konuşmaya teşvik ederek yaşanan durumu bildirdi. Bu da bize ortada bir şiddetin olduğunu daha fazla hissettiriyor. Kadınlar eşitlik çağrısında bulunduklarında tehditler, aşağılanma, suçluluk ve şiddete karşı çok daha fazla direnç kazanırlar. 

     

    Yaşanan saldırılar karşısında durmak için kadınlar özsavunma yapmalı mı? 

    Kadınlar, erkeklerin şiddetine direnmek için neyse ki çok yaratıcı. Size bir örnek vereyim. Herkes parmağını birinin gözüne batırmanın ne kadar acı verdiğini biliyor. Pek çok kadın tek bir savunma eğitimi almadan saldırıya uğradığında bu bilgiyi harekete geçirebilir; ancak bunu yapmak için eğitilirse, muhtemelen bu konuda daha becerikli olacaktır. 

     

    Türkiye’de kadınlar son yıllarda özsavunma kursları açarak eğitim almaya başladı. Kadın mücadelesinin bir ayağı da öz savunma diyebilir miyiz?

    Özsavunma için farklı yaklaşımlar var. Türkiye'deki durumu bilmiyorum; fakat Avrupa'da kadınlara yönelik şiddetle mücadele etmek için feminist kuşatmanın ayrılmaz bir parçası olarak feminist savunmayı yani; özsavunmayı var ettik. Dövüş sanatları okullarında ya da bazı ülkelerde polis tarafından sağlanan Kendi Kendini Savunma gibi geleneksel yaklaşımlar da mevcut. Bu her iki teknikle kadına yönelik şiddetin analizini, sağlanan stratejileri ve pedagojik eğitimleri belirleyebiliyoruz. Bundan dolayı sadece öz savunma feminist mücadelenin bir parçası olarak görülebilir ve bununla erkekliğin kalça kemiğini kırmayı hedefliyoruz.

     

     "Hayır Hayır Demektir" adlı kitabınızda özsavunma önündeki engellerden bahsetmişsiniz. Bu engeller nelerdir?

    En büyük engel toplumsal cinsiyet normlarıdır. Erkekler kadınların özsavunma kursuna gittiklerini öğrendiğinde ‘hadi kendini nasıl koruyacaksın’ diyenler oluyormuş. O yüzden katılımcılarımıza savunma sınıfına girmekten bahsetmemelerini istiyoruz. Çünkü erkekleri küçümseyerek kışkırtan bazı hikayeler duymuştum. Katılımcılar ayrıca ailelerinin, arkadaşlarının katılımı engellemeye çalıştığını bize anlattı. Ne yazık ki bu durum kadının katılımdan da alıkoyuyor. Sınıfta sayımız 20 bile değil; ama kadınlar kendilerini ve yakınlarının nasıl koruyacaklarını öğreniyor. 

     

    Öz savunmasını alarak kendisine şiddet uygulayan erkeği öldürmek zorunda kalan çok sayıda kadın Türkiye cezaevlerinde ve bazıları müebbet hapis cezası aldı. Benzer örnekler Avrupa’da da yaşanıyor mu?

    Elbette var. Örneğin kız çocuklarına yüksek profili babanın davası Fransa'da bir örnek. Kızların anneleri Jacqueline Sauvage, kocasını öldürdü, 20 yıl ceza aldı. Oluşan kamuoyu ve feminist dayanışma sayesinde Cumhurbaşkanı onu kısmen affetti. Bu sadece tek bir örnek. Ölmemek için öldürmek zorunda kalan kadınlar için 1970’lerden beri feminist kampanyalar yapılmıştır. Temel sorun yasal savunma kavramının erkeklere özgü bir şey gibi görülmesi. Bu nedenle mahkemeler kadına yönelik şiddetin özgünlüğünü tanımamaktadır. Bu da savcıları kadınlara karşı şiddet mekanizmalarının farkına varmasını sağlamak için eğitmek zorunda olduğumuzu gösteriyor.

     

    “Kadınların yaşam bahçesinde yaşamasının bir yolu her türlü saldırılara karşı özsavunma mekanizmasını almaktır” cümlesine katılıyor musun?

    Eğer kadınların hayattan zevk alabilmek için kendini savunma bilgisine ihtiyacı olduğu anlamına gelirse kabul ediyorum. Umarım, özsavunma kurslarında öğreneceğiniz tekme ve yumruklara asla ihtiyacınız olmaz. Ancak ne olursa olsun haklarınız, yetenekleriniz, tercihleriniz hakkında farkındalık kazanacaksınız. Kendinizi tecrit altında hissetmeyeceksiniz. Bu daha fazla kendine güven, daha az suçluluk ve korku anlamına gelir. Kendi kendini savunmanın olumlu etkisini kendi hayatımda görebiliyorum. Kendimi daha çok severim. Çatışmalara nasıl tepki vereceğimi daha iyi bilirim. Şehirde güvensiz hissetmeden bütün saatlerde yalnız başına hareket edebilirim. Kendini savunmaya başladığımdan bu yana daha az tacize uğruyorum ve ders almak için kursa gelen kadın arkadaşlarıma daha fazla yardımcı olmuş oluyorum. Böylece kadın düşmanlarıyla kesintisiz olarak mücadele edebiliyoruz. 

     

    IRENE ZEILINGER KİMDİR?  

    Irene Zeilinger, uzun yıllardır dünyanın farklı yerlerinde öz savunma dersleri veriyor. Düzenlediği temel özsavunma kurslarına 4 binden fazla kadın katıldı. Binlerce kişiyle atölye çalışmaları yaptı ve 30 öğretmen yetiştirdi. Zeilinger, Türkiye’deki kadın kurumlarıyla da bir araya geldi ve öz savunma konusundaki fikirlerini paylaştı.

     

    MA / Necla Demir

     

    Mezopotamya Ajansı