• Paylaş

    KATEGORİ : Yok

    Eklenme tarihi : 2017-03-20
  • Newroz'un mesajı sömürünün, zulmün, eşitsizliğin, ayrımcılığın ortadan kalktığı bir dünya kurulana kadar bakidir

    Güçlü bir karşı duruşa, köklü bir direnişe ihtiyacımız olan bir kesitte buluştuk 2017 Newrozu’yla…

     

    Dehak’lardan günümüze, kişi kültüyle de simgeleşmiş karşı devrimci zorbalığın, devrimci direniş ateşiyle eritilmesi… Dehak’ın ardılları, günümüz dünyasında benzer bir gerici-barbar ruhla, iktidarları uğruna bütün alçak ve kirli yöntemlerini kullanmaktan geri durmuyorlar…

     

    Demire şekil veren gücüyle balyozunu zalim Dehak’ın kafasına indiren Kawa’nın devamcılarının yaktıkları direniş ateşlerini, emekçi halkların kanıyla küllendirmeye çalışıyorlar.

     

    Zalim Dehak’larla, demirci Kawa’ların kavgasından, onun içinden doğan direniş ateşi Newroz, bir söylence değil, ezilen halkların mücadelesinde ete kemiğe bürünmüş başkaldırısının adıdır.

     

    Asırlar öncesinden başlayıp, günümüze kadar süren insanlığın ezilen yanının bugününü ve geleceğini kesecek olan hikayesinin çarpıcı bir özetidir. Newroz; zalimle-zulüm görenin, egemenle-ezilenin, sömürenle-sömürülenin iki ayrı dünyasını, iki ayrı duruşunu, karşıt çıkarlarını temsil eden bir irade savaşıdır!..

     

    Bu yüzden de onun mesajı; zulmün, sömürünün, çitlerin, eşitsizliğin, her türlü ayrımcılığın ortadan kalktığı bir dünya kurulana kadar bakidir. O dünyanın kurulması için savaşacak olanların ruhunun kıvrımlarında daima yeniden üretilerek, işçi ve emekçilerle, ezilen halklarla buluşan bu mesaj, onların bitimsiz yaratıcılıklarıyla yeni anlamlar kazanıp geleceğe doğru yol alır.

     

    Doğanın canlanma anlarıyla insanın, yaşamla/toplumla/dışındaki gelişmelerle kurduğu ilişkinin mükemmel bir uyuma ulaştığı eşsiz bir bütünlüğün ifadesidir Newroz. Bu bütünlük yeni bir hayatı, arayışları ve yaratımı simgeler. Newroz’un çağdaş mesajı, bu yeni hayatın tarihsel ve toplumsal olarak hangi zorunluluklar üzerinden yükseleceği, hangi temellere dayanacağı sorusunda saklıdır.

     

    Bugünün Kawa’ları da bu barbarlık düzenine karşı isyana kalkışan işçiler, emekçiler, ezilen halklar ve onların bağırlarından çıkan “kahramanlar”dır!


    Zamanı gelen bir isyanın kıvılcımını çakmanın yeterli olduğunu, ama o kıvılcımı çakmak için irade ve kararlılığın şart olduğunu anlatır. Bu kıvılcımlar, her daim farklı biçim ve araçlar üzerinden yol alır.

     

    Emperyalistler arası dalaş ve talanın sivri ucunda bir halklar denizi olan Ortadoğu’nun, tüm ezilen halklarınca yaratılan bu destanın kahramanı Kürt halkının bir evladıdır. Onun bu bütünlüğü ve özünde saklı anlamlar bugün çıktığı topraklarla hiç bu kadar özdeşleşmemişti. Zengin yeraltı kaynaklarıyla-fakirliğin birbiriyle yarıştığı, emperyalist akbabalar ve bölge gericiliklerince iliklerine kadar soğurulmak istenen/soğurulan kadim toprakların ezilen halklarının, işçi ve emekçilerinin bugün her zamankinden fazla ihtiyacı var Newroz ruhunda isyana. O isyanı yeni bir hayatla buluşturmaya…

     

    Mazlum Kürt halkının yeni bir hayat şiarıyla Rojava’da yaktığı ateşin yankısının bu kadar güçlü olmasının arkasında Newroz’da somutlanan bu tarihsel birikim vardır. İşte bu birikimle yol alan Kürt halkının ortaya koyduğu direniş hattının, Türkiye başta olmak üzere tüm Ortadoğu halkları tarafından sahiplenilmesiyle iç içe büyütülmesi gerekir. Bu ateşi yakan Kürt halkının onun sönmemesinin yegane garantisinin bölgede birikmiş isyan dinamikleriyle buluşması, o dinamiklerden aldığı güçle onlara güç vermesi olduğunu bilerek yürüyecektir!..

     

    Kürt Kawa’ların sayısızca çoğaldığı bu çağda Newroz, Amed zindanında yakılan bir kibrit çöpünün kıvılcımının Kürt dağlarında on yıllardır hiç sönmeyen isyan ateşine dönüşmesiyle vücut bulmuş, anlam kazanmıştır. Amed Zindanı’ndaki de dağlardaki de halen yanmaktadır. Dört parçaya bölünmüş Kürdistan’ın her parçasının sokaklarında…

     

    Son Kürt isyanı, yoksul Kürt köylülerinin taşıdığı meşalelerle sürekli harlandı. O ateş sönmesin diye binlerce Kürt genci gözünü kırpmadan bedenini sundu. Bu tutkulu özgürlük istemi Kobanê’de Arin’lerle, Cizre’de Mehmet’lerle ve sayısız Kürt genciyle tüm diriliğiyle açıkça hissedildi. Şimdi bu birikim, asırlardır zulüm gören bir halkın ve bu kadim topraklardaki diğer halkların yeni bir yaşama ulaşmalarının güvencesi olmak zorunda.

     

    Emperyalist canavarın ve onun yerli işbirlikçilerinin döne döne karıştırdıkları cadı kazanı şimdi bir kez daha patlamak ve tüm halkları karanlık bir cehenneme sürüklemek üzere. Sadece yanıbaşımızdaki Irak’ta, Suriye’de olup bitenler değil, yaşadığımız topraklardaki gelişmeler yıllardır yaşanan acıların katlanarak büyüyeceği, halklar arasında yeni husumet tohumlarının ekileceği bir tehlikeye işaret ediyor.

     

    “Yeni bir gün, yeni bir yaşam” olan Newroz’un anlamı, Kürt halkının on binlerce evladını o özgürlük tutkusuna sunarak yarattığı değerlerin sahiplenilmesi ve sağlam bir sınıfsal eksenle buluşması dışında bir anlam taşımamaktadır. Türkiye proletaryasının ve emekçilerin birikmiş isyan dinamikleriyle Kürt halkının o yıllardır her daim yanan isyan ateşinin buluşması, tüm bir bölgeyi sarması/sarsması dışında bir seçenek yoktur.

     

    Bölge düzeyinde oluşacak bir işçi emekçi gücünün, yeni bir hayat yaratarak bu cehennemi bahar şenliğiyle aydınlatmaları dışında bir yol yok.

     

    Dolayısıyla, dünyanın emperyalist vampirler ve onların attığı kırıntılardan beslenen işbirlikçileri arasında kızışan rant-talan ve egemenlik savaşlarıyla kanatıldığı, mazlum halklarının bu savaş ve yıkımın ağır faturasını ödediği, dünya işçi sınıfı ve emekçilerin onların iştahını doyurmak için daha fazla ter ve can sunduğu bu koşullarda, dayatılan itaate-köleliğe karşı tertemiz bir isyan bayrağıdır Newroz!

     

    Emperyalist kapitalist sisteme, sömürü ve her türlü eşitsizliğe, doğanın insanla birlikte yok oluşa doğru sürüklenmesine, kadının artık taşınamaz hale gelen kölelik zincirlerine HAYIR demektir!

     

    Kürdün yürek dağlayan “heval su, su” inlemelerine insanca bir tahammülsüzlükle “HAYIR, yapamazsınız” demektir! Bodrumlarda yakılmasına, yıkılan kentlerinin çevresinde kurduğu çadırlarla tutunmaya çalışmasına bile tahammül etmeyen zebanilere HAYIR demektir!.. Newroz, Mehmet Tunç’un Cizre bodrumlarından haykırdığı “Teslim olmayacağız!” çığlığı ve iradesidir.

     

    Kadının kendini özgürleştirdiği mücadelesinin toplanma noktasıdır. Gencin gözbebeklerinde büyüyen geleceksizlik ve “umarsızlığa”; geleceği, hayatı, dirilişi anlatan Newroz renkleriyle HAYIR diyebilme cüretidir!

     

    Newroz, halklar arası ayrımın üstüne çıkan bir fedakarlık ruhu ve adanmışlıktır. Demirci Kawa tüm Ortadoğu halklarının başına bela olan Dehak’ın kafasını canını ortaya koyarak balyozuyla parçalarken bize bu vasiyeti bırakmıştır. Bugünün cehennemi koşullarında bunu üretmek, geleceğe yol açmaktır görevimiz…

     

    Hitlerci diktatörlüğün, faşizmin koyulaşması, sömürünün katmerlenmesi anlamına gelen her şeye karşı insanlığın özgürlük dünyası düşüyle HAYIR demek…

     

    [Alınteri'nin baskıdaki 11. sayısından alınmıştır]