• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-12-14
  • ABD’nin önemli sözlüklerinden Merriam-Webster, 'Feminizm'i yılın kelimesi seçti

    ‘Feminizm’ kelimesini “cinslerin politik, ekonomik ve sosyal eşitliği teorisi” olarak açıklayan ABD’nin önemli sözlüklerinden Merriam-Webster, onu yılın kelimesi seçti. Sözlük bu seçimi, kelimenin internetteki arama oranlarında yaşanan belirgin artışla açıkladı.

     

    BBC Türkçe’nin haberinde “feminizm” kelimesinin herkesin dilinde olduğunu söyleyen sözlüğün bağımsız editörüne göre bunun nedeni asıl olarak kadınların düzenlediği protesto yürüyüşleri, televizyonlardaki kadın hakları üzerine yapılan programlar, filmler ve cinsel taciz iddiaları.

     

    Editör bu “trendin” nedenlerineyse değinmiyor.

     

    Ancak kelimenin bu kadar yaygınlık kazanmasının esas nedeni tek başına bu “görünürlükler”le açıklanamaz. Zaten bu “görünürlükleri” de sorunun toplumsal boyutları var ediyor. Her biri, günümüz koşullarında kadın sorununun nasıl bir toplumsal nitelik kazandığının somut ifadesi oluyor.

     

    Film ya da dizi endüstrisinin bile aslında bu toplumsal gerçek üzerinden konuyu daha fazla işler hale geldiğini, piyasaya oynadığını biliyoruz.

     

    Küresel ölçekte yaşanan siyasal gericileşme ve faşistleşmenin ilk hedeflerinden biri hemen her yerde kadın hakları oluyor. Bu saldırganlığın toplumsal gericilik birikimleriyle, özellikle kadın düşmanlığı ve erkek egemen kültürün ruhuyla hızla buluşarak mevcut toplumsal krizde kadın düşmanlığını habire kaşıdığını yaşayıp görüyoruz. Sadece Türkiye’de değil, ABD’sinden Avrupa’sına kadar dünyanın hemen her yerinde kadın haklarına dönük saldırganlık düzey ve nitelikleri farklı olsa da birbiriyle çakışıyor. Bu çakışmanın temelindeyse emperyalist kapitalist sistemin yaşadığı çok boyutlu krizi var.

     

    Feminizm kelimesinin bu denli toplumsal yaygınlık kazanarak “görünürleşmesinin” bu gerçek zeminle doğrudan ilişkili olduğu, sorunun öneminin kavranması açısından oldukça önemli.

     

    Elbette ki bu yaygınlaşmada sözlük editörünün söylediklerinin payı yabana atılamaz; diyalektik bir döngü bu... Sorun nesnel toplumsal boyutlarıyla devasa bir nitelik kazanmış durumda. Bunun çeşitli biçimlerle görünürleştirilmesi de sorunun kavranılıp, bilince çıkarılması açısından önemli bir rol oynamakta.

     

    Sözlüğün altını çizdiği şu gelişmelerin, kavramın yaygınlaşmasına, dahası kadın sorunu konusunda daha kapsamlı bir toplumsal duyarlılığın oluşmasına önayak olduğunu belirtmeliyiz:

     

    Trump protestolarıyla yükselen feminizm

     

    Sözlüğe göre kelimeye olan ilk ilgi, ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesinden sonra Ocak ayında Washington ve diğer ülkelerde kadınların düzenlediği yürüyüşlerin ardından ortaya çıktı.

     

    Yürüyüşü düzenleyenler, Trump’ın Beyaz Saray’a gelmesinin kadın haklarını tehdit ettiğini savunmuşlardı.

     

    Bu ilgiyi ertesi ay, Beyaz Saray danışmanı Kellyanne Conway’in kendini feminist olarak görmediğini söylemesi devam ettirdi.

     

    Muhafazakar kesim tarafından düzenlenen bir toplantıda konuşan Conway, “erkek karşıtı” ve “kürtaj yanlısı” olmadığı için kendini feminist olarak tanımlamada zorluk çektiğini söylemişti.

     

    “Durumunun kurbanı değil, seçimlerinin ürünü” olduğunu söyleyerek kendini “muhafazakar feminist” ilan etmişti.

     

    ‘#MeToo’ ve dizilerin etkisi

     

    Öte yandan yazar Margaret Atwood’un romanı Damızlık Kızın Öyküsü’nden uyarlanan ‘The Handmaid’s Tale’ (Hizmetçinin Öyküsü) isimli televizyon dizisi ve ‘Wonder Women’ (Harika Kadın) isimli filmin de ‘feminizm’e ilgiyi arttırdığı düşünülüyor.

     

    Kelimenin popüler olmasında rol oynayan bir diğer faktör ise Hollywood ünlülerinin cinsel tacizle suçlanmasının ardından, milyonlarca kadının sosyal paylaşım sitelerinde ‘#MeToo’ (Ben de) etiketiyle cinsel taciz hikayelerini paylaşması sonucu oluşan hareket.