• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-10-27
  • Eylem Tiller'in ölümü yasalaştırılmaya hazırlanılan 'arabuluculuk' mekanizmasının sonuçlarının çarpıcı ifadesi

    Ailenin korunmasını merkeze koyan AKP Hükümeti’nin bu sınırları kabul etmeyen kadınlara dönük düşmanca saldırılarının biri tamamlanmadan diğeri başlıyor. En son müftülüklere verdiği yetkiyle, çocuk istismarının nikahla meşrulaşıp yaygınlaşmasını sağlayan ve kadınların Medeni Kanun’la yasalaşmış diğer güvencelerinin gasp edilmesinin önünü açan AKP, bu sefer de kadının boşanma hakkının gaspı anlamına gelen “arabuluculuk” mekanizmasını resmi görevliler üzerinden yasal bir çerçeveye kavuşturmaya hazırlanıyor.

     

    Şimdiye kadar gerek mahkemeler gerekse çeşitli toplumsal mekanizmalar üzerinden fiilen işletilen bu “arabuluculuk” sürecinin hangi sonuçlara neden olduğuna dair pek çok örnekle karşılaştık. Kendisi için bir işkenceye dönüşen evliliği sürdürmeye zorlanan kadınların birçoğunun eşleri tarafından katledilmesi bu sonuçlardan en yaygını oldu.

     

    JinNews’ten Şehriban Aslan’ın intihar ettiği söylenen Eylem Tiller’in yaşadıklarına ilişkin haberi, bu mekanizmanın kadınlar açısından nasıl bir anlam taşıdığının çarpıcı bir ifadesi.

     

    Eylem Tiller, Kocası ve kocasının ailesi tarafından şiddet gördüğü için defalarca Silvan’da yaşayan ailesinin yanına dönen, fakat her seferinde arabulucuların devreye girmesiyle Viranşehir’e dönmek zorunda kalan bir kadın. Şiddet gördüğü eve geri gönderilen Tiller’in bir süre sonra ‘intihar etti’ denilerek ölüm haberi geliyor. Aile ise, kızlarının ‘intihar süsü verilerek’ öldürüldüğünü söylüyor.

     

    Sürekli şiddet görüyordu

     

    Amed’in Silvan ilçesinde yaşayan anne Kudret Kırtay, 2 çocuk annesi kızının intihar etmediğini ve olayla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ifade ediyor. Kızının kandırılarak kaçırıldığını ve evlendikten sonra sürekli şiddet gördüğünü anlatan anne Kırtay, damadı Hüseyin’in başka bir kadınla da evliliğe kalkıştığını belirtiyor.

     

    Kim diyebilir Eylem kendini öldürdü?

     

    Anne Kırtay, torunlarından birinin damadı Hüseyin’in akrabası tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığını ve kızının olayı öğrenmesi üzerine öldürüldüğünü söylüyor:

     

    Eylem çocuğun ailesinin yanında gitti hesap sormaya. Ama aile toplanıp Eylem’i dövdü. Eylem ertesi gün jandarmaya gidip ifade verecekti. Sabah olunca Hüseyin denen adam büyük çocuğu okula bırakmış, küçük çocuğu da arabaya bırakıp içeri gitmiş. Ardından silah sesi gelmiş. Çocuk arabadan çıkıp annesini kanlar içinde görünce saatlerce ağlıyor. Şimdi soruyorum; kim diyebilir Eylem kendini öldürdü diye?

     

    Her seferinde geri gönderdiler

     

    Tiller’in kız kardeşi Emine Aslan da ablasının her şiddet gördüğünde, Silvan’a yanlarına geldiğini ancak araya girenler tarafından ‘ikna edilip’ geri gitmek zorunda kaldığını anlatıyor:

     

    Ablam bize dövüldüğünü, ayrıca eşinin babasının da kendisine şiddet uyguladığını söylüyordu. Çok defa geldi fakat arabulucular araya giriyordu. Zaten bu tür sorunlar oldu mu herkes araya girip kadını eve göndermekten başka bir şey yapmıyor. Fakat sonrasında ne olacağını düşünmüyorlar. Bunca zulme rağmen, ablam asla intihar ya da ölümden bahsetmedi. Hayalleri vardı. Ayrılıp çocukları ile yeni bir yaşama başlayacağını söylüyordu.

     

    Kadınlara destek çağrısı

     

    Ablasının intihar etse dahi onu intihara sürükleyenlerin ceza alması gerektiğini vurgulayan Aslan, kadınlara ise şu çağrıyı yapıyor:

     

    Benim ablamın hayatı gitti, başka kadınların hayatı gitmesin. Bir diğer şeyde eğer şiddet, zulüm gören kadınlar varsa ayrılmaktan ve çocuklarından ayrılmaktan korkmasınlar. Ölümden daha zor değildir. Böyle erkeklere katlanmayın. Ablamın katillerinin ceza alması için tüm kadınlardan destek bekliyoruz.