• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-03-17
  • Elinize, “Kadınlar evde ürettikleri için vergi ödemiyor EVET” diye ilan tutuşturulsa ne düşünürsünüz?

    Hejar Baran

     

    Elinize bir kadın tarafından “Kadınlar evde ürettikleri için vergi ödemiyor EVET” diye bir el ilanı tutuşturulsa ne düşünürsünüz?


    Kendi adıma görür görmez kafamdan geçen ilk şey kadınlara sunulan vaatlerin bile evin duvarlarının dışına çıkmamak üzerinden tasarlandığı oldu. Ne de olsa kadının çalışmasının aile kurumunu sarstığını, “kötü yollara” sapmasının ilk adımı olduğunu düşünen bir zihniyetin EVET için dağıttığı bir vaat bu… Ama kadının ucuz işgücünden de vazgeçemeyen, onun hem yuvasını yapan ve bekçiliğini kimselere kaptırmayan “dişi kuş” olmasını hem de evden yaptığı işlerle alev alev yanan mutfaklara-ceplere birkaç kuruş da olsa sağlayacağı katkıyla yoksulluğun yönetiminde aktif rol üstlenmesinde fayda gören bir zihniyet bu… Hem neoliberal hem dindar hem de evden yapılan birkaç parça işin vergisinin bile hesabını yapan ve bunu almamakla övünecek kadar küçük esnaf kafası bu.

     

    Elbette aklımdan sadece bunlar geçmedi… Mesela ayakkabı kutuları geldi. Tarihin en büyük yolsuzluk/hırsızlık örneklerinden biri olan bu kutulardaki paralar… Bu hırsızlığa gıkını çıkarmayanların, kadınların evden yaptıkları işlerle kazanacakları üç beş kuruştan vergi almayacak olmayı bir lütuf gibi sunmalarındaki aleni yüzsüzlük… Sokakta, su satan insanları, vergisini ödemediği için zabıtasıyla kovalayan ama miktarını telaffuz bile edemeyeceğimiz kadar çok para çalanlarınsa sırtını sıvazlayacak kadar namert olan bu sistemin vaatleri de bu kadar olur diye düşünmeden edemedim.

     

    Kadınlar bu çürük zokaları yutacaklar mı? Bu zokayı yutmamalarının kendilerinin ve çocuklarının geleceği için zorunlu olduğunu anlayacaklar mı? Edinilen ideolojik kodlarla hayatları arasındaki uçurumu görmeye başlayan pekçok kadın olduğu malum. Kampanyanın temel hedef kitlelerinden birinin kadınlar olması boşuna değil. Zaten her propaganda çadırına da kadınlar yerleştirilmiş. Yoldan geçen kadınlara “allah rızası için evet deyin” diyen kadınlar…

     

    Bu kadınlarla konuştuğunuzda ürkmemeniz mümkün değil. Bir kadın başka bir kadına başkanlık sisteminin Osmanlı’yı getireceği propagandası yapıyorsa ve kendisine sorulan “ama bu yetkiler sonraki seçimlerde başkasına geçerse?” sorusuna “Seçim meçim olmayacak, Erdoğan’ın başına bir şey gelirse yakınları var, onlar gelecek. Şimdi her kafadan bir ses çıkıyor. Başkanlık olduğunda tek ses çıkacak, yapmak istediklerimiz engellenmeyecek. Köprü mü yapacağız? Şunun bunun muhalefeti olmayacak…” gibi gibi yanıtlar verebiliyorsa ürkememek gerçekten mümkün değil.

     

    Bir taraftan “daha yürünecek çok yol var” duygusu yaşarken bir taraftan da “bu denli kaba bir hamasete bile kapılabilecek kadar güçlü ideolojik zincirlerle bağlanılmış bir kitle bu” duygusu yaşarsınız. Fakat sonuç itibariyle hayatın gerçeğine, sömürü ve zulme, işsizlik ve yoksulluğa değemeyen bu hamasetin şimdilik alıcısı olsa da sonunun olmadığını hissetmemeniz de mümkün değildir. AKP’yi var eden ve şimdi de en çok korktuğu kadınlar, hangi gerici kodlarla o trene bağlanmış olursa olsun er ya da geç gerçekle yüzleşeceklerdir. Hem de en çıplak haliyle… Bize düşen bu gerçek karşısında ürkmeden, umudu kaybetmeden asıl gerçeğin açığa çıkmasını sağlamak için çalışmaktır.

     

    [Alınteri'nin baskıya hazırlanan 11. sayısından alınmıştır]