• Paylaş

    KATEGORİ : GENÇLİK

    Eklenme tarihi : 2017-08-05
  • Eğitim ENSAR, İlim Yayma Cemiyeti ve TÜRGEV gibi gerici vakıf ve cemiyetlere peşkeş çekiliyor

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın tecavüzcü ENSAR Vakfı’yla yaptığı çeşitli eğitim, seminer ve sosyal etkinlikler düzenlenmesine dair işbirliği protokolü, “dindar ve kindar neslin” yetiştirilmesi için hangi yolun izleneceğini gösteriyordu. Ortaya çıkan yeni bilgiler, bu yaklaşımın nasıl kökleştiğini ve aslında pervasızca hayata geçirildiğini de gösteriyor. Buna göre MEB sadece ENSAR’la değil yine AKP'ye yakınlığı ile bilinen İlim Yayma Cemiyeti ve Birlik Vakfı ile de protokol imzaladı.

     

    MEB’in önemli bazı yetkilerini bu tür vakıflara devretmesiyle hayal edilen nesin kimlerin ruhuyla şekilleneceği de netleşmiş oluyor. Bu vakıflar ve cemiyetler öğretim programlarını kullanarak öğrencilere sosyal, kültürel, mesleki ve teknik kurslar verebilecek.

     

    İlim Yayma Cemiyeti ve Birlik Vakfı’yla imzalanan protokole göre “eğitim” adı altında yürütülecek faaliyetler öncelikle, Birlik Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti ‘ne bağlı merkezlerde gerçekleştirilecek. Bu olmazsa, MEB tarafından belirlenen mekânlar kullanılacak. Kurslarda görev alan vakıf personelinin de ücretini MEB ödeyecek.

     

    TÜRGEV’e bakmak yeter zaten

     

    Yol arkadaşları Fetullah’tan sonra şimdi de Süleymacılar, İsmail Ağa Cemiyeti gibi gerici tarikatlarla yeni bir yol çizen rejim, eğitimi de bu tarikatların ve vakıfların cirit alanı haline getirerek, AKP MYK üyesi Ayhan Oğan’ın sözlerinde dile gelen biçimiyle “yeni bir devlet” kurma adımlarını hızlandırıyor.

     

    Böylece rejim, eğitimden askeriyeye kadar yaşamın her alanında kendini yeniden düzenleyerek halklara, işçi ve emekçilere, genç, çocuk ve kadınlara kendi çizdiği sınırlar dışında hiçbir yaşam hakkı tanımıyor.

     

    Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu TÜRGEV’in faaliyet raporu bu hedef içerisinde yer alan çocukların rejimin kendi ihtiyacı doğrultusunda gerici bir biçimde nasıl şekillendirilmeye çalıştığını gözler önüne serdi. Bu rapora göre TÜRGEV’in lise ve üniversitelerde istediği gibi “seminerler “düzenlediği, “kesintisiz din eğitimi” adıyla yaz tatili dönemlerinde çocukları IŞID gibi dinci çeteler için eğitim kampına dönüştürülen Kur’an kurslarına yönlendirilerek, onları okuldan sonra camilere taşındığı anlaşılıyor. Sadece şu bilgilere bakmak bile eğitimin kimlere ve nasıl bir anlayışa peşkeş çekildiğini anlamak için yeterli:

     

    Faaliyet raporunda, 525 okulda 12 bin 750 öğrenciyle “söyleşi” gerçekleştiği bilgisini paylaşan TÜGVA’nın, “Çizimlerle 40 Hadis Yarışması”na ise 10 bin öğrencinin katıldığı öğrenildi.  “Teravihten sonra sahura okula en yakın camideyiz” etkinliğiyle 6 ilde toplam bin 500 öğrenci okuldan sonra camilere taşındı. Vakfın, 68 ilde liselere giderek, burada “lise sohbetleri” adı altında öğrencilere seslendiği öğrenildi.

     

    Eğitimin, devlet arazilerinin ve sosyal tesislerin bedelsiz tahsis edildiği, birçok özel şirketin inşaat ve onarımlarda TÜRGEV için bedelsiz iş yapığı,  geçtiğimiz yıllarda 100 milyon dolarlık hesap bakiyesiyle gündeme gelen ve hakkındaki yolsuzluk haberleri ayyuka çıkan TÜRGEV gibi ya da tecavüzcü ENSAR gibi vakıflara devredilmesinin ardında  “biat” eden, dinci-gerici bir nesil yetiştirme hedefleri yatıyor.

     

    Çocuklarımıza sahip çıkarak, boğazımıza geçirilmeye çalışılan bu gerici urganı kesip atmak ve onu cellatlığımıza soyunanların başına geçirmek için her alanda örgütlülüğümüzü yükseltmek, her alandan sesleri ortaklaştırmak gerekiyor.