• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-11-20
  • Çocukların zorla çalıştırılıp, "evlendirildikleri", devlet kurşunuyla öldürüldükleri, hapishanelere konuldukları günler

    Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. 28 yıl önce Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda imzalanan “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” imzacı devletleri tanımlanan çocuk haklarıyla yükümlü kılmakta, uygulanıp uygulanmaması konusunda denetleyici bir görev yüklemektedir.

     

    Emperyalist kapitalist sistemde ucuz ve kontrolü kolay çocuk emeğinden vazgeçil(e)meyeceği düşünülecek olursa BM’nin bu sözleşmesinin ya da çocuklar için bir gün icat edilmesinin biçimsel anlamlar taşıdığı açık. Böyle bir sözleşmede çocuk emeğinin vahşi sömürüsünün, çocukların uluslararası fuhuşun metası haline getirilmelerindeki mide bulandırıcı yaygınlaşma ve tırmanmanın ortaya çıkardığı ciddi toplumsal tepkilerin basıncının belirleyici olduğu da ortada. Nitekim bu sözleşmeyi imzalayan ve konuyla ilgili hassasiyet gösterileri yapan pek çok “batılı” ülke menşeili tekellerin kendi ülkelerinde yapamadıklarını Asya ya da Afrika ve diğer bağımlı ülkelerde pervasızca gerçekleştirdikleri bilinmektedir. Şu ünlü uluslararası tekstil markalarının nasıl bir çocuk ve kadın emeği sömürüsüne dayanarak kar oranlarını katladıkları kimse için sır değil.

     

    Bu gerçeğin Türkiye gibi, sözleşmeye 1995 yılında imza atmış ülkelerde nasıl bir karakter kazandığınıysa yaşayıp görüyoruz. Kız çocuklarının zorla evlendirildiği, binlerce çocuğun cezaevlerine tıkıldıkları, devlet kurşunlarıyla katledildikleri, zorla çalıştırıldıkları, “iş kazalarına” kurban gittikleri, tacize-tecavüze uğradıkları, şiddetin doğrudan hedefi oldukları Türkiye’deki çocuk tablosu sadece verilere yansıdığı kadarıyla bile korkunç.

     

    Bu verilere göre 2016 yılında Türkiye’de evlenen her yüz kişiden 18’i çocuk; son 10 yılda evlendirilen kız çocuğu sayısı ise 482 bin 908.

     

    Çalışmaya zorlanan çocuk sayısı 2016 yılında 708 bine çıkarken, aynı yıl içerisinde iş cinayetlerinde hayatını kaybeden çocuk sayısı ise 56 olarak kayıtlara geçti.

     

    Cezaevinde bulunan çocuk hükümlü son 15 yılda 548’den 731 çıktı.

     

    Ayrıca 2016 yılında Şırnak, Mardin, Diyarbakır ve Hakkari’ye bağlı ilçelerde ilan edilen sokağa çıkma yasakları sonrası özellikle hafriyat alanlarında bulunan cisimlerin ve mayınların patlaması sonucu son 20 ayda 18 çocuk yaşamını yitirdi, 33 çocuk ise yaralandı.

     

    Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin hazırladığı çarpıcı rapor Türkiye’de çocukların neler yaşadıklarına dair çarpıcı bir tablo sunuyor.

     

    Rapora göre çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarında son 10 yılda yüzde 700’lük oranda bir artış yaşandı.

     

    Sadece 2016 yılı içerisinde çocuğun cinsel istismarı suçundan 15 bin 51 dava açıldığına dikkat çekilen raporda şu ifadeler yer aldı:

     

    Gerçekleşen cinsel istismar vakalarının yüzde 15 ile 20 sinin adli makamlara yansıdığı göz önüne alındığında tablonun ne denli vahim olduğu açık olarak görülmektedir. Bu vahamet arz edici tablonun yanı sıra bizleri asıl kaygılandıran kayıtlara geçmeyen istismar vakalarının birçoğunun çocukların devlet koruması veya devlet çatısı altında iken uğramış oldukları istismarın yine kamu otoritesi eliyle kapatılıyor olması gerçeğidir. 2016 yılında evlenen her yüz kişiden 18’i maalesef yine çocuktu. Son 10 yılda evlendirilen kız çocuğu sayısı ise 482.908’a ulaşmıştır. Yine 15-17 yaş arası 17.789,  15 yaş altı ise 244 kız çocuğu doğum yapmıştır.

     

    Çocuk işçiliğine de değinilen raporda SGK verilerine göre, 1milyon 170 bin çocuk işçi, çırak adı altında devlet eliyle çalıştırılıyor.

     

    Raporda şu ifadeler yer alıyor:

     

    3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ile çocuk işçisinin ismi çırak olarak değiştirilmiş ve çocuk emeğinin sömürülmesi meşru bir zemine oturtulmuştur. SGK verilerine göre, 1milyon 170 bin çocuk işçi, çırak adı altında devlet eliyle çalıştırılmaktadır. Meslek edinimi amacıyla çıkarılan yasalar bunlara ait yanlış uygulamalar ile çocuk işçi kavramı daha da genişletilmiş ve içinden çıkılamayacak bir hale getirilmiştir. 2016 yılında Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, çocuk işçi sayısı 708.000’e ulaşmıştır. Çocuk işçiliği, çocuk iş cinayetlerini de beraberinde getirmiştir. Sadece 2016 yılında 56 çocuk iş kazalarında sebebiyle hayatını kaybetmiştir.” Türkiye’deki çocuk işçiliği sorunun savaşın yarattığı krizden kaçıp ülkeye sığınan mültecilerle daha da büyüdüğünü vurgulayan Demir, “1.358,904 çocuğun mülteci olarak giriş yaptığı ülkemizde eğitim olanaklarından yararlanamadığı düşünüldüğünde en az yarısı kayıt dışı sektörde çalıştığı bilinen bir gerçektir.

     

    Cezaevindeki çocukların durumuna ve da değinilen raporda 2016 yılında 2 bin 106 çocuğun özgürlüğünden mahkum bırakıldığı kaydedildi.

     

    Raporda şu ifadeler yer aldı:

     

    Adli sisteme bir şekilde dâhil olmuş çocukları, yeniden topluma kazandırması gereken devlet onları cezaevlerinde ki kötü koşullara maruz bırakarak bir daha suça işlemeye sürüklenmelerine zemin sunmaktadır. Birçok cezaevinde kamuoyuna yansıdığı üzere çocuklar Ceza infaz kurumlarında kapalı kapılar ardında işkenceye, kötü muameleye maruz kalmakta ve hatta kamu çalışanları veya akranları tarafından istismara uğramaktadırlar. Tam da bu sebeplerle çocuk cezaevlerinin kapatılması gerekirken maalesef yeni çocuk cezaevlerinin yapımına devam edilmektedir. Ayrıca cezaevinde ebeveynleriyle birlikte yaşamak zorunda kalan çocuklar sorunu da hepimizin üzerinde durup ve acilen çözüm üretilmesi gereken ciddi bir konudur.