• Paylaş

    KATEGORİ : GÜNCEL

    Eklenme tarihi : 2017-05-19
  • Batman'da onlarca çocuk tecavüze uğrayıp, sistematik fuhuşa zorlandı!

    On  yıllardır süregelen kirli savaşın devamıdır Batman’da ortaya çıkan pespayelik… Sözün, cümlenin bittiği yerdir, noktadır çocuk bedenleri üzerinden verilen mesajlar... Tankları, topları, jöhleri, pöhleri ile bir halkı teslim almak için yapılan saldırılar, katliamlar, yıkımlar, inkar ve imha politikaları yetmedi.

     

    Kürdistan’ı her kentini, mahallesini, sokağını eli silahlı polisiyle, zırhlı askeri aracıyla işgal etmek yetmedi.

     

    Bodrum katlarında diri diri yakarak katletmeler yetmedi, Kürt halkına diz çöktürüp iradelerini teslim alamadılar.

     

    Belediyelerine kayyım atamak; seçilmiş milletvekillerini, belediye başkanlarını hapishanelere atmak yetmedi, Kürt halkının iradesini teslim alamadılar.

     

    Günlerce sınırlarda bekletilen gerilla cenazeleri çürümeye terk edildi. Ama nafile, Kürt halkını teslim alamadılar.

     

    Ölüler üzerinden kinlerini kustular. Mezarları yıkıp harabeye çevirdiler. Yeşil alanları yakıp, yok ettiler. Ama olmadı, teslim alamadılar.

     

    İradesini bir türlü teslim alamadıkları bu halka karşı kendi betonlaşmış, karanlık zihniyetlerine uygun insanlık dışı, aşağılık yöntemleri devreye soktular. Batman’da olduğu gibi… Yaşları 14 ile 16 arasında değişen onlarca Kürt çocuğunun bedenleri üzerine taşıdılar savaşı.

     

    Ortaya çıkmayacağını, kimsenin duymayacağını, alttan alta-sessiz sessiz çürüteceklerini sandılar.

     

    O küçücük çocuk bedenleri üzerinde tepindiler. Kurdukları bir ağla onlarca kız çocuğunu tecavüz ettikten sonra kentin zenginlerine, “hatırlı kişilerine”, bürokratlarına sundular. Sistematik fuhuş yaygın bir ağ haline geldi. Herkesin bildiği, resmi kurumların bile bile göz yumduğu yaygın bir ağ…

     

    Batman’da siyasi kimlikleri belli, ekonomik güçleri ve nüfuzları bilinen onlarca tecavüzcü onlarca kız çocuğuna tecavüz etti.

     

    Onlarca çocuk… Onlarca minik beden… Onlarca körpe ruh…

     

    Batman bu çürümüşlüğü sessizlikle “izledi”. O “hatırlı kişiler” sırtlarını dayadıkları devlet kapılarının kendilerine kapanmayacağını bilmenin güveniyle bu ağın hatırlı müşterileri olup, çocuk eti yediler.

     

    Ne de olsa daha önce Mardin’deki NÇ. Davası, Bingöl’deki benzer olay, daha yakınlarda Ensar rezaleti vardı önlerinde… “Bir kereden bir şey olmaz” diyen bir devlet zihniyeti… Çocuk etini bu zihniyeti bilmenin rahatlığıyla saldırdılar, birer akbaba gibi…

     

    Sonra yaşamın bir kuralı hükmünü konuşturdu ve “nasılsa gizli kalır” diye düşünülen bu rezillik çocuklardan birinin hamile kalmasıyla açığa çıktı. Ve bekledikleri gibi oldu. Bu alçaklık açığa çıktıktan sonra sırtlarını dayadıkları o kapılardan tecavüzü satın almaya kalkıştılar. O kapılar da onlara tecavüz etme hakkını sattılar ve hepsini kefaretle serbest bıraktılar.

     

    Fakat çürümüşlüğün dibi olan bu olay, bir kesimin-sınıfın-siyasal temsilcilerinin-devletlerinin nasıl bir tıynette olduğunu bu kadar açık ortaya koyarken; bu çürümüşlüğe izin vermeyen, seyirci kalmayan, toplumun temiz hava soluması ısrarından vazgeçmeyen diğer kesiminin varlığını da bir kez daha gösterdi. Kürt kadınları başta olmak üzere tüm ezilen kadınların bilincinde-yüreğinde isyana dönüşen bu alçaklık, sokaklarda haykırılan sloganlarla teşhir edildi.

     

    Bir halkın onuruna böylesine aşağılık bir saldırıyı tezgahlayanlar, failler, bu ağın parçası olan tüm bir çürümüş güruh ne yaparsa yapsın, hangi kapıya sırtını dayarsa dayasın işte bundan kaçamaz! Her şeyin satın alınacağı, mazlum bir halka karşı her silahın kullanılabileceğini düşünenler bu soluğu enselerinde duydukça bu işlerin o kadar da kolay olmadığını, bazı şeylerin pahasının akıllarının alamayacağı kadar ağır olduğunu anlayacaklardır. 

     

    Bir Alınteri okuru