• Paylaş

    KATEGORİ : AGÎRE JÎYAN

    Eklenme tarihi : 2018-01-02
  • Cizre bodrumlarıyla ilgili soruşturma dosyasındaki bilgiler ölümlerle ilgili kuşkuları büyüttü

    Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, sokağa çıkma yasakları sırasında Cizîr’de bir bodrum katında yaşamını yitirenlerle ilgili yürüttüğü bir soruşturma dosyasında yer alan bilgiler, yaşanan ölümlerle ilgili kuşkuları büyüttü

     

    Şirnex (Şırnak) Cizîr’de (Cizre) sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü 2016 yılının Şubat ayında bir apartmanın bodrum katında yaşamını yitiren yurttaşların ölüm biçimiyle ilgili sır perdesi henüz kalkmış değil. Aralarında çocukların da olduğu belirtilen bir grup yurttaş, Cudi Mahallesi Bostancı Sokak’taki 23 numaralı apartmanın bodrum katına sığınarak günlerce yardım bekledi. Kamuoyunda ciddi yankı uyandıran buradaki yurttaşların durumuyla ilgili yapılan bütün girişimler sonuçsuz kalmış, sonrasında ise buradaki insanların yanmış ve parçalanmış cesetlerine ulaşılmıştı.

     

    Konuyla ilgili şuana kadar devletin resmi makamlarınca yapılan açıklamalar adeta birbirini yalanlarken, buradaki insanların güvenlik güçlerince ‘infaz edilip, yakıldığı’ yönünde kimi tanık anlatımları da kamuoyuna yansıdı.

     

    İddialara yönelik resmi soruşturma açılmadı

     

    Bu yönlü iddiaları araştırmak için açılmış resmi bir soruşturma olmadığı gibi, bu konuda hukukçular ve insan hakları örgütleri tarafından yapılan bütün girişimler de sonuçsuz kaldı. Yine Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin bölgede inceleme yapması da devlet yetkilileri tarafından engellendi.

     

    MA’dan Rüştü Demirkaya imzalı haberde, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, o bodurumda yaşamını yitirenler arasında bulunan KJA üyesi Berjin Demirkaya ile ilgili yürüttüğü soruşturma dosyasındaki ilginç bir detay, yaşanan ölümlerle ilgili kuşkuları büyüttü.

     

    ‘Tanınmayacak derecede yanmış cesetler’

     

    Savcılığın hazırlamış olduğu soruşturma tutanağına göre, 10 Şubat 2016 tarihinde güvenlik güçleri Cudi Mahallesi Bostancı Sokak 23 numaralı binada bir arama gerçekleştiriyor. Aramada bulunan kimliği belirsiz cesetlerden biri üzerinde yapılan ölü muayene ve otopsi işleminin ardından, 23 Şubat 2016 tarihinde yapılan DNA testi sonucu yaşamını yitiren şahsın Berjin Demirkaya olduğu tespit ediliyor.

     

    Tutanakta devamla şu ifadelere yer veriliyor: “Berjin Demirkaya’nın ölü olarak ele geçtiği ikamette yapılan aramada, terör örgütü mensubu olduğu değerlendirilen ve 19 adet tanınmayacak derecede yanmış cesetlerin olduğu, bodrum bahçesinde 3 adet tanınmayacak derecede yanmış cesetlerin, yine başka bir oda içerisinde 2 erkek ve bir bayan şahsa ait cesetlerin daha bulunduğu (…) anlaşılmıştır.”

     

    Poşet içinde uzuvlar!

     

    Söz konusu ifadelerden, güvenlik güçleri bodrum katına girdiğinde cesetlerin henüz bütün olduğu anlaşılıyor. Çünkü bulundukları yerler ve durumları net olarak tarif ediliyor. Fakat ailelerin teslim aldığı cenazelerin birçoğunun vücut bütünlükleri yoktu ve çocuklarına ait birkaç uzuv poşetler içinde verilmişti.

     

    Konuyla ilgili İsviçre Kanton Vaud Hasteneler Merkezi (CHUV) Adlı Tıp Birimi tarafından Ağustos 2016 tarihinde Demirkaya’ya ait üç küçük parçadan birisi üzerinde yapılan incelemede de, “Demirkaya’ya ait parçanın kömürleşecek derecede yüksek bir ısıya tabi tutulduğu ve parçaların küçük olması nedeniyle vücudun hangi kısmına ait olduğunun tespit edilemeyeceği” belirtmişti.

     

    Kapsamlı DNA incelemesi yapılmadı

     

    Bu örnek, söz konusu bodrumda tam olarak kaç cenazenin olduğu ve nerede bulunduklarının kaba bir arama tarama faaliyeti ile anlaşılmasının mümkün olmadığını sonucunu çıkartıyor. Bütün bu bilgiler, vücut bütünlükleri bozulan cenazelerin sayılarının ve cinsiyetlerinin ancak kapsamlı bir DNA incelemesinin ardından anlaşılabilineceğini gösteriyor.

     

    Yine savcının soruşturma dosyasında belirttiği üzere, Adli Tıp Kurumu’nun DNA raporu ise 23 Şubat tarihinde çıkıyor. Bu durumda akıllara şu sorular geliyor: “Güvenlik güçleri içeri girdiğinde cenazeler bütün halde miydi? Bahçede bulunan 3 kişiye cenazeler, nasıl ‘tanınamayacak derecede yanmış’ durumda olabiliyor? Tanıkların iddia ettiği gibi önce infaz edilip sonra mı yakıldılar?”

     

    Savcı ile Genelkurmayın bilgileri çelişiyor

     

    Savcılık soruşturma dosyasındaki ifadeler, o tarihlerde devlet kurumları tarafından yapılan açıklamalarla da çelişiyor. Savcılık, 10 Şubat günü yapılan söz konusu aramada toplam 25 cenazenin mevcut olduğunu söylüyor. Fakat 10 Şubat 2016 tarihinde, Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada ise şunlar kaydedilmişti: “Şırnak Cizre’de devam eden operasyonda; 20 (5+15) bölücü terör örgütü mensubu terörist etkisiz hale getirilmiştir. (09 Şubat 2016 tarihli basın açıklamasında yer verilen 15 bölücü terör örgütü mensubu terörist bu rakama dahildir.) 10 Şubat 2016 tarihinde de 3 ayrı bölgede, daha önce etkisiz hale getirildiği değerlendirilen 12 bölücü terör örgütü cesedi ele geçirildi…”

     

    Ses kayıtları ve fotoğraflar

     

    HDP’li vekillerin 29 Ocak tarihinde düzenledikleri basın toplantısında bodurmda mahsur kalan Mehmet Yavuzel ile HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş arasında geçen paylaşılan ses kaydında, askerlerin içeriye ateş ettiği duyuluyor.

     

    Bodrumdaki yurttaşlarla 30 Ocak 2016’tan itibaren iletişim tamamen kesilmişti. 31 Ocak tarihinde ise bir grup kadın, ellerindeki beyaz bayraklarla birinci bodrumun bulunduğu yere kadar gitmiş ama daha sonra burada bulunan güvenlik güçlerince gözaltına alınmıştı.

     

    Önce inkar sonra ‘sayı’ verdiler

     

    Yine 2 ve 3 Şubat tarihlerinde de dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bodrumla ilgili yapılan haberlerin yalan olduğunu iddia ederek, “Muhtemelen burada hiç yaralı yok.Gittik kimse gelmedidemiş” demişti.

     

    Birkaç gün sonra 7 Şubat tarihinde TRT, bodrumlara yönelik bir operasyon gerçekleştirildiğini ve “60 teröristin ele geçirildiğini” açıklamıştı. İddia, 8 Şubat Pazartesi günü Şırnak Valiliği ile daha önce “Burada kimse yok” diyen dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından yalanlanmış ve ölü sayısının 10 olduğu belirtilmişti. (Özgürlükçü Demokrasi)