• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-11-09
  • Yeni Akit, Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 'aile dramlarının kaynağı haline geldiğini' manşetine taşıdı

    6284 sayılı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun üzerine Yeni Akit gazetesi yazarı Faruk Arslan’ın yazdığı, “Şiddeti değil yuvayı yıkan kanun: ‘6284’” başlıklı yazı gazetenin manşetine taşındı.

     

    Yazı, “ 'Kadına şiddet’ olaylarının önlenmesi amaçlanan ancak Türk aile yapısına dikkat edilmeden hazırlanan 6284 Sayılı Kanun, aile dramlarının kaynağı haline geldi.” cümlesiyle başlıyor. ‘Kadına şiddet’ teriminin aslında var olmayan, uydurma bir şeymiş gibi tırnak içine alınmış olması daha ilk cümleden yazının içeriğini ve yazılış amacını ifşa ediyor aslında.

     

    Gerici bir üslup ve zihniyetle kaleme alınmış yazı, özetle bu yasanın ‘cadı kadınlar tarafından gül gibi erkekleri mağdur etmek için suistimal edildiği’ safsatasını işliyor. “Şiddet olmasa dahi kadının en ufak şikâyetiyle erkeklerin evlerinden 6 aylık süreyle uzaklaştırılması yuvaları yıkıyor, öfke patlamalarına yol açarak cinayet vakalarına sebep olduğu” iddiasında bulunuyor ve “Kadının anlık bir tartışma sonucu en basit şikâyetiyle, herhangi bir darp olmasa dahi erkeğin 6 ay süreyle yuvasından uzaklaştırılması, aile birliğindeki en büyük tehdit haline gelmesi" kaygısını taşıyor.

     

    Yalnızca bu yılın Ekim ayında 40 kadın cinayeti işlendi ve cinayet kurbanı kadınların yüzde 35’i boşanmak, ayrılmak ya da kendi hayatına dair karar almak istediği için öldürüldü. Bu cinayetlerin yüzde 30’unun ‘mağdur ve mağrur kocalar’ tarafından işlendiği göz önüne alındığında, Yeni Akit’in çizmeye çalıştığı manzaranın arkaplanı daha bir netleşiyor.

     

    İfşa edilen erkek şiddetinin; kadının evin içine hapis, erkeğin ise o ‘evin direği’ olduğu dört-beş çocuklu ‘Türk aile yapısını’ tehdit ettiği kaygısıyla yapılmaya çalışılan bu propagandaların çiğliği insanın kanının çekilmesine sebep olacak cinsten. Yeni Akit’in manşetine taşıdığı bu yazı da, bir tür baskı ve denetim aracı olarak kullanabildiği aile modelini her koşulda korumaya ve kutsamaya kendini adamış dinci-gerici zihniyetin bu işi ne kadar sığ, ne kadar utanmazca yaptığının yalnızca bir örneği.