• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-01-27
  • Çocuk bakımının kapitaliste ve devletine yükleyeceği sistematik külfetten kurtulmuş olacaklar

    Büyükanneye bakıcı desteği kapsamında verilecek olan torun maaşı için detaylı bilgiler gelmeye başladı. Başlangıç olarak pilot illerde gerçekleştirilmesi beklenen uygulamadan toplam 5-6 bin ailenin faydalanacağı düşünülüyor. Büyükanne maaşı uygulaması için yaş sınırı 65 olacak. Bu kapsamda büyükannelere asgari ücretin yüzde 30'u verilecek. Şu anki asgari ücrete göre torun maaşı 420 liraya denk geliyor.

     

    Doğan Haber Ajansı'nın (DHA) haberine göre, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İstanbul'da ekonomi muhabirleriyle gerçekleştirdiği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. 'Büyükanne projesi'nde pilot çalışmaların başlatıldığını hatırlatan Müezzinoğlu ilk etapta uygulamanın 5 bin aile üzerinden yapılacağını belirtti.

     

    Müezzinoğlu, projenin ilk etapta pilot şehirler olarak İstanbul ve Bursa’nın da aralarında olduğu 3 veya 4 şehirde bir yıl boyunca gerçekleşeceğini açıkladı.

     

    Anlaşılan o ki, AKP Hükümeti referandum öncesi çeşitli kesimlere rüşvet kapsamındaki uygulamalarına büyükkanneleri de dahil ediyor. Ne de olsa bir oy bir oydur!...

     

    Konuyla ilgili olarak, Alınteri'nin 7. sayısında yayınlanan yazıyı yayınlıyoruz:

     

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müezzinoğlu geçtiğimiz günlerde, 2017’de torunlarına bakan büyükannelere ücret ödeneceğini, uygulamanın ilk olarak İzmir ve Bursa’dan başlayacağını “müjdeledi”. 0-2 yaş arası çocuk sahibi olup, tam zamanlı-sigortalı çalışan kadınlar için yapılan bu düzenleme, hükümetin neoliberal politikaları kendi ideolojik duruşuyla çarpıp pratiğe geçirmekteki “yaratıcılığının” görülmesi açısından çarpıcı!

    Çocuk bakımını daha baştan “kadın işi” olarak kodlayan ve onu aile sınırlarının, o sınırların mekânsal ifadesi olan evin duvarlarının içine hapsedip, özelleştiren bu yaklaşım, kapitalizmde işgücünün yeniden üretimiyle (hem çocuk doğurarak sürekliliğinin sağlanması hem de onların bakımı ve çalışan proleterin işgününe hazırlanması anlamında)-toplumsal üretim arasındaki ikiliğin çıplak ifadesidir.

    İşgücünün yeniden üretiminin “özelleştirilerek” bir boyunduruk gibi kadının boynuna geçirilmesi, kapitalistin oldukça büyük bir külfetten kurtulması anlamına gelir. Fakat ucuz kadın emeğini kapitalist üretimin organik bir parçası haline getirmekle fiilen kadına yüklenen işgücünün yeniden üretimi görevi arasındaki çelişki, kapitalizmin daimi çelişkisi olarak hep işler. Sistemin ideolojik-siyasi aygıtları bu çelişkiyi aşmak için ellerinden geleni yaparlar. Ataerkinin kapitalist üretimin güncel ihtiyaçlarına göre yeniden üretilmesi için süreklileşmiş bir çaba harcarlar. Kadının hem üretim alanında (toplumsal üretim) hem de ev içine sıkıştırılmış işgücünün yeniden üretimi kapsamında işlevli kullanımı için denenmedik yol kalmaz. Özelleştirilerek kadına yüklenen bu ömür törpüsü işleri “duygusal emek”, “sevgi emeği” gibi kavramlarla ambalajlayarak en başta kadını duygusal bir basınç altında tutarlar, bu “görevlere” kutsallık halesi geçirerek köleliği gönüllülük haline getirirler. Toplumsal açıdan da kadının çıplak bir yabancılaşma alanı haline gelen evi, evin içindeki o görevlerin ağır yükünü “görünmezleştirirler”.

    Kapitalist üretimin toplumsal karakteriyle çocuk bakımı ve ev işleri-yemek gibi sorumlulukların ev içine sıkıştırılarak kadının sırtına yüklenmesi (özelleştirilmesi) arasındaki çelişki, kadın işgücünün kapitalist emek piyasasına daha kitlesel biçimlerde katıldığı ya da kapitalistin buna daha fazla ihtiyaç duyduğu dönemlerde belirgin bir çelişki haline gelir. Bu çelişki aynı zamanda sadece ekonomik altyapıya değil ideolojik üstyapıya da ait önemli bir birim olan aile kurumunun o eşsiz konumunun korunması zorunluluğuyla da birleşir. Kapitalist sistem ve onun siyasi temsilcileri kadını elleri, ayakları ve tüm gövdesiyle kendi çarklarının dönmesinde önemli bir birim olan aileye düğümlerken, kendileri de aynı anda pekçok şeyi dengede tutmak zorunda olan bir cambazlık icra etmek zorundadırlar.

    Büyükannelerin ücret karşılığında torunlara bakmasını sağlamak tam da bu anlamda bir “denge” kurma siyasetidir. Bununla çocuk bakımının toplumsal sorumluluğundan ve bunun kapitaliste ve devletine yükleyeceği sistematik külfetten kurtulmuş olacaklar. Çocuk bakımını süreklileşmiş bir kreş ağıyla toplumsallaştırmanın yaratacağı ekonomik külfetten… Ayrıca bu bakımın sadece 0-2 yaş arası çocukları kapsadığını da eklemek lazım, yani çocukluk döneminin kısa bir kesitini… Diğer dönemler için bu külfeti omuzlayacak, böylesine “özelleşmiş” ve ev sınırlarına hapsedilmiş mekanizmaların yaratılması da sözkonusu değil.

    Yanı sıra yaşlılık halinde bile kadın emeğini “sevgi emeği” adı altında soğurarak ve parayla mobilize ederek çocuk doğurmayı teşvik etmenin “güvenli”, geleneksel mekanizması olarak kullanacaklar. Çünkü giderek daha da zor bir karar haline gelen çocuk doğurmanın önündeki psikolojik eşikleri kaldırmak zorundalar. Kapitalist sömürü çarkı için proletarya ordusunun süreklileşmiş tarzda tazelenmesi ve kitleselleşmesi gerekiyor çünkü…

    Bununla ayrıca hem çocuğu ev içi eğitimle sınırlı bir alana hapsedecekler, sosyalleşmesine sınır çekmiş olacaklar hem de büyükanneler eliyle sistemin geleneksel kodlarını yeni nesillere de taşıyarak süreklileştirmiş olacaklar.

    Evde çocuk bakımının kutsallaştırıldığı, döne döne bunun öneminin altının çizildiği günümüz koşullarında azımsanmayacak oranda kadın bu propagandanın etkisiyle kreş talep etmekten imtina eder hale gelmiştir. Hatta bazı kesimler açısından çocuğu kreşe göndermek ayıpsanmakta, çocuğunu kreşe gönderen anneler de eziklik yaşayabilmektedir. Oysa kısa vadeli ve geleneksel rolleri korumayı, bu rollerin nesiller arasındaki sürekliliğinin sağlanmasını esas alan bu parçadan “çözümlerin” çözüm olmadığını hayat gösteriyor. Toplumsal üretimle bu üretim için gerekli işgücünün yeniden üretimi arasındaki çelişki çözülmediği sürece de bu sancı kadınların sancısı olarak kalmaya devam edecektir. Kapitalist çark bu ömür törpüsü çark arasında dönüp duracaktır…