• Paylaş

    KATEGORİ : KADIN

    Eklenme tarihi : 2017-10-23
  • Adalet Bakanı boşanma hakkının gaspı anlamına gelen arabuluculuk mekanizması üzerinde çalıştıklarını açıkladı

    Müftülüklere nikah yetkisi vererek çocuk istismarının nikahla resmileşip, meşrulaşmasına-yaygınlaşmasına zemin hazırlayan; kadınların Medeni Kanun’la güvenceye alınmış başka haklarını da gasp eden hükümetin bu sefer de boşanma hakkına dönük yeni bir saldırıya hazırlandığı anlaşılıyor. Ankara Hâkimevi’nde “seçtiği” yargı muhabirleriyle bir araya gelen Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yaptığı açıklamalar bunu gösteriyor.

     

    Ailenin sürekliliğini merkeze koyarak kadının boşanma hakkını kullanmasını alabildiğine zorlaştıran hatta bazı örneklerde neredeyse imkansızlaştıran devletin bu sefer de arabuluculuk kurumunu resmileştirmeye hazırlandığını belirtti.

     

    Kadının boşanma hakkını kullanması Türkiye’de zaten oldukça güç bir serüvene girişmek anlamına geliyordu. Toplumsal baskıyı kırabilmiş kadınlar çoğunlukla yargının fiili engelleriyle karşılaşıyorlardı. Bu süreci aştıktan sonra da erkek şiddetine, cinayetlere maruz kalmaları sözkonusu olabiliyordu. Polisten-mahkemeden koruma isteyenlerin hangi engeller, psikolojik handikaplar ve sonuçlarla karşılaştıkları da herkesin malumu.

     

    Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yaptığı açıklamalarsa bu sürecin resmileştirilmiş “arabuluculukla” bir çıta daha yükseltileceğini ifade ediyor. Müftülüklere nikah kıyma yetkisi veren bir zihniyetin bu ara bulucuları müftülük çalışanı olan imamlar ordusu üzerinden varetmesi de sürpriz olmayacaktır. Nitekim Adalet Bakanı da yaptığı açıklama bu kaygıların doğru olmadığını söyleyip arkasından da arabulucuların resmi görevlilerden oluşacağını belirtmesi bunun somut ifadesidir. Sonuçta imamalar da o resmi görevliler arasında yer alıyor. Bir hokus bokusla onların bu şekilde görevlendirilmesi hiç de sürpriz olmayacaktır. Daha önce de buna dönük haberler hatta pratik örnekler yansıdığını düşünecek olursak bu yetkinin onlara verileceğini anlamak güç olmayacaktır.

     

    Aile arabuluculuğuyla ilgili bir soru üzerine, bu konunun Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’yla değerlendirildiğini, uyuşmazlıkların mahkeme kapılarında çözülmesi yerine tarafların tekrar müzakere etmesine olanak sağlanmak yönünde düşünceleri olduğunu aktararak, “Sanki ‘Nikâh kıyanlar arabulucu da olabilecek’ şekline çevriliyor, böyle bir şey yok” ifadesini kullandı.

     

     ‘Köprüden önceki son çıkış’

     

    Aile kurumunu mutlaklaştıran o yaklaşımlarını bir kez daha yineleyen ve bunu da toplumun, çocukların ruh sağlığıyla gerekçelendiren Gül kadının boşanma hakkının gaspı anlamına gelen düzenlemelerini şu sözlerle anlattı:

     

    Aile arabuluculuğu meselesinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızla bu konuyu değerlendiriyoruz. Şu anda tam adı konmuş bir şey yok. Burada da temel felsefemiz uyuşmazlıkların mahkeme kapılarında değil de mümkünse taraflarla bir kez daha iş ciddiye geldiğinde, köprüden önceki son çıkış anlamında bir kez daha müzakere edilmesine imkân sağlama anlamında bir düşünce var. Bu aile müessesesini ayakta tutmaya yönelik çalışmamız. Aynı zamanda çocukların adliye kapılarında, duruşma kapılarında uyuşturucu kullanan ya da katillerle aynı koridorda olmamasını, bir travma yaşamamasını amaçlıyoruz. Bunlar adliyeye gitmeden çözülebilir mi diye çalışma var.