• Paylaş

    KATEGORİ : İŞÇİ SINIFI

    Eklenme tarihi : 2017-12-04
  • 4 Aralık'ı da göçük haberleriyle karşılıyor işçiler, son yasal düzenlemelerse iş cinayetlerine davetiye çıkarıyor

    Maden işçileri 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nü Şırnak’ın o cehennemi ölüm ocaklarından gelen göçük haberiyle karşıladılar. Öncesi bir yana daha 17 Ekim’de sekiz işçinin can verdiği o ocaklardan geliyordu haber… Ölümün, güvencesizlik ve kölece çalışma koşullarının kol gezdiği bu işkolunda 4 Aralık, bu ölümlerin daha da artacağı, yeni Soma’ların, Ermenek’lerin yaşanacağı son yasal düzenlemeler, özelleştirme ve üretim baskılaması kararlarıyla karşılanıyor.

     

    Sadece 11 ayda 84 işçinin katledildiği o yeraltı cehennemlerinden yeryüzüne seslenmeye çalışan maden işçileri için bu 4 Aralık’ın öncekilerden farkı da bu düzenlemelerle olup bitenin yasallaşması, daha da pervasızlaşmasıdır. Özelleştirme saldırısının, üretim baskılanmasının daha saldırgan bir yasal nitelik kazanmış olmasıdır.

     

    Türkiye’de maden ve diğer işkollarındaki ölümlerin “fıtrat” denilerek sineye çektirilmeye çalışıldığı, işçi ölümlerinin sorumlularının işçiler olduğunun ilan edildiği hatta “ne var bunda üç-beş işçi ölmüş” denilecek kadar ileri gidilebildiği koşullarda çalışıyor işçiler. Sadece 11 ayda 84 işçi ölürken; mesela Avrupa’da son 50 yılda tek bir işçinin çalışırken ölmemiş olması gerçeğine rağmen tüm bu söylemler pişkince yinelenebiliyor. Avrupa işçi sınıfının işçi sağlığı ve güvenliği konusunda yürüttüğü mücadele ve patronlara dayattığı önlemler bu işin “fıtrat” meselesi olmadığını açıkça kanıtlıyor işte.

     

    Son Torba Yasa’yla birlikte bizzat TTK’nın işlettiği devlet işletmeleri dışındaki tüm madenlerde tıpkı Soma’da ve diğer yerlerde olduğu gibi rödovansın ya da ruhsatların parçalanarak sayısız maden şirketine satılmasının önü açıldı. Zaten yıllardır tek bir çivinin çakılmadığı ya da işçinin alınmadığı TTK’nın işlettiği ocaklarsa işçi direnişiyle şimdilik “devlet işletmesi” olarak kalmış oldu. Hangi halde olduklarını ve devlet işletmesi olmalarına rağmen oralarda da iş cinayetlerinin önlenemediği, gerekli denetim ve kontrolün yapılmadığı Karadon’da yaşanan göçük ve hayatını kaybeden işçilerden biliniyor.

     

    Şimdi TKK ve TKİ’ye ait işletmelerin parça parça kiralanması ya da satışa sunulmasının nelere yol açacağını siz düşünün. Karşımızda Soma, Ermenek, Şırnak ve diğer katliamlar dururken bunu anlamak güç değil.

     

    Kısacası bu olup bitenler ya da Enerji Bakanı denilen Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın ikide bir çıkıp “daha çok üretim, daha çok üretim” nakaratı altında 4 Aralık’ı karşılayan Türkiyeli maden işçilerinin o “daha çok üretim” buyruğu ve dizginsiz-kontrolsüz özelleştirmelerle hangi Soma’lara sürükleneceğini ön görmek zor değil.

     

    Örgütlenip, mücadele etmedikçe…